Nie'nin Zerdüşt Böyle Buyurdu adlı kitabının okunmasını ısrarla salık veririm. Bir kitap okudum hayatım değişti demek isterseniz ya da bilmediğiniz yazma yeteneğinin açığa çıkmasına yardımcı olmak isterseniz veya farklı düşünmek isterseniz bu kitap bunlar için birebirdir. Kitap ve Nie için söylenen 'faşizme yol açtı' 'delinin biriydi' 'dizgeci değildi' gibi saçmalıklara kulak asmayın. Kitaptaki insan sevgisini anlayabilmek biraz zaman ve birikim gerektiyor, o kadar. Nie diğer yazarlar gibi olması gerekeni değil, olanı yazmıştır ve bu yüzden en insancıl filizoftur...
Nietzsche okumak...
5 görüntülenme · 11 ileti
Katılıyorum Necat Bey,
Nietzsche okumak ve hayata bakışını anlamak; hem teknik hem fikir olarak destekliyor insanı.
Okumanın dışında bu filozofu biraz daha hızlı anlamak isteyenler için; Irvin D. Yalom'un yazdığı When Nietzsche Wept ( Nietzsche ağladığında ) isimli kitabın 2007 yılında çekilmiş olan filminin seyredilmesini tavsiye ederim. Aslında kitaptan çekilen filmlerde genellikle ulaştığım sonuç hayalkırıklığı olduğu halde bu filmi gene de seyretmek istedim ve bu sefer son derece etkilendiğim bir sahneleştirme ile karşılaştım.
Sevgiler,
Böyle Buyurdu Zerdüşt, kuşkusuz, Nietzschenin en önemli eseridir. Gücünü çoğu kişinin zannettiği gibi yalnızca poetik anlatım yapısından değil, aynı zamanda çok güçlü toplumsal kurumlara karşı başlattığı amansız eleştirilerinden alır. Daha eserinin başında Tanrının ölümünü ilan eden Nietzsche, eserde 19. yüzyıl Avrupasını kanserli bir hücre gibi içten içe kemiren Hıristiyan kurumlarını yerden yere vurur ve onların dini nasıl bir sömürü aracı haline getirdiklerinin altını çizer.
Nietzschenin söylediklerinin çok büyük bir bölümü doğru olmasına rağmen, - ne yazık ki - sorumlu olarak gördüğü şey yanlıştır. Nietzsche, insanların kokuşmuş isteklerini din kılıfının arkasına saklayarak, sömürü yöntemlerini adeta kutsallaştırdıklarını çok başarılı bir şekilde gözlemlemiş, bu baskıcı sistemden kurtulmayan insanın başarılı ve mutlu olamayacağını gözler önüne sermiştir, fakat, tüm bu yozlaşmanın tek sorumlusu olarak Tanrıyı göstererek büyük bir hataya düşmüş ve mükemmele yakın öğretisini kendi elleri ile adeta yakmıştır.
Böyle Kudurdu Zerdüşt başlıklı makalemde böyle yazmışım Nietzsche ve Böyle Buyurdu Zerdüşt için... Ben yazdım diye demiyorum ama bu konuda yazılmış en ilginç makalelerden biridir... İsteyene gönderebilirim...
Nietzsche ve doğru...Yan yana gelmemesi gereken ateş ve barut gibidir ve hiç bir zaman yan yana gelmemiştir. Nie'nin derdi 'doğru' kavramını içermez. Dolayısıyla Sayın Rahmi Vidinlioğlu'nun şu cümlesi bence Nie'nin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koyar 'Nietzschenin söylediklerinin çok büyük bir bölümü doğru olmasına rağmen, - ne yazık ki - sorumlu olarak gördüğü şey yanlıştır.'
Yani Nie yıllar sonra bile, hatta hayatta değilken bile; anlayana cevap verir...
Dediğim gibi 'Zerdüşt Böyle Buyurdu' kitabı mutlaka okunmalı... Hem de birkaç çevirmen ve yayınevinden...
Sevgili Necat Dilaver'e katılıyorum " 'Zerdüşt Böyle Buyurdu' kitabı mutlaka okunmalı... Hem de birkaç çevirmen ve yayınevinden... "
Ama Necat bey ile bir konuda kıyasıya tartışırım, o da en iyi çevirinin Turan Oflazoğlu çevirisi olduğudur. ;-)
Tabi bir de orjinalinden okursanız, Hitler'in neden bu adamı sevdiğini biraz daha iyi anlarsınız... Almanca Almanca olalı bu kadar iyi bir dilsel beceri görmüş müdür acaba? Almanca gibi dandik bir dilde bu şaheseri yaratmak ayrıca takdire değerdir. Bu kitabı Latince yazabilirdi hem de çok daha kolay olurdu. Ama zor olanı seçti. Bu da apayrı bir tartışma konusudur.
On yedi, on sekiz sene olmuştur Nietzschenin eserleriyle ilk karşılaştığım. İyinin ve Kötünün Ötesinde, İnsanca, Böyle Buyurdu Zerdüşt gibi eserleri o dönemlerde bayağı dikkatimi çekmişti. Sonra, sonra Nietzsche üzerine yazılan başka eserleri okuyup inceledim. İleriki dönemlerde Nietzschenin aforizmalarının çoğunu veya benzerlerini Asya (Tao-Zen) edebiyatlarında gördüm. Basel Üniversitesinde öğretim görevlisi iken bile popülizmi ve gündemde kalmayı seven Nietzsche, bilerek ve kasıtlı bir şekilde kendi çağına aykırı düşünceler ortaya sürerek gündemde kalmak istemiştir. Kah filozof ve düşünür Arthur Schopenhauerci olan, kah opera bestecisi Richard Wagnerci olan ve çareyi müzikte arayan, kah yazar ve filozof Voltaireci olan, hatta bir dönem Dostoyevskici olan Nietzsche, kendine bir türlü yön verememe derdi ve çaresizliği içersinde bir nevi ruhsal yıkıntıya uğramıştır.
Bundan dolayı Nietzscheye bir filozof gözüyle bakmak yerinde değildir kanısındayım. Zaten filozofluk Alman dilinden ve düşüncesinden çok ötede olan/kalan bir kavram ve niteliktir. Anca, filozof olarak bilinen bazı alman yazarlar, zamanın onlara verdiği huzur ve rahatlığı iyi değerlendirmesini bilmişler ve aniliğinden ve çarpıcılığından (spontaneität) dolayı yaşayan ve gündemde kalan sözcükler ve düşünceler kurmuşlardır.
Örneğin: Hey, Güneş! Ne kıymetin olurdu seni gören gözlerim olmasa?
Aynı şekilde: Hey, Tanrı! Ne kıymetin olurdu
denebilir.
Bunların daha bir çok örnekleri vardır. Ama sadece çarpık düşünüyorum diye insan filozof olamaz. Böyle olsaydı akıl hastanelerinde yatanların çoğu filozof sayılırdı. Nietzsche türünden yazılara önem gösterenlere Asya Edebiyatı okumalarını salık veririm.
Sevgilerimle
Ek: O dönemlerde Asya'yı ve Asya Edebiyatını araştırıp inceleyen ve bunu kullandığını kabul eden sadece Hermann Hesse midir?
Nietzsche; " Ben filozof değil, ruhbilimciyim" der. Felsefe anlamında, onun önemsediği yalnızca antik Yunan felsefesidir.Anımsatmak istedim. Nietzsche' nin daha geniş bir sohbet konusu olmasını umarım bu sayfada.
Ben, Hegel' den bir alıntı yapmak istiyorum izninizle.
" O,bir içerik bulacak yerde bütün düşünceleri yıktığı için, benliği kendi çoraklığında yeniden bulmaktan başka bir şey bilmeyen kendi anlığıyla beslenir."
G.W.F. Hegel - Tinin fenomonolojisine giriş -
BİR NİETZSCHE YAZISI DAHA...
"Onlara karşı kin beslemiyoruz, hatta iyi kuzuları seviyoruz.
Yumuşak başlı kuzulardan daha lezzetlisi yok "
F . NİETZSCHE - Ahlakın soy kütüğü -
"İyi" nin zararsızlıkla eşdeğerliğini, yine, "iyi" nin zarar görmeyeceği
anlamına gelmediğini, "iyi" olmanın "iyi"yi kalıplandırmanın -bütün-ü
yakalama çabasıyla ilgisinin olmadığını adı geçen kitapta açıkça görürüz.
"Zarar" görenin , dışlananın kendi "iyi"sini kurgulaması kaçınılmazdı.
Nıetzsche, nin kendi "iyi"sini arama çabası, göz ardı edilemeyecek
soyluluk ve bir- canlı- olmanın özgünlüğünü koruma çabasıdır.
tüm önyargılardan yakınır, kızar bulursunuz onu."Feda" edilmeye
öfkelenirken, kendini "feda" ettiğinin farkında mıydı bilinmez...
2007
Haşim Gökçek