Almanya'da Barış ve Türkçe Rüzgârı
Almanya, pek çok farklı milletin bir arada ve barış içinde yaşadığı bir huzur ülkesi olarak, dünya barışının da teminatı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
"Yine mi Salı? Evreni altüst etmeye çalışırken bir gün daha boşa gitti sanırım." – Douglas Adams"
"Yine mi Salı? Evreni altüst etmeye çalışırken bir gün daha boşa gitti sanırım." – Douglas Adams"
Almanya, pek çok farklı milletin bir arada ve barış içinde yaşadığı bir huzur ülkesi olarak, dünya barışının da teminatı olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
abacılılar'la ilgili anlatılanlar oldukça çoktur. benim gözlemlerim ise şöyle: abacılılar; nüktedan, şakacı, hazır cevap, çalışkan ve memleketsever insanlardır. abacılılar’ın; oğuzların bozok koluna bağlı günhan boyundan Dûlkadiroğluna beyliğine bağlı bir büyük aile olduğu belirtilmektedir.
Kayseri Yazarlar Şairler ve Sanatçılar Derneği (KAYSADER) Başkanı Ferhat Arslan Haliloğlu'nun sahibi olduğu ve 2 ayda 1 yayınlanan Çıngı Dergisi'nin Ocak-Şubat 2016 tarihli 35.sayısı çıktı, iç sahifeleri 3.hamur kağıt olan 48 sahifelik Çıngı Dergisi'nin bu sayısında aşağıda isimleri belirtilen yazar ve şairler karşılarındaki başlıkları kullanarak bu sayıda yer
aybastı tarihi için belgeler ne diyor: araştırdık: aybastılıla
ın anadolu’da ki akrabalarının yerleşim yerleri ve işte köklerimiz. ne kadar zengin bir aileyiz. İnceleyin
Konak Gençlik Tiyatrosu, 14 Şubat 2009 tarihinde Konak Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Euterpe Sanat işbirliği ile kurulmuştur.
Şem yerinde yanmakta hala.
Peki sen hangi şemşum yakamozlar etrafında dönmektesin hala.!?
Dünya varoluşundan bu yana üzerindeki en büyük kıyımı izliyordu. Vicdanın el vermeyeceği görüntüler yayılıyordu. Barış güçlerine(!) rağmen Sırp komutan Ratko Mladiç'in komutasındaki ordu gözünü bile kırpmadan binlerce insanı kurşuna dizdi. Yıllar geçti ama Bosna halkı o katliamı unutmadı. Sadece Bosna halkı da değil diğer ülkeler de o katliamı
dini ve milliyeti ne olursa olsun kendilerine katılmak ve işbirliği yapmak isteyen herkesi kabul eden bu topluluk 19. yüzyılda türkler’le rumlar arasında edebi ve bilimsel ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynamıştır
Ermeniler'den sonra "Pontuslu Rumlar" da soykırım iddialarıyla uluslar arası kamuoyunun önüne çıktı. Atatürk'ün Samsun'a aylak bastığı 19 Mayıs'ı "Soykırım Günü" ilan eden Pontuslu Rumların, 1967'den itibaren Karadeniz'den ABD'ye 12 bin Türk'ü taşıdığı ortaya çıktı.
“Paris Paris olalı böyle zulüm görmedi” Diyorum. Evin dadısı yüzüme bakıyor anlamsızca. Tarkan’ın en sevmediğim şarkısının sözleri dökülüyor dudaklarımdan “ Kıl oldum abi!”
(2007) teziyle Kayseri Erciyes Üniversitesi’nde Tuğba GÖNEL’in (2008) değişik yönleriyle hayatı ve eserleri “TEZ” konusu yapıldı.
ÜNOSKO Millî Kültür Komisyonu üyesi olarak çalışan Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Üniversitelerce iki ayrı “Fahri Doktora”, bir fahri Profesörlük payesi alan ve Güinnes Rekorlar Kitabına Başvuru çalışmalarını sürdüren KAYACAN’ın, Burdur
İstanbul Şehir Tiyatroları Yönetmelik değişikliği
Araplar, islam hakimiyeti adı altında yüzyıllar boyu aynı dinden olan kardeşlerin kanını akıtmayı, iktidar olmak uğruna ihmal etmezken, dıştan gelen akımlara karşı varlığını sağlam temellere dayandırarak gösteremediler.
Geleneksel Musıkîmizin büyük bestekârı ITRÎ' yi tanıtan bir yazı...
Bazılarınız yazıyı taze olarak okuyor olacak, bazılarınızsa yolu biraz sonra bahsedeceğim şehre düşeceği için google.com dan araştırma yaparak bu yazı yazıldıktan belki aylar, belki de yıllar sonra ulaşmış olacak. 14 Mayıs 2007 Ben ve beraberimdeki dokuz kişi Belarus Hava Yolları’nın bizim köy dolmuşu kadar konforsuz uçağına binmiştik. İki
Suya nağmelerini yazan yapraklar teker teker diziliyordu. Bir aşkın mana katresinde ki yansımalarını aksediyordu. Ne parmaklar okşamıştı, bir şevk katmıştı melallerin seyri hallerince.
Her milletin kendine mahsus bir medeniyeti mevcuttur. Bunun yanında medeniyetlerin beynelmilel uzantıları da vardır. Bugün, medeniyet kavramı “uygarlık” sözcüğüyle karşılık bulmaktadır. Kültür ve medeniyet kavramlarının içeriği ve kapsamı konusu, bugüne dek çokça tartışılmıştır. Bazıları kültürü millî, medeniyeti evrensel olarak nitelemiştir. Her ikisinin de millî olduğunu söyleyenler de vardır.
Kıymetli üstâdımızın kullandığı formlara gelince, sözlü bestelerinin büyük çoğunluğunu şarkı formunda yapmıştır. Bunun yanında,klâsik musıkimizin Kâr, Beste, Ağır ve Yürük Semai ile, Kâr-ı Nâtık, Mersiye, Gazel, Mevlevî Ayini, İlâhi gibi formlarını da oldukça fazla eser üretmiştir. Hatta bestelerinde türkü formunu dahi kullanmış ve bunlarda da çoğunlukla Hüseyni makamını
Tevbe sûresinde, camileri inşâ ve îmar edip şenlendirenler övgüyle anılarak şöyle buyrulmuştur:
"Allâh'ın mescidlerini, ancak Allâh'a ve âhiret gününe îman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.
İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır."
Buna karşılık,
Orhan Pamuk