İçimdeki Ses!
Ya bi sus be Utku ya, genemi sen. Tamam, içimizdeki sessin dedik bağrımıza bastık falan sende işin şeyini çıkardın ama! aaa, olmuyoki böyle zırt pırt, deli zannediyorlar sonra adamı...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Ya bi sus be Utku ya, genemi sen. Tamam, içimizdeki sessin dedik bağrımıza bastık falan sende işin şeyini çıkardın ama! aaa, olmuyoki böyle zırt pırt, deli zannediyorlar sonra adamı...
Her iş yerinde birer atık parçası muamelesi gördükten sora bir mağazanın önünde palyaço kostümüyle bir iş buldum .
Herşey anneannemin ani ölümüyle başladı. Sapasağlam kadındı, laf aramızda dedeme rağmen, sonra bir gün aniden, ölüverdi. Hep dedem önce gider derken, gidiverdi anneannem. Bu olay yaklaşık sekiz sene öncesine denk düşer, yani dedemin hastalığının başlangıcına.
Bizim hanım , zayıflamak için akapuntur
yaptıracakmış …
‘’ Aman dikkat et de , iğneler iştahını açmasın ‘’ dedim .
İyi o zaman seyret bu akşamdan itibaren ve en geç Pazartesi yazıyı gönder.
Ama Hüseyin abi benim bu akşam işim var. Valla hiç boş zamanım yok
Valla ben anlamam, ben o yazıyı Pazartesi sabahı isterim. Kızını öp benim yerime....
Erkekler kız arkadaşlarının annesi ile tanıştığında nedense hep bir iltifat etme gereği duyarlar
Bay Kuschmann şaşkın , çaresiz Aylin’e bakıyor, söylediklerini anlamaya çalışıyordu. Sonra beni çağırdı.- söyle bakalım ne diyor bu, neden ağlıyormuş anlat bana dedi. Ben biraz Almanca biliyorum ya başladım tercümeye – wir sind keine Maschine , wir sind Menschen, geht nicht, geht nicht ,( bir an durakladim neydi
Hayatı yeterince ciddiye almak; ancak bazan da "ti"ye almak gerekir. Hele hele insanın kendisini "ti"ye alması büyük bir erdemdir.
O günde erken çıkıp, karanlık mal deposunun arasından geçerken, iki gün sonra oynayacağımız maçı düşündüm. "Mental ve kondisyon açısından maça hazır hissediyorum, hocamız görev verirse elimden geleni sahaya koyacağımından kimsenin şüphesi olmasın" diyordum basına verdiğim hayali demeçte. Karanlık mal deposunu geride bırakıp, Seka Camii'nin uzakta yanan ışıklarına doğru
Kıymet Hanımın üzerinde keten bir elbise vardır, ancak arka dikişler, son kilo alımlardan sonra fazlaca esnemiş durumdadır . Sıkça oturup kalkmanın da verdiği baskıya dayanamayan dikişler, toplantının ilerleyen dakikalarında teker teker atmaya başlar.
Teknoloji... Cep telefonları... Yaşamı kolaylaştıran bir dost mu... Yoksa insanları felaketler diyarına sürükleyen bir canavar mı?
uyandığımı anlayabilmem fazla uzun sürmedi, kafamı kaldırıp etrafıma baktığım zaman evet rüyada değilim de
Yalamak bizim patronun yaptığı en iyi iş . Bir dil var adamda emsali görülmemiş. Rengi de kahverengi …
O kadar çok kıç yalıyor ki artık dili kuyruksokumunun rengini almış .
Üff, ne kadar da geciktik. Bu yol , bu hızla anca bu kadar saat çekilirdi zaten. Bu bilmemnehanımın oğlu da az uyuz çıkmadı. Anasına şikayet edeceğimi falan mı düşünüyor nedir, bassana oğlum şu gaza...Yok, oğlanın uyuzluğunu bilmeselerdi zaten beni Ankaraya onunla göndermezlerdi. Ne cindir benim annem. Adamın gözünden
Ne yani şimdi sen espiri mi yaptın?... Hadi adamın ismini boşverde, şimdi sen söyle bakalım bana bizim burada ne işimiz var?.... Aman dur sorumu geri aldım
Bu, onu son görüşümdü. Ya da en azından, ben öyle olmasını umuyordum. Aynı gece, apar-topar evi terk etmiş; birkaç gün otellerde idare ettikten sonra, küçük bir daire kiralamıştım. Sessiz, sakin, olaysız ve en önemlisi Ege’siz, yirmi iki mutlu yıl geçirdim. Bir sabah kapı zilinin çalmasıyla, her güzel şey
Hazır bu savaşı kazanmışken ikinci bir zafer için hemen harekete geçerek, “Tamam sizin istediğiniz olsun, bu yıl da Türkiye’ye gidelim, fakat uçakla değil arabayla” bu masum önerime tepki olarak, sadece eşimin insanın içine korku salan b