(1) Haberler…
İddia ediyorum bu yazı İzedebiyatın hatta karpatların en komik yazısıdır. Mel, mel bakmayıp hemen okuyunuz!
"Her kitap, onu okuyana yeniden doğar. — Alberto Manguel"
"Her kitap, onu okuyana yeniden doğar. — Alberto Manguel"
İddia ediyorum bu yazı İzedebiyatın hatta karpatların en komik yazısıdır. Mel, mel bakmayıp hemen okuyunuz!
Uzun, dantelli ve kulotsuz olması, bacagı kavrayan silikonları ile jartiyere ihtiyaç duymaması hemen beni tavlamıştı. Aşık olmuştum o ince çoraplara .
Bu, onu son görüşümdü. Ya da en azından, ben öyle olmasını umuyordum. Aynı gece, apar-topar evi terk etmiş; birkaç gün otellerde idare ettikten sonra, küçük bir daire kiralamıştım. Sessiz, sakin, olaysız ve en önemlisi Ege’siz, yirmi iki mutlu yıl geçirdim. Bir sabah kapı zilinin çalmasıyla, her güzel şey
uyandığımı anlayabilmem fazla uzun sürmedi, kafamı kaldırıp etrafıma baktığım zaman evet rüyada değilim de
Ülke gerçeğinde bir öykü, ister tebessüm edin, isterseniz düşünün. En iyisi siz, hoş vakit geçirin.
Tamam bu gömleği siz istediğiniz diye giydim fakat gömleğin kollarını neden arkadan bağladınız onu anlamadım??? Heyy bir dakika durun bakalım, bana yapmaya çalıştığınız iğnenin kullanma tarihini görmek istiyorum... Sizin de diplomalarınızı görmek istiyoru
“zır, zır, zır”
-Patlama geldim.
-Uyandırma servisi, saat 6:30
-Yok. Bu dünyada bize uyumak yok. Ancak mezarda…
Uyanıklar, sadece toplama ve çarpmayı öğrenirler; saf ve aptallar, hep çıkarma ve bölmeyle elindekini, avucundakini başkasına yedirirler. Oysa, adaletten ve hakkaniyetten yana olanlar ise, 4 işlemi birden öğrenip, yeri geldikçe uygularlar.
Hazır bu savaşı kazanmışken ikinci bir zafer için hemen harekete geçerek, “Tamam sizin istediğiniz olsun, bu yıl da Türkiye’ye gidelim, fakat uçakla değil arabayla” bu masum önerime tepki olarak, sadece eşimin insanın içine korku salan b
İnsan kendinde olmayan bir şeye sahip olacağını düşündükçe onun kıymetini nasıl bileceği ile ilgili hayaller kurmaktan kendini alamıyor
Genelde bu mecburi telefon görüşmemiz sağlamından bir yarım saat sürer. Bazen ben susarım o “goran dobreçivski goran, goran köteki bratisla...” gibisinden uzun uzadıya konuşur.
Fabl türü hayvanlar alemindeki olayları mizahi bir şekilde anlatan, ders verici bir öyküdür.
“Denizden gelen uğultular sallarken üç kuruşluk jiletleri karanlık delikanlıların aç gözlü göğüslerine/ Rüzgâra yamanmış dolunaylarla şahlanır itler, çığlığın çığlığa kanka düştüğü tehlikelerde./ Raconun kırmızı pelerinini savururken o zarif zamana