..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Sevgi bilmekten doğar." -Mevlana
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Gülmece (Mizah)
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Black Friday
Arman Berra
Öykü > Beklenmedik

Bilgi: Tamamen hayal ürünü bir kurgu hikayedir. Bilgilerinize... Karanlık ıssız bir mahalle, saat gece yarısı suları, yorgun bitap bir adam, bozuk zeminli o sokakta evine kalan kısacık mesafeyi zar zor yürüyor, düşmemek için mümkün olduğunca adımlarını yavaş yavaş atıyordu. Fizik olarak ortalamanın üzerinde kondisyonda olmasına rağmen, böylesine basit bir eylemi yapmak için ihtiyacı olan o küçücük dikkati dahi koruyamıyor, her an bir çukura düş

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Gülmece (Mizah)
 Bir Kedi Korkuyordu  (Ahmet Zeytinci)

Kim demiş kediler korkmaz diye, kediler bir şey anlamaz diye... Sadece miyav miyav mı derler zannediyorsunuz siz insanlar biz kedileri... Korkuyorum gerçekten, hem de çok korkuyorum aç kalmaktan. Artık esnaf abilerim, o altın kalpli bana her gün ciğer alan ve can ciğer kuzu sarması olduğumuz abilerim, bana ciğer almaz oldular. Neymiş efendim ''Pahalılık varmış da eskisi gibi kazanamıyorlarmış hıh! Bahane bunlar. bana ne bana ne alıştırmasaydınız bizi.''
 Bir Garip Hasbihal  (Ahmet Zeytinci)

Kapısında bir bira firmasının reklamı olan ufak bir meyhane. Şöyle kapıdan bir kafamı uzatayım bakayım, içeride neler var? Baktım içeride bir iki eleman temizlik yapıyor. Kapısı da çok ilginç gaydırlı guydurlu, yani Amerika’da ki Kovboy Filmlerinin kapısı gibi gıcırtılı... Hele bir de yağlamadılarsa bayılırım o kapının gıcırtısını dinlemeye...
 Hikaye Bu Ya Ferhat ile Şirin Kavuşmuşlar  (Ahmet Zeytinci)

Ferhat ile Şirin, hüzünlüde olsa geçmişten gelen güzel bir aşk hikayesidir. Kavuşamamışlardır, böyle biliriz. Hikaye bu ya bir de kavuştuklarını düşünün. Farzımuhal Ferhat dağları delmiş de o yöreye su getirmiş.
 Sonunda Koyunların Davranışı Anlaşıldı  (Ahmet Zeytinci)

Tabi biz gittiğimizde koyunların dönmesi durmuş, ağıllarına çekilmişlerdi... İllaki koyunlardan birini sıkıştırıp bu konuyu açıklığa kavuşturmalıydım... Koyunların sahiplerinden de izin alıp ağıla daldım. İçlerinden en semiz olanını seçip mikrofon elimde ses kayıt cihazını da çalıştırdım. ''Ne iş bu, koyun dostum on iki gün durmadan dönmüşsünüz, başınız dönmedi mi, mideniz bulanmadı mı, küçük abdeste, büyük abdeste sıkışmadınız mı? deyin hele bakalım.'' Önce melül melül bana koyun gibi bir baktı, sonrada ''Benim adım bile yok daha, oysa ki duyuyoruz ta ileride Anadolu diye bir yer varmış, orada bütün koyunların kınalı, sevimli, can kız gibi isimleri varmış. Şimdi biz bir yerde işte bunu protesto etmek için, sahiplerimizi, çobanımızı protesto etmek için, böyle döndük durduk, ama bir işe de yaramadı gibi sanki, aynı tas aynı hamam, devam ediyor her şey, hiç bir değişiklik yok hayatımızda.''
 Üç Beyaz Evde Olmadı mı Çıngar Çıkar  (Ahmet Zeytinci)

Benim gibi sizin de uyku probleminiz varsa, üç beyazın size de çok kıyakları olacaktır. Deneyin bakın pişman olmazsınız... Yoğurdu biliyorsunuz zaten biz Türklerin dünya mutfağına en büyük armağanı. Biraz sulandırdınız mı ayran oluverir. Ayran oldu mu, sizde ’’Ayranım bile yok içmeye.’’ diyemezsiniz. Hanım da bildiği için üç beyaz tutku mu, mutlaka evde bulundurur...
 Bayandan Az Kullanılmış  (Ahmet Zeytinci)

Gazete de böyle bir ilan gördünüz mü, ne yaparsınız? Apışıp kalırsınız, hatta apışıp kalmak da kesmez sizi, hayretleriniz bile şaşar da, fena mena olursunuz... Tabi böyle bir ilanı da hiç bir gazete basmaz, basmak istemez, direk erkeklerin kişilik haklarına saldırı olduğu için. Lakin bizim yan komşumuz Afitap Abla, kocasından bıktığından mıdır, nedir, böyle bir ilan hazırlamış da, gazeteler bunu basar mı basmaz mı diye bize danışmaya gelmiş...
 Bebeler Hangi Takımı Tutuyorsa Ben de O Takımdanım  (Ahmet Zeytinci)

Gün içinde ki hareket kabiliyetleri ve enerjileri müthiştir çocukların. Birçok ana baba ''Oğlum yorulmadın mı pestilin çıktı az dinlen.'' dese de, çocuklar bu laflara hiç kulak asmazlar. Benim için en yaramaz çocukla bile iletişim kurmak çok da zor değildir. Bir çikolata, bir sakız, ufak bir çikletin ucundadır bu iletişimin sırrı, tatlı dil ve güler yüzü de unutmamalı tabi ki. Sizlere de tavsiye ederim elli yüz kuruşun ucunda tatlı bir muhabbet. Şimdilerde kocaman delikanlı olmuş dünün bir dolu akraba eş dost çocuğu, hep benim onlara aldığım çikolataları ve gazozları, yeri geldiğinde anlatıp anlatıp dururlar aile ortamlarında, dost sohbetlerinde...
 Yakın Arkadaşız Hem de Çok Yakın  (Ahmet Zeytinci)

- Ünlü İş adamı İsmail Kalıngöbek ile birlikte olduğunuz söyleniyor, bu konuda neler söyleyeceksiniz? - Ne birlikteliği yahu! Biz sadece arkadaşız, hatta kardeşiz, kardeşten de öte yaaaniii! - Ama geçenlerde çok lüks bir lokantada baş başa yemek yemişsiniz... Gözlerinizin içine içine bakıyormuş İsmail Bey o sırada...
 Şikayetçiyiz Okurlardan  (Ahmet Zeytinci)

Söze öbür taraftan Yaşar ne Yaşar ne Yaşamaz girdi... ''Aaah kardeş ahhh! Ben de aynı dertten sıkıntılıyım sormayın gitsin. Benim de çok okurum var. Ama gel gör ki bana da çok haşin davranıyorlar hele de bu çocuklar. Orta yaşlılar ve yaşlılar ile bir sorunum yok, onlar biliyorlar benim kıymetimi de bu çocuklar sayfalarımı hemen kıvırıyorlar. Araya kağıt koysalar oysa, ben de yıpranmayacağım. Kütüphane duvarına bile yazdılar da anlamıyorlar.''
10 
 Üçü de Bizi Ayırmak İçin Çok Çabaladılar  (Ahmet Zeytinci)

Çok çabaladılar aramıza ayrılık tohumları ekmek için, başında çok direndik ama, neticede ayrıldık işte. Artık onların kendi dünyası var, benim kendi dünyam. Mutlu muyuz kendi dünyalarımızda? Hem mutluyuz hem de mutlu değiliz. İki arada bir deredeyiz. Hayat bizi çekip götürüyor, bakalım nereye kadar sürükleyecek bu ayrılıklarımızı...
11 
 İletişim Fakültesinin Bahçesinde  (Ahmet Zeytinci)

İletişim Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Hikmet, yanında yine ikinci sınıf öğrencisi Nejad, yanlarında sınıf arkadaşları Necla olduğu halde ellerinde cep telefonları bir şeyler ile uğraşıyorlardı. Hikmet kız arkadaşına mesaj yazarken, Nejad akıllı telefon ile oyun oynuyordu, Necla da yine erkek arkadaşı ile mesajlaşmaya çalışıyordu... Onların beş on metre kadar ilerisinde aynı fakültenin dördüncü sınıf öğrencisi Furkan, yanında aynı sınıftan Ayşegül ile Esma ve diğer tarafta İbrahim. Hepsinin elinde akıllı telefon dedikleri alet, bir şeyler ile uğraşıyorlardı. Aralarında çok fazla konuşma olmadığı gün gibi ortadaydı. Sadece çok mecbur kalıp da birbirlerine soru sorduklarında gelen cevap nadiren evet, hayır ya da çoğunlukla baş sallamaktan, kaş göz oynatmaktan ibaretti... Aralarında beş on metre mesafe olmasına rağmen birbirleri ile konuşmak yerine mesaj atıyorlardı...
12 
 Niyazi Amca  (Kamil Erbil)

Köyümüz bir zamanlar hocasız kalmıştı. Yeni bir hoca bulmak için yapılan çabalar hep boşa gitmişti.
13 
 Lüzumsuz İşler Genel Müdürlüğü - 1 -  (Ahmet Zeytinci)

Masa Tenisi oynarken tak tak tak diye ses çıkaran pinpon toplarının ses çıkarmaması ya da daha az ses çıkarması için neler yapılmalıdır diye de genel müdürlüğümüzün birimlerinde toplantı üstüne toplantı yapılmakta ve bu duruma bir çözüm aranmaktadır... Pinpon toplarına susturucu takılması da seçenekler arsında olup bilahare değerlendirilecektir...
14 
 Maaşımla Taşınsak mı  (Ahmet Zeytinci)

Adı üstünde işte emekli, emekleye emekleye yaşıyoruz vesselam. Neredeyse bu promosyon olayı bir müzayedeye dönüşmüş gibi. ’’Haydi yok mu artıran, arkadaki bankanın yetkilisi beş bine çıktı, evet, bekliyorum altı bin mi dediniz, daha daha yok mu, yedi bin diyor Z bankın yetkilisi beyefendi,’’ Ben de taşınmak istiyorum maaşımla...
15 
 Soba Yakma Sanatı  (Ahmet Zeytinci)

Soba zaten yılların sobası her tarafı dökülüyor. Önce kömür üstüne biraz odun, biraz çıra. Kibritler elimizde de elimizde olmaya, ıslak meretler. Bu kibritlerle sobayı herhalde öğlen namazına varacağımız zaman yakarız, belki de ikindiye bile kalır... En iyisi bir yerlerden çakmak bulmak. Öyle ya, bu devirde kibrit mi kaldı?
16 
 Arkadaşım Koltuk  (Ahmet Zeytinci)

Çoğu zaman hoşuma gider onun üstünde sallanmak. Allah var o kadar otururum üstüne gıkı da çıkmaz. Af et be dostum, arkadaşım, can yoldaşım koltuk. Popomun ve de benim kahrımı çok çektin. Hele kuru fasulye filan yediğimde o mabadımdan çıkan kötü kokular için senden özür dilerim. Keyfim o kadar yerindeydi ki kalkıp da tuvalete gitmeye üşendim işte, kusura bakma...
17 
 Babaannem İle Hasbihaller - 1 -  (Ahmet Zeytinci)

Rahmetli babaannem çok sağlıklı bir insandı zamanında. Sekiz on yaşlarında namaza başlamış ve de ömrünün sonuna kadar; son bir iki senesi hariç beş vakit namazını kılmıştır. Dedem rahmetli, biz doğmadan çok seneler önce vefat etmiş, biz görmedik.
18 
 Babaannem İle Hasbihaller - 2 -  (Ahmet Zeytinci)

Oyunun hiç bir özelliği yok aslında, en önemliside bu oyunda kazanan ve kaybeden yok. Uluçınar babaannem oyunu başlatmadan önce, iki iki ya da üç üç eş oluyoruz. Bir tarafta babannem, ben, babam. Diğer tarafta iki amcaoğlu bir de benim birader. Babannem baş parmağını kaldırarak, ortaya lafı atıyor.''Ha bunuda deyin bakayım kim tututu''. Karşı tarafta cevap hazır.''Ahmet tututu''.Babaannem lafa hışımla tekrar giriyor''O niye tututu''Karşı taraf cevap veriyor''Ya kim tututu''sonra yine restleşme''Bu sefer sen tututu''İşte böyle karşılıklı aynı kelimeler, aynı cümleler, konuşmalarda yer yer hızlanarak devam edip gidiyor. Sonuç; kazanan yok, gülmek var. Bir de ''El üstünde kimin eli var''oynardık, bunu da çoğunuz bilirsiniz zaten...
19 
 İki Hınzır Güvercin  (Ahmet Zeytinci)

Mayıs ayının ilk günlerinde iki tane mini mini güzel güvercin tellerin üzerinde salına salına güneşleniyorlardı... Uçmak ne güzeldi, kanatlarıyla rüzgarı tokatlamak, güneşe göz kırpmak, baharı ciğerlerine çekmek...
20 
 Dut Ağacına Asma Aşısı  (Hakan Yozcu)

Geçenlerde köye gittim. Arkadaşımı ziyaret ettim. Tabii meşhur ağacımızın altında oturup sohbet etmek istedim. Ama ne göreyim, dut ağacımız adeta yerinde yoktu. Neredeyse tamamen kesilip budanmıştı. Arkadaşa “Bu ne hal? Ne oldu bu ağaca?” dedim. Arkadaşım güldü: “Hiç sorma! Bir bilsen ağacın başına neler geldi.” dedi.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Bir Kedi Korkuyordu
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Maaşımla Taşınsak mı
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Bir Garip Hasbihal
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Asarımmm
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Arkadaşım Koltuk
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Az Evvel Otobüsten İndim
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Bayandan Az Kullanılmış
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Uzaktan Kumandan
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.