"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, 'Ne yani, bütün bunlar için mi?' sorusunun tek estetik cevabıdır." - Douglas Adams"

yazı resim

Bir ayrılık günüydü yaşadığımız
Dillerin söylemeye cesaret edemediği
Kelimelerin tüm anlamını yitirdiği
Ve sen ağlıyordun çıldırmıştım
Nasıl bırakıp gidecektim seni
Gözlerinden süzülen gözyaşlarını titreyen dudaklarımla öptüm
Bir ayrılık günüydü yaşadığımız
Azrail'i bekler gibiydi kalplerimiz
Prangaya benzeyen ellerimiz
Nasıl bırakacaktı parmaklarımız
Fakat bitmeliydi bu işkence gitmeliydim
Yavaşça çektim ellerimi ellerinden
Ağlayan gözlerin yere bakıyordu
Kapıya doğru yaklaştığım an işte o an
Tekrar botynuma sarıldın gitme diyordun biraz daha dur
Deyerini bilmediğimiz saatlerin dakikalarına bağlamıştık kendimizi
Bir sigara daha içmemi istedin
Son sigaramda gözlerinde bitti
Mutluluk o an elimizden çup gitti
Son defa sarıldığında boynuma
Ayakta duran bedenim aldattı seni
Yıkılmıştım çünki tıpkı bir ağaç gibi
Bir ayrılk günüydü yaşadığımız
Attığım her adımda senden uzaklaşırken
Bilsen ne çok istedim geri dönmeyi
Seni buradan alıp götürmeyi
Yapamadım yapamazdım kara gözlüm
Şimdi seninle gezdiğimiz o sahildeyim
İçimden suskun çığlıklar atıyorum
Ve unutamıcamı bile bile
Seni unutmaya çalışıyorum......

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön