"Erken kalkan yol alır, ama o yola ne kadar dayanıklı bir karaciğerle çıktığına da bağlıdır." - Hunter S. Thompson"

Çok Oldu

bir tutsağın özgürlük türküsünden / el gibi gelip geçse de umut / suçsuzu barışa kavuşturdu

yazı resim

çok oldu şiirlerle selamlaşmayalı
anlatmayalı içimden geçenleri
karanlık bir kök üstünde otururken zaman
akasyaları ağlattığım çok oldu geceleri

kışkırtıcı bir yay çiziyordu ayın yansısı

camlarını kırdım kuytu odalarımın boyut boyut
havasızlıktan korktum belli
makaslar alıp düş kıpırtılarımdan
kırık dökük aynalarda geçtim ışığın kırılma yerlerinden
girip gölgelerin koluna sesini kıstım gecenin
ve bağırdım nefesim yettiğince biriken sesimden

hey!.
ağaçlar
kuşlar
çiçekler
keresteden yapılmış şu ev
tanıyorum renklerinizi

biliyorum giz dünyanız var herbirinizin
evet tanıyorum sizi geri tepen başdöngülerim
duyuyorum nefesinizi gizler ülkesinden

bakın şu sıradışı sur dışı duvarlara..
suç ortağıydı bir uçtan bir uca karanfillerin
ve sırdaşıydı böğürtlenler şamandırası gözlerimizin

bir tutsağın özgürlük türküsünden
el gibi gelip geçse de umut
suçsuzu barışa kavuşturdu
kırıntılarını kazılardan toplayıp ellerimle
kuşlarla savurduğum çok oldu kuzey yıldızına
ve gökkuşağına
**

bakın
gökkuşağı çiçek açtı
üzerinde hıncahınç çocuk sesi...

(su)

KİTAP İZLERİ

Tutunamayanlar

Oğuz Atay

Tutunamayanların Edebi Ayaklanışı Oğuz Atay'ın anıtsal eseri "Tutunamayanlar", 1972'de yayımlandığında Türk romanında bir deprem etkisi yaratmıştı. Yarım asır sonra bile, bu sarsıntının artçıları edebiyat dünyasında
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön