Din hakkında konuşan herkes mutlaka sorgulanmalıdır. Hiçbir insan hatasız değildir. İnsanlar; zekâ düzeyleri, eğitimleri, kültürel çevreleri ve bilgi düzeyleri doğrultusunda olayları yorumlar. Bu nedenle kendi görüşlerini dinin kesin hükmü gibi sunarlar. Özellikle ilahiyat eğitimi almış olanların din konusunda hata yapma ihtimalleri çok daha yüksektir. Çünkü ilahiyat fakültelerinde farklı ekoller ve yorum gelenekleri öğretilmektedir. Nasıl ki insanlar doğdukları çevrenin düşüncelerinden etkileniyorsa, akademik çevrelerde yetişen kişiler de benimsedikleri ekollerden mutlaka etkilenirler Sünni ortamda doğan kişi Kur'an'ın yeterli olduğunu kabul etse dahi Sünnilerin görüşlerinden bir kısmını mutlaka benimser. Şii ortamda yetişen kişi Kur'an'ın yeterli olduğunu kabul etse dahi Şiilerin görüşlerinden bir kısmını mutlaka benimser. Hatta Satanist doğan kişi sonradan Müslüman olsa bile Satanizmin bir takım batıl inançlarını benimseyip İslam'a uyarlar ki tasavvufçular bunun en büyük delilidir. Tasavvuf İslam, Şamanizm, Hinduizm ve Budizm karışık bir inançtır. Bu sebeple herkes, mümkün olduğunca Kur'an'ı bizzat okuyup anlamaya çalışmalı, farklı mealleri karşılaştırmalı ve ulaştığı sonuçları sürekli sorgulamalıdır. Hatta imkânı olan bir kişi, kelimeleri araştırarak kendi çalışma notlarını ve kendi mealini mutlaka yazmalı mealler artacak sözlerine kulaklarını tıkamalıdır. Çünkü maalesef insanlar meal yazarken kendi fikirleri doğrultusunda yazıyorlar üstelik meal yazarları Modern Arapça'ya göre çeviriyorlar yani 2 sebepten Kur'an meallerinde mutlaka hatalar olur. Hele ki parantez içi kullanan meallerden herkes uzak durmalıdır. Çünkü bu tür mealler 3 farklı şekilde tahrifat yapıyorlar. Bir mealin veya din konusunda bir fikrin çok kişi tarafından benimsenmesi onun mutlaka doğru olduğunu göstermez. İnsanlar kendi düşünce yapılarına yakın fikirleri daha ikna edici bulurlar. Benzer düşünce yapısına sahip kişiler birbirlerinden kolaylıkla etkilenirler. Bu nedenle "Araştırdım, bunun doğru olduğuna kanaat getirdim." sözü o sonucun objektif olarak doğru olduğunu göstermez. Tüm insanlar kendi bakış açılarına yakın fikirleri daha kolay benimser. Bununla birlikte, hiçbir iki insanın düşüncesi tamamen aynı değildir. Herkes, benimsediği görüşlerde bile katılmadığı noktalar bulacaktır. Bu yüzden doğruya ulaşma çabası sürekli devam etmeli kişi kendi kanaatini de gerektiğinde yeniden gözden geçirebilmelidir. Kendisini "Kur'an yeterlidir" anlayışıyla tanımlayan kişiler de eleştiriden muaf değildir. Bu görüşü savunanlar arasında da birbirinden oldukça farklı ve zaman zaman birbirleriyle çelişen yorumlar bulunmaktadır. Dolayısıyla bir kişinin "Kur'an yeterlidir." demesi, ortaya koyduğu her fikrin doğru olduğu anlamına gelmez. Kur'an Yeterlidir Diyenlerin Bazı Batıl İnançları
- Allah'ın gaybı bilmediğini ileri süren yorumlar.
- Ebced şirkini reddederken 19 sistemi şirki sebebiyle Kur'an'daki Tevbe Suresi'nin son iki ayetini inkâr eden yaklaşımlar.
- Namaz ibadetini reddeden yorumlar
- Meryem hakkında çift cinsiyetli olduğu yönündeki iddialar.
- İsrâ Suresi 13. ayetini yanlış çevirip yeni ayet uydurup böylelikle kaderi inkar edenler
- Evrimi dinî açıdan doğru bulan yaklaşımlar.
- Nebimiz İsa'nın bebekken konuşmadığını iddia eden yorumlar.
- Simetrik Kur'an anlayışı iddiası bu iddia bundan çok değil 50—100 yıl sonra Kur'an ayetlerinin inkarına dahi yol açabilir.
- Zülkarneyn'i Nebimiz Muhammed iddia eden yorumlar bu yorum Müslümanların değil ateistlerin işine yarayacaktır. Hele ki hadisçilerin her şeyinin yanlış olduğunu düşünenler tam olarak batıla sapmışlardır. Bu batıl inanç mucizelerin inkarına hatta meleklerin dahi farklı yorumlanmasına hatta belki 50 yıl sonra meleklerin kral ilan edilmesine dahi yol açar. Hem hadisçilerin hem de Kur'an yeterlidir diyenlerin arasında kesinlikle münafık olanlar var. Üstelik kendini Mehdi hatta nebi ve resul ilan ettirmenin peşinde olanlar var. Sonuç olarak herkes herkesi sorgulamalıdır. Sorgulanmaktan rahatsız olan veya eleştiriye kapalı davranan kişilere karşı dikkatli olunmalıdır. Dürüst bir insan, hata yapabileceğini kabul eder ve delillerinin incelenmesinden çekinmez. Çünkü mutlak hatasızlık yalnızca Allah'a mahsustur. Kur'an rehberdir. Ancak İslam'ın ilk dönemindeki saf uygulamasının bütün ayrıntıları konusunda bugün insanlar arasında tam bir kesinlik yoktur. İslam'ın ilk hali gaybtır. Bu sebeple herhangi bir kişinin "İslam'ın saf hâlini eksiksiz biliyorum." iddiasına kesinlikle karşı çıkılmalıdır.