"Yazar olmak, bir tür zihinsel hastalıktır; tek farkı, bu hastalığı satabiliyor olmanızdır." — Neil Gaiman"

yazı resimYZ

çatlak bulunduğunda
artık sürgündü su

biz bir ırmağı
dağını terkederken gördük
yatağından delice kalkarken
düşerken
en yükseğinden dağın
kıvrım kıvrım dönerken
her taşın çevresinden

suyu
kendini sürerken gördük
ardına dönüp bakmadan giderken
dalgayı kucaklayışını gördük
biz
bir olmayı çoğalmak sandık

dağ artık köksüz
ki bilmezsiniz
dağın kökü sudur
su yoksa
dağ kof bir boşluktur

bir kundak
bir beşik
bir de çıngırak
toplandığında bir bebek etmez dediler
salıncaklar ve oyuncaklar toplandığında
evren ne kadar da boş
oysa biz ne kadar acı varsa
yanarak öğrendik

dağ gibi bir cism-i beşerriyeden
gördüler
su gibi bir kadının gidişini

gibi sözcüğü sanrının kör izcisi

dağ sanıyorduk gölgemizi
oysa ayna
artık ne kadar baksak
boş
biz içi su dolu masaldık
inanarak anlattık
ilkin meczup inandı

çatlağımız vardı muhakkak
kadınların gidişi ondandı
biz görmedik

KİTAP İZLERİ

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Peyami Safa

Acının ve Istırabın Edebiyatı Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Har-iciye Koğuşu", hastalığın pençesindeki insan ruhunun zamana meydan okuyan bir keşfi olmaya devam ediyor. Edebiyatın en temel işlevlerinden
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön