Toplumsal Çözülme ve Şirk Temelli Evlilikler

Kur'an'ın evlilik ve kadın-erkek ilişkilerine dair öğretilerinin, tarih boyunca geleneksel yorumlarla nasıl özünden uzaklaştığını inceleyen bu makale, modern toplumlardaki evlilik sorunlarını İslami perspektiften ele alıyor. Sevgi ve merhamet temelli evlilik anlayışının yerini maddi çıkarların almasının sonuçlarını tartışıyor.

yazı resim

**İslam dininde Müslümanların kaynak olarak uyması gereken tek kaynağı olan Kur'an insanın hem bireysel hem de toplumsal yaşamında rehber olmayı amaçlar. Ancak tarih boyunca Kur'an'ın özünden uzaklaşarak hadisler ve geleneksel mezheplerin yorumlarıyla şekillenen bir anlayış, özellikle kadın-erkek ilişkilerinde derin sorunlara yol açmıştır. Bu makalede evliliklerin şirk temeline dayanması kadınların toplumsal konumu ve bu durumun doğal sonucu olarak boşanma oranlarının artması ele alınacaktır.
Kur'an eşler arasında sevgi ve merhameti Allah'ın bir ayeti olarak görür ve evliliklerin Allah rızası gözetilerek yapılmasını önerir:
> “Sizin için nefislerinizden onunla sakinleşeceğiniz eşler yaratması O'nun ayetlerindendir. Ve aranıza sevgi ve acıma yaptı. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm 21)
Ancak hem İslam toplumlarında hem de Batı'da evliliklerin temelinde çıkar ilişkileri ve dünyevi beklentiler yer aldığında bu sevgi ve merhametin yerini çatışmalar alır. Geleneksel erkek anlayışı kadını bir hizmetçi, çocuk bakıcısı ya da yalnızca cinsel ihtiyaçların karşılanacağı bir araç olarak görmektedir. Kadın ise ekonomik özgürlüğü olmadan hayatta kalmak için erkeğe bağımlı bir yaşam sürdürmek zorunda kalmıştır. Bu durum çiftler arasındaki ilişkiyi yalnızca bir çıkar ilişkisine dönüştürür ve sevgi temelli bir birliktelik sağlanamaz.
> “O'ndan başka yalnızca dişilere çağırıyorlar ve yalnızca azgın şeytana çağırıyorlar.” (Nisa 117)
İslam ülkelerinde kadınların toplumsal konumu çoğunlukla hadis ve mezhep yorumlarıyla şekillenmiştir. Bu yorumlar kadını aklı ve dini eksik erkeğin yolunu sapıtan bir figür olarak tanımlar. Bu algı kadının toplumsal hayattan dışlanmasına, eğitim hakkından mahrum bırakılmasına ve regl dönemlerinde ibadet etmekten men edilmesine kadar birçok ayrımcılığı beraberinde getirmiştir. Bu anlayışla büyüyen erkekler eşlerine saygı göstermekte zorlanır. Sevgi ve şefkatin olmadığı bir ortamda kadın mecburiyetten erkeğe boyun eğmek zorunda kalır. Kur'an kadın ve erkeği eşit bireyler olarak görmesine rağmen bu hurafeler kadının özgürleşmesini engellemiştir.
Batı toplumlarında kadınların ekonomik özgürlüğünü kazanması boşanma oranlarını artırmıştır. Çünkü özgür bir kadın kendisini aşağılayan ya da sevgi göstermeyen bir erkekle yaşamak istemez. Türkiye gibi gelenekçi yapısından sıyrılmaya çalışan toplumlarda da bu durum benzer şekilde kendini göstermektedir.
> “İman edinceye kadar ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İman eden bir hizmetçi kadın ortak koşan kadından hoşunuza gitse bile daha hayırlıdır. Ortak koşan erkeklerle iman edinceye kadar kadınlarınızı evlendirmeyin. İman eden bir hizmetçi erkek hoşunuza gitse bile ortak koşan erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırıyor ve ayetlerini insanlara açıklar umulur ki düşünürler.” (Bakara 221)
Kur'an iman temelli bir evliliği önerirken modern toplumlar çıkar temelli evliliklere yönelmiştir. Kadınlar baskıcı geleneklerden kurtuldukça bu tür ilişkilere karşı durmaya başlamışlardır. Ancak bu dönüşüm hem Doğu'da hem de Batı'da aile kurumunun zayıflamasına yol açmaktadır.
Toplumun çözülmesini engellemek ve sağlıklı evlilikler kurmak için Kur’an’daki İslam’a dönülmesi gereklidir. Bu anlayış kadın ve erkeği eşit bireyler olarak görür ve aralarındaki ilişkiyi sevgi, saygı ve Allah rızasına dayandırır. Geleneksel hurafelerden sıyrılarak cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmak ve kadınlara hak ettikleri saygıyı göstermek zorunludur.
Allah’ı seven birbirini de Allah rızası için seven cinsiyet ayrımcılığı yapmadan eşit haklara sahip bireyler olarak gören bir İslâm anlayışı yani Kur’an’daki İslâm topluma tebliğ edilmelidir.
Evlilik kurumundaki sorunların temelinde Allah rızasının değil dünyevi çıkarların yer alması yatmaktadır. Bu durum kadının aşağılanmasını ve evliliklerin yalnızca ekonomik bir ilişkiye dönüşmesini beraberinde getirir. Kur'an’ın rehberliği kadın ve erkeğin eşit olduğu sevgi ve merhametin esas alındığı bir toplumu hedefler. Ancak bu hedefe ulaşmak için geleneksel ve hurafelerle dolu anlayışlardan kurtulmak için Kur’an’ın yeterliliğini kabul ederek İslam'ın özüne dönmek gereklidir.**

Yorumlar

Başa Dön