Hayata Dair
Hayat sevgili gibi'dir: Sevmezseniz lanet, severseniz terk eder ... Atakan Korkmaz
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"
Hayat sevgili gibi'dir: Sevmezseniz lanet, severseniz terk eder ... Atakan Korkmaz
Kolektif alan; herkesle üretecek olan bir üretim nesnesini kullanmaya, herkesle bir tüketime sahip olan yararlanışa paydaşlı olmanızdan öte; kolektif bir depo enerjiye, kolektif yapabilirliğe ve kolektif zenginliğe "bu lütfu keremi olmakla bu senin" demiyordu.
Önce ekmeği kızartmak, üstüne tereyağı ve incir reçeli sürmek sonra da sevişmek lazım/ Ekmek ile yarışmak/ Ağzın incir reçeli kokarken öpüşmek/ Severken sevilmek/ Koşabilirken koşmak lazım/ Aslında anlamak lazım: Yok'un var olabilmesi için 'var'lık şartsa ki şarttır: 'Var'ın yok olabilmesi olanaksızdır/
Tarihe inaçlar doğrultusunda mı bakıyorsunuz? Yoksa kimi bilebildiğimiz bağıntıların kesikli sürekliliği içinde mi bakıyorsunuz?
Totem grup kendi totem dili içinde kendisiyle benzer ortamdaki her hemcins grubun bildiği bir yiyecek türü ile isimleşip, ayırt edici oluyordu. Totem dilinin hem grup içine hem grup dışına bir mesajı vardı.
Zorunlu olup işleyişine devam eden ama adını bile anmayı yasaklamakla (ortakları şirk saymakla) davranan kişi; hala kolektif oluşun manevi baskı ve basıncını da duyuyordu. Eliniz kararlarını alırken kimseye ihtiyaç duymaz diye kolektife ihtiyaç duymamanın kişisi, kendi tekil irade oluşunu söylüyordu. Bu nedenle nefsani olan kişi kolektife filan ihtiyaçla
Sosyolojik olarak her devlet sistemi toplumun beyni, aklı, düşüncesi, ahlakı ve vicdanı demektir. Nasıl ki bir insanı, insan yapan en büyük özelliği kafasının içerisindeki Beyin Hücrelerinin gelişim, hareket ve eğitilme şekline bağlıysa; birey ve toplumu ortak insani ölçülerde yaşatan sistem de, devletin idari ve siyasi yönetim organı, o
Birincilerin çıkarım dayanakları tarihi kesikli süreklilik içinde devamlılık oluşla; kolektif oluşla, kolektif üretim hareketi oluşla, somut ve nesneldi. İkincilerin suçlama çıkarımları soyut temelsizdi. Örneğin sosyal oluş, toplumsal oluş ve üretim hareketi “kolektif hareketle” başlamıştı. Ama köleci mantalite ile hiç başlamamıştı.
Cennet ve cehennemin imgeleri hep bu dünyadandı. Köleci cehennem kolektif alandan ayrılmayı köleci cehennem ile açıklayamıyordu. Kolektif düzlemle aynı zaman içinde olan köleci cehennem cennetten çıkışı aldatılma yüzünden oldu diye açıklıyordu.
Yazmak deliliktir. Eğer ben akıllı bir adam olmuş olsaydım, yazılarımla bir tımarhane kurup, satır aralarından kendini akıllı sananlara göz kırpmazdım. Yazmak; sözcükleri, harfleri eze eze yazmak, içini dökmek, sayıp sövmek, sevmek, gömmek, diriltmek, ters köşe yapmak, dağılmak, toparlamak, çağırmak, itmek, ümit vermek, süründürmek, güldürmek, sırıtmayı yok etmek, saçmalamak,
Hawking evrenin başlayış şeklinin bilimsel yasaların gerektirdiği bir yol olduğuna "inanıyor". Eğer inanıp inanmamak, yani, "inanç" söz konusu ise o zaman "bilimsel düşünce"ye ne oldu? O zaman bilim adamı ile din adamı arasında ne fark var? Bertrand Russell'ın öngörüsü gerçekleşiyor mu yoksa?
Din ve bilim ilişkisi ayrıntılı olarak incelenmeli. Bilim deyince ne anlaşılacak. Topu bilim felsefesine atarak, sahadan çıkacak mıyız.
Eşeklerin bir başka özellikleri vardır; hani Midas’ın uzun kulakları gibi… Bu uzun kulaklar sayesinde güçlü bir işitme duyularına sahiptirler.
Ayrıca çok oburlar, bir türlü doymak bilmezler neredeyse bir tugayın çöplüğünü yeseler bile onu sindirecek güçlü sindirim sistemleri vardır. Bunun yanı sıra develerden daha dirençlidir çölde. Su
Skolastik genel anlamda kiliseye bağlı olan okullarda ve kilisenin otoritesini tanıyan üniversitelerde okutulan konular,uygulanan yöntem ve hakim olan zihniyet demektir.
-Herhangi bir felsefe okuluna sımsıkı bağlanıp kendini her tür eleştiriye kapamış olan bir otoriteye bağlanma zihniyetine de skolastik denir.
diyalektik kavramına (sartre etkilenimli) salt insan boyutundan bir bakış.çok kopukluklar var bu yazımda.çoğu yerini düzeltmeye çalıştım.yalnız yine de çok eksik.kusurlarımla...
Gerçeklik ve algı arasındaki ilişkiyi sorgulayan bu metin, görme duyusunun sandığımız kadar güvenilir olmadığını ortaya koyuyor. Modern bilim ve kadim felsefelerin kesiştiği noktada, beynimizin karanlık bir atölyede nasıl çalıştığını ve dış dünyayı nasıl yorumladığını anlatan düşündürücü bir inceleme. Gerçekliğin ne olduğu sorusuna farklı disiplinlerin verdiği şaşırtıcı yanıtları keşfedin.
Aslında dostlar bence -psikanalizciler belki kızacak ama- insanın doğumunda sahip olduğu eğilimlerden biri de 'gülme dürtüsü'dür. Cinsellik, saldırganlık ve gülme dürtüsü...
Bilimsel düşüncenin kalbinde yatan temel bir tartışmayı ele alan bu metin, canlı çeşitliliğinin kökenine dair Neo-Darwinist evrim ve ortak tasarım modellerini karşılaştırıyor. Evrim hipotezinin bilimsel değil, felsefi ve tarihsel bir temele dayandığını vurgulayan yazı, materyalist felsefe ile yaratıcı akıl anlayışı arasındaki gerilimi bilim tarihi perspektifinden inceliyor.