Yanlızlık
........ Neden mi yazamadım?
Gözler buğulu
Yürek kırık dökük
Eller titrek.
Saatlerdir yazamıyor bir satırı.
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
"Bir şehrin ruhu, anlatılan hikâyelerinde saklıdır. — Italo Calvino"
........ Neden mi yazamadım?
Gözler buğulu
Yürek kırık dökük
Eller titrek.
Saatlerdir yazamıyor bir satırı.
Ah zaman ! Sen, meğer ne acımasız, ne gaddar, ne şeytan, ne doymaz bir canavarmışsın... Ömrümü yedin bitirdin yine de bana mısın demedin... Gençliğimi aldın elimden, bir defacık olsun benimle olmadın... Hep kaçtın... Hep önümde oldun... Bir türlü yakalayamadım, tutamadım elinden...
Boş tencere karın doyurmaz. Bu yüzden tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş demem. Boşsun, boşsun , boşsun, bomboşsun. Boşluğunu kapakla örtme. Sana kapak olamam. Ben yarım dönümlük araziyim, sen bir dönümlük arazisin ama bomboşsun. Boşsun, bomboşsun. Aşkı herkes aynı yaşamaz. Yüreğin boştur.
Niye aşık oldum ki sana... Ne güzel hayatımı yaşıyordum... Bencilce... Hesap vermeden... Özgürce...
Biriciğim herşey sensin ve herşeye sen layıksın. İyiki varsın.
Gök gürültüsü büyük, yağmuru küçük aşklar yaşattı bana hayat. Her yukarı bakışımda başımı yere eğdim tekrar tekrar. Bütün yağmurlar acı bir tokat gibi vurdu suratıma. Her ne zaman birini bir ağacı sever gibi sevmek istediysem, boyundan daha büyük gölgeler düşürdü berrak sularıma. İşte bu yüzden dostum, bu zamana
bahar gelsin sular yürüsün dallarıma diyen ağaçlar gibi
ve hasretle dudaklarını gökyüzünden damla düşsün diye açan toprak gibi
her damlasına hasret bir bekleyiş
her damlasına ömür boyu beklemeye yeminli toprak gibi
Biz, kadını “dağ gibi evlerinde” bilirdik.
“Limanlar gemileri nasıl beklerse, öyle beklediklerini” bilirdik.
Ve bizim bildiğimiz kadınlar öyle kadınlardı.
Bize göre kadın, şairin de ifade buyurduğu gibi;
“bir kadını ortadan ikiye böl…
Ondan bahsetmek istiyorum ama zor geliyor. Ne biliyim onun hakkında sadece yazı yazmak hoşuma gitmiyor işte.
Bir çam ağacının gövdesinde çam sakızı, denizin en karanlık yerinde ışık saçan bir balık, bir zeki kadının beyninde düşünce, bir şairin yüreğinde imge, bir çocuğun ağlayışında gözyaşı, bir ülke coğrafyasında metropol, bir adada palmiye, bir fakirin evinde sımsıcak çorba, bir zenginin evinde antika, senin ise sadece sevgilin olmak
Sonra ansızın bütün saatlerin zembereği boşandı. Akşam freni boşalmış eski bir kamyon gibi çıkıp geldi. Evden beklerler, geç kalmayayım, dedi. Onu durağa götürdüm. Otobüsü hiç gelmesin diye dua ediyordum. Aksine çabucak geldi. İyi akşamlar, yarın görüşürüz, diyebildim. Kalabalık otobüsün içinde bir ara yağmurluğunu görür gibi oldum. Sonra uzak
Ey kirpiklerinden sağdığım gökkuşağı yedi rengi,
Hüzünbaz hüzünleri unut..Ayak diblerine kök salmış siyah’ı da ..Koş yeni demlenmiş yürek demime..Sokul ve mevzilen gözlerinde kuruttuğum kirpiklerime..Şarkılar sustu biliyorum..Söz sırası bizde..Mutluluğumuzdan alıntı birkaç çift umudumuz var dudaklarımıza ördüğümüz..Erişmese de ellerimiz ellerimize, bir yolumuz var özleminde yürüdüğümüz..Sana kaç gel demiyorum..Biliyorum
Bir kadin girer hayatina... Seversin... Sevilirsin... En derininden, en guzelinden hem de... Hayatinin once guzel bir parcasi zamanla da ruhunun butunu ilan edersin. O beklese de beklemese de surprizlere bogarsin. Onun mutlulugu senin icin her seydir cunku
Magazin programları artık çığırından çıktı. İnsanların özel hayatlarını parça pinçik, didik didik ediyorlar. Ediyorlar da ne oluyor? O hayatlara özenen yüzlerce genç kız, star olma bahanesi ile evden kaçıyor, büyük şehirlere doğru yelken açıyor. Binlerce delikanlı işini gücünü bırakıp hayal dünyasına koşuyor. Bunların bir kısmı olağan üstü çabalar