Saygılarımı Gönderiyorum
Olmadı bu şimdi olmadı hiç. Saygıyı gönderdiniz, sevgiyi gönderdiniz hani selamlar, o da gitmek istiyor birilerinin yüreğine doğru ya da ruhuna benliğine doğru...
"Yarınki gazeteler bugünkülerden daha az okunacak, çünkü yarın ben ölmüş olacağım." - Mark Twain"
"Yarınki gazeteler bugünkülerden daha az okunacak, çünkü yarın ben ölmüş olacağım." - Mark Twain"
Olmadı bu şimdi olmadı hiç. Saygıyı gönderdiniz, sevgiyi gönderdiniz hani selamlar, o da gitmek istiyor birilerinin yüreğine doğru ya da ruhuna benliğine doğru...
Bazı insanlar kolayca affediyor, bazı insanlar ise zor affediyor. Ama hemen herkesin kabul ettiği bir gerçek var: Aftan her iki taraf da bir fayda sağlıyor
Anladık üfleyip duruyorsunuz bu zurnaya, nefes çeviriyorsunuz bazı zaman, burnunuzdan alıp ağzınızdan veriyorsunuz, tamam onların hepsini anladık da bu zırt dediği yeri neden bilmiyorsunuz ya da bilmiyormuş gibi yapıyorsunuz? Devlet sırrı mı arkadaş bu? Yoksa meslek sırrı da siz de bunu öğrenip mesleğimizi elimizden alırsınız diye mi düşünüyorsunuz?
Gelin kaynana ve de görümce muhabbetlerinden artık gına geldi Bir taraftan da doyum olmuyor bu tarz muhabbetlere
Önemli olan insanın ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmesi. Nankör olmaması Unutmamalı ki dağın zirvesine ulaşmak için eteklerden yukarı doğru yürümek ve tırmanmak gerek. Eğer bunu başaramazsan zirveye ulaşamazsın. Zirveye ulaşmak da önemli değil. Önemli olan orada nasıl kalabileceğini ve ne yapacağını bilmendir. Bunu bilmediğin an, aşağıya düşmek
Elinde mikrofon spiker soruyor. Bize üç tane dünya edebiyatından klasik eser ismi sayar mısınız? Saymaz mı benim vatandaşım, hemen sayıyor. Anna Karenina-1 Anna Karenina-2, Anna Karenina-3 Vaaaav ne müthiş cevap gözlerim yaşardı... Sonra tekrar soruyor Magazin programı veya evlilik programı yapan üç isim sayar mısınız? Ondan kolay ne
Düşünce üretmenin dost-düşman kodifikasyonu altına konulması, düşünce üretilmesini çok kısıtlamakta, hatta çok kereler engellemektedir. Bunun günümüzdeki en büyük örneği, Atatürk ismi etrafında oluşturulan cepheleşmedir. Türkiyenin siyasi şartları, Atatürk üzerinde zihinsel egzersizler yapılmasını cidden son derece çok zorlaştırmaktadır. Bunun, normal ve sıhhatli bir durum olduğunu söylemek mümkün olamaz.
Ne Mutlu Türküm Diyenebilsin Sonrası zaten geliyor Teşekkürler Vargas İyi ki senin gibi güçlü bir Türk kadınımız var Önce senin, sonrasında diğer Türk kadınlarımız sayesinde bayrağımızın dalgalandığını cümle alem gördü
İspanya’da bir baba, çocuklarının vefasızlığı yüzünden onlara son bir hayat dersi verdi. Baba, kendine karşı hayırsız olarak nitelediği çocuklarını mirastan mahrum etti, Bu yetmedi, ölmeden önce vasiyet ederek mezartaşına “Babayı aldınız” ibaresini yazdırdı.
Unutmayalım ki,
Kemiyet ve Keyfiyet , Beden ve Ruh gibi birbirini tamamlayan, birbirine muhtaç iki dinamiktir
ama kemiyete değer katan keyfiyettir ya da insan kalanların çokluğu cemiyeti zirveye taşır.
Şimdi ise karşımızda hem kemiyeti hem de keyfiyeti yok etmek isteyen bir Küresel
İnsan aslında enerji topudur ve insan denen enerji topunun iki ana enerji merkezi vardır. Bunlardan birincisi; beyindir. Beyin bilgelimizin ve ruhsallığımızın gelişmesi ve anlayışlılığımızın artması için, sanatsal yaratıcılığımız ve kendimizi ifade etmemiz için, sevgi, şefkat, barış ve güçlü bir adalet anlayışı için enerji sağlar. Beynini kullanan bir toplumda
Tarihte birçok filozof, bütün kötülüklerin anasının cehalet olduğunun altını çiziyorlar. Ferdî cehalet, kişinin kendisini ve yakın çevresini felâkete sürükler. Toplumsal cehalet ise askerî savaşlara, yıkımlara ve on binlerin ölümüne sebep olur.
"...Gerçeği kabul etmiş ve derin bir sessizliğe dalmıştı.
O akşam gardiyanlar mahkûmları işkenceye götürmek için koğuşa gelince adamın ölüsünü bulmuşlardı; zavallı, gerçeğe dayanamamıştı.
Hikâyeleri yazarken bile ürperdim, inanın"
Sosyo toplumsa nedenle elbette bu da tam böyle değildi. Ama "suyun rengini kabın rengi olduğunu" unutan şiirin temasına göre kişisi yetkin olmazlık (suyun rengi) ile el kaldırmayı özdeşleşen bu sav çok güçlü ve bu sav öyle göz ardı edilir gibi değildi.
Şimdi internette dolaşırken, Ayten Mutlu'nun bir paylaşımında rastladım bu kitaba ve şöyle bir göz gezdirdim.
Kadir Mısıroğlu denilen fitneci alçağın farklı bir versiyonu bu kitabı kaleme almış. Aklıma ilk gelen Hz. Muhammed'e Ebter diyen Ebu Leheb oldu. Hakkında bir sure iniyor ve kendisinin soyu kesildiği için
Bir palto kaç para? Üşüyorum, değerim buz olmak... Arkadaşlarım nerede? Mangal yürekli insanlar nerede, sıcak ellerini uzatsınlar bana. Üşüyorum. Herkes neşeli şarkılar eşliğinde çayını yudumlamakta. Simit satsam, züppelerin ite kediye benzeyen çocukları dalaşmakta bana. Herkes gücünün yettiğine aslan ya da paşa. Tüm krallıkları yıkmak istiyorum şu an şu
-Kendisine büyük bir miras kaldı,ama o sonunda hapishaneye düştü ve yaşamını intiharla noktaladı.Para ona uğursuzluk getirdi.
\- Akılsızlara, zenginliğin iyiliği yerine kötülüğü dokunur .
Son yıllarda patlak veren ve ayrık otu gibi çoğalan bir mesleğe ve bu mesleğin çoğalmasıyla toplumumun ne kadar ilerleyip, kültürel değerlere sahip çıktığına değinmek istiyorum. Bu meslek Kişisel Gelişim Uzmanlığı...