"Sözcükler, düşüncelerimizin giysileridir. — Samuel Johnson"

Öykü

yazı resim

Benim Ankaram

Sıhhiye'deki Adliye Sarayı'nın yerinde Tekel Depoları var o günlerde bir de Tekel çalışanlarının lojmanları. Enerji Bakanlığı; Bakanlıklarda, bugünkü Yargıtay binasında, Pertol Ofisi Kocatepe Camii'nin oralarda bir yerlerde. Ama camii falan yok daha. Tepeyi yok etme aşamasındalar henüz, camiiyi kondurmak icin patlattıkları her dinamitle Petrol Ofisi'nin camları şangur şungur...

Aksi Bir Gün

Kendi kendime neşeli, eski bir şarkı mırıldanmaya başladım. Kendimi daha doğrusu beynimi bir şeyle meşgul etmeliydim. Yoksa bitmeyecekti bu aksi gün. Evet bu günde var bir aksilik. Tüm bu güzelliklerin arasında göremediğim, duyumsayamadığım bir aksilik olmalı; beni rahatsız eden, bu iğrenç kelimeleri beynime sokan. Yoksa insan nedensiz, durduk

Başlık Parası

Başlık Parası günümüzde de acı bir yara olan bir konu. Burada zaten evli olan Rüstem'in güzel bir kız almak için çıktığı yol ve bu yolda başına gelenler anlatılmaktadır.

Sahne 1 Deneme 1

Böyle imiş hayat oyunu, zalim kurallı kara kaşlı bir siyah gelin, evlendiği gün dul kalan ve bu yüzden acımasız olan. Acımasız ve gaddar, bir ölüm eşliğinde izlermiş küçük yaratıkları......

Selvi Dalında Bir Kelebek

Bana söyleyebilseydiniz keşke tabutum olacak ağacın şimdi nerede boy verdiğini.
İçine gireceğim ağaçla gidip şimdi sırlaşırdım.
Biliyorum bir marangozsunuz sadece, bir müneccim değil.

Vicdan Azabı

Kapının ağzına geldiğimde, yüzünü belli belirsiz seçiyordum. Elleri, akan göz yaşlarının yere ulaşmasını engellemek için sürekli bir çaba içindeydi.

Isimsiz Paranoya

"...sanki beni fark etmis, hatta basından beri orada oldugumu biliyormus gibi oldugum yere dönüyor. “Ne oldu? Ne var?” diyor. Cevap veremiyorum. Benim kendime sordugum soruları bu kez o bana soruyor. Hiç” diyorum. “Hic birsey olma

Uzun Bir Yolculuk

Uzun bir yolculuktu bu. Geri dönüşü olacak mıydı? Yahut dönerse neler değişecekti? Pek düşünmemişti çıkarken yola. Sadece gitmek peşindeydi. Gitmek… Ve alabildiğince uzaklaşmak… Hem kendisini üzen gerçeklerden hem de artık tiksinti veren monoton yaşamından… Bıkmıştı. Uzaklaşmalıydı.

Başa Dön