Erol Evgin, Seni Çok Sevdim
Öyle çok sevdim ki seni,
Öyle çok anlatamam o 1 yılın anlamını, 1000 yıl geçse unutamam
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
Öyle çok sevdim ki seni,
Öyle çok anlatamam o 1 yılın anlamını, 1000 yıl geçse unutamam
Kuru kuruya kahvaltısını ederken gözü kolundaki saatine ilişti. Öğleden sonra ikiyi gösteriyordu. Tüm gece poker oynamış biri için hiç de geç sayılmazdı. Hayattaki tek eğlencesi buydu işte, poker... Ailesini, işini, uğrunda feda etmiş, tek başına, sadece onun için yaşamaya başlamıştı. Gündüzler, geçirilmesi gereken boş saatlerken, geceler hayatını adadığı
Hastaneye Yatmadan önceki SON günlerim
3 Gün SONRA Dört duvar arasına alınacağım
baş parmaklarımla yokladığımda nabzımı titreyen bir enjektör sessizliğinde düğümlendim diyetimle.
kahpedir ey zat hayatın altın fiyatındaki fiyakası.
bağrında sancı
ağrında kapatılmış
kapatmaları.
O da, gördüğüne şaşırdı. Şapkasını havaya attı.
Taylar, anasının memesine uzandılar.
Dışarı çıktık. Babamla burun buruna geldik. Dayanamadım, konuştum.
\- "Müjde baba!" dedim, "İkiz tayımız var:"
O;
Doğanın ve ananın kucağında, babanın yanıbaşında yetişen bir köy çocuğunun, gündelik yaşamından geleceki
günlerine yansıyanlar.
Ensemin keyfi bilir. Bir adım atarım deniz...bir adım atarım evciğim...bir adım atarım deniiizzzz...bir adım atarım evciğiiiimm...Hem yürür hem şarkılar söylerim...bir durur, bir bakar, birden de koşarım. İstersem. İsterim.
Kadın geçmişte o kadar çok kaldı ki şimdiki zaman bittiğinde gelecei bile geçmişti.
Biliyorum, bu plağın sahibi bir kadındı. Ve o kadın şimdi yaşamıyordu. Atar mıydı yoksa böyle sokaklara tamamlamadan o sözcükleri.
Hediyelerin camdan, saçtan/ tenekeden değil de, doğruluk ve sevgiden yapılmış olması gerektiğine inananlar için küçük bir öykü