Su Tadında Yaşamak
Bazen hayatı algılayabilmek için kör, sağır, dilsiz oluruz. Daha da kötüsü zamanın akıp gittiğinin farkında olamamaktır. Hayatı yakalamak istiyorsan bu düşe kulak ver. Belki bir şeyler değişir!
"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"
"En iyi edebiyat, okuyucunun 'Bunu ben de yazabilirdim!' diye düşündüğü, ama asla yazamadığı edebiyattır." - Oscar Wilde"
Bazen hayatı algılayabilmek için kör, sağır, dilsiz oluruz. Daha da kötüsü zamanın akıp gittiğinin farkında olamamaktır. Hayatı yakalamak istiyorsan bu düşe kulak ver. Belki bir şeyler değişir!
Olmuşu unutmak ve olmayanı anımsamak ne kadar da kolaydır .
Dur gitme bekle biraz. Sana ait hiçbirşey kalmasın bende. Al götür yüreğimi. O hiç benim olmadı ki ...
Doğan Cüceloğlu
Sıyakta aruv bir ayaz bardı.terezeler şıngır şıngır sallanıbyatırdı. Belli ki tavlarga kar cavyatırı.Bir eki künge kalmaz köyge de cavardı.Köydün colları kapanır,şeşmeler tonmaga baslardı.
Sıcağı beter bir yazın gölgesinden parkları, dallarda durmadan sevişen kumruları anlatmak kolaycılıktır. Havuzda durmadan yıkanan üç ördeği anlatmakla asfaltın eridiği öğlenleri avutamazsınız. Ama sonra gölgeler sokaklarda uzayıp, güneş Bozköy üzerine
Rüyalarımda tavuz kuşları görüyordum..
Sesimiz yok oluyor onca insanın arasında, hırsımız biraz daha bileniyor sadece. Amelelere sigara dağıtıyoruz, ama patronun yakasına yapışır gibi yürekten. Elimizdeki en büyük adalet, tek dal sigara... Bizim olmayan denize karşı, ciğerlerimizin bizim oluşunu dibine kadar kutluyoruz.
şimdi ise bunların hiçbirini yapmak istemiyordu zar zor kalktı bir sigara yaktı, uzun zamandır kendisi için yaptığı en iyi şeydi bu
Gerçekten ne kadar çok istiyordu orada olmayı.
Şehir var olduğu için kaleler vardı, yollar vardı bitmezcesine ve arabalarda varoluyordu böylece...
Kuru kuruya kahvaltısını ederken gözü kolundaki saatine ilişti. Öğleden sonra ikiyi gösteriyordu. Tüm gece poker oynamış biri için hiç de geç sayılmazdı. Hayattaki tek eğlencesi buydu işte, poker... Ailesini, işini, uğrunda feda etmiş, tek başına, sadece onun için yaşamaya başlamıştı. Gündüzler, geçirilmesi gereken boş saatlerken, geceler hayatını adadığı
E pes yani bana, koyunlara da isyan çıkarttırdım ya,olursa ancak bu kadar olur.. Ne yapacağım ben şimdi, nasıl sakinleştiririm ki ben bu koyunları, koyunların emniyet gücü var mıdır acaba, imdat istesem türünden kara kara düşünürken çalan bir alarm sesi yerimden hoplattı beni.
Okyanusun ortasında bıraktığın düşlerimizi, şimdi hangi kağıt gemilerin küpeştelerinde
bir varmış ile bir yokmuş arasında yolculuklara çıkartabilirdim...
Fikret Başkaya