"Sabahın bu kör saatinde uyanık olan tek canlı türü, ya dahi ya da delidir. Ben, henüz karar vermedim." - Mark Twain"

Segâh Peşrev

Türk Musikisi'nin bilinen ilk makamı Segâh, kendimi bildim bileli bana akşam vaktini hatırlatmıştır, bir İstanbul hanımefendisinin hançeresinden duyduklarımı yazdım...

yazı resim

Çalınız cânım efendim Segâh'tan çalınız
Nerede elleri nâzenin Mesut Cemil Bey
Nicedir Andon udundan dışarı çıkmıyor
Yıldızlara söyledim geç kalmayacaklar
Yaklaşın artık gözlerim beni sevmiyor
Boğaza nâzır idi seslerimizde leylaklar

Çalınız cânım efendim Segâh'tan çalınız
Hayat ne kadar Mâhur idi bir zamanlar
Heybeli'de bitti yazık mehtâba çıkmalar
Ben ki Küçükköy'lü Dilrûba Nûr Sultan
Yürüyünce ardım sıra revân Dersaadet
Katibim Aziz Efendi derdimden perişan

Hatırlar mısınız gecelerden bir gece
Aşkını ilân etmişti Miralay Mustafa Bey
Sizler yine, Kürdîlihicazkâr çalmıştınız
Şimdi ne yâd eden var ne kapımı çalan
Ben ki Küçükköy'lü Dilrûba Nûr Sultan
Çalınız cânım efendim Segâh'tan çalınız
Akşam olmakta şimdi koyu kızıl Segâh

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön