Işığınız Hiçbir Zaman Kaybolmasın
körlüğün sadece beden gözlerinin görmemesinden ibaret olduğu düşüncesinde misiniz
"Yazmak, varoluşsal bir hapşırmadır; bastırırsan ölürsün, dışarı çıkarırsan peçete ararsın." - Kurt Vonnegut (kurgusal)"
"Yazmak, varoluşsal bir hapşırmadır; bastırırsan ölürsün, dışarı çıkarırsan peçete ararsın." - Kurt Vonnegut (kurgusal)"
körlüğün sadece beden gözlerinin görmemesinden ibaret olduğu düşüncesinde misiniz
Osmanlı Ordusunda Azap denen askerler vardır. Bunlar tam bir fedai olarak yetiştirilirler... Bir tokatla adam öldürürler, o meşhur Osmanlı Tokadı betimlemesi de buradan gelir... Burada mantık yok zannedersiniz, ama yanılırsınız, burada esas olan vatan sevgisidir, mantıkla beraber. Düşman askerleri, o Osmanlı Tokadını yemeden olayın ayırdına varamazlar, tokadı yedikleri
biz insanlar neden elimize geçen fırsatların kaybından rahatsızlık duymuyoruz?
Adamlar bir maçta senin on senede kazanamayacağın parayı alıyor sende kışta kıyamette takımımı destekleyeceğim diye tiril tiril titreyerek para verip maçlara giriyorsun, yenilince kahrediyorsun, onlarsa evlerine gidip duş alıyor ve sevgilileri ile baş başa yemek yiyor, yenilgi umurlarında bile olmuyor, cepleri dolu olsun yetiyor...
Hayatımızı kolaylaştırırken hayatı, iletişimi mi kaçırıyoruz. Bir şeyler doğru bir şeyler yanlış gidiyor. Zaman su gibi akıyor.
Bizim dilin, Türk Dilinin güzelliği de burada işte. Bazı kelimelerin cümlelerin birden fazla çok değişik manaları var. Bir çoğumuzda biliriz bunu. Şey kelimesini inceleyip de sözlüğe baktığınız zaman karşılığında şu açıklamayı bulursunuz. Şey:''1. Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz.'' Kökeni Arapça
bizler eleştiri yaparken neden her zaman kötü olanları eleştiriyoruz?
Hasta bir annenin, her zamanki telaşlı sabah rutininden uzak, huzurlu bir güne uyanışını ve küçük kızı Derin'le yaşadığı tipik sabah mücadelelerini nostaljik bir şekilde anımsayışını anlatan samimi bir anlatı. Günlük koşuşturmacanın içinde, anne-çocuk ilişkisinin tatlı gerginliklerini yansıtıyor.
Gündelik yaşamda biraz daha farkılı bir anlamı var: Hayranlık uyandıracak kadar dikkat çekici olan şey veya kişi.
Oyunda ana tema olarak Uyuşturucu Ölüm demektir konusu ele alınıyor. Bir defacıkla bir şey olmaz diyerek deneme ile başlayan uyuşturucunun sonunda mutlaka ölüm olduğu, ve bu nedenle de ne olursa olsun, bir defacık da olsa asla denenmemesi gerektiği anlatılıyor.
Özellikle ailelerin bu konuda çok dikkatli olmaları,
Bugün yüreğim hapır hapır ediyo sabahdan beri. Galbim, sanki güccük dilimin yanında atıyo. Nuçun diye soracak olursan, deyverim: Dün gece bir ürya gördüm hayırdır inşallah; ne sen sor, ne ben söyleyim. Hâlâ etgisindeyim. Ürya değil de kâbus, kâbus gibiydi, hatda kâbusdan beterdi.
İçerisi geniş bir alana sahip. Masalar özenle yerleştirilmiş ve her şey çok temiz. Pencere kenarında birkaç çift huzur içinde yemek yiyor. Bahçesi de var. Açık ve kapalı alanlarıyla burada her türlü ziyafetler, düğünler, nişanlar, doğum günü partileri, iş ve toplantı yemekleri, yeni yıl ve özel günler için yemekler
Şunu anladım ki sevgili günlüğüm; kimsenin derdi kimsenin umurunda değil.”Benim derdim inekle dana, kadının derdi sürmeyle kına.” hesabı.
Malatya’dan bir müjde de taşerona…Yani taşerona kadro sözü Malatya mitinginden verildi!…
Başbakan Davutoğlu; “Taşeron işçilerimizin sorunlarını kesinlikle çözeceğiz” diyerek taşerona kadro vereceğini bir kez daha teyit etti…
Bilirsiniz Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ‘söz verdi mi, arş titrer!...’
HAMİŞ: Malatyalılar, Davutoğlu’dan, Davutoğlu
BİR BULMACA
Ölülerin umursanmak istediği
Kendi kötülüğünden nefret edebilecek hale getirilmesinin, mümkün olduğunu
üzerine titrenen bir güzel bebeğe, ninnilerle uyutulan, hastalandı-
ğında, sabahlara kadar nöbet tutulan, ağladığında beraber
“ Kültür ve sanatın, yerinde ve doğru amaçla kullanılırsa en büyük güç olacağını, bu gücü de hiç kimsenin kıramayacağını” belirttim. “Özellikle devletlerin yapacağı ikili ilişkilerin önemli olduğunu, birbirleriyle ne kadar çok temas kurarlarsa ilişkilerin o kadar çok artacağını” dile getirdim.