Şiddet Sığınacağımız Liman Olmasın
şiddet, iradesi zayıf insanların fırtınaya yakalanmış gemi misali demir attığı en yakın limandır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
şiddet, iradesi zayıf insanların fırtınaya yakalanmış gemi misali demir attığı en yakın limandır.
Dedikoducu insanlar doludur çevremizde... Hele de mahallemizde az yaşını başını almış teyzeler, bir yerlerden bir şeyler duymaya görsünler... O dakika pencereden pencereye seslenirler... ''Hu komşu duydun mu bizim Gülizar'ın kızı Nurten nişanlısından ayrılmış, benden duymuş olma da.'' İyi, lafa bak hizaya gel, senden duymuş olmazsam kimden duymuş olayım?
Eğer ki yüzen birilerine açıl be dostum açıl derseniz tabi ki susamı aradan çıkartmanız gerekecektir. Adam iyi yüzme bilmiyorsa zaten açılmaz. İyi yüzme bilen dostlarımıza da ben yine fazla açılmayın derim, derin sulara. Allah muhafaza kramp mıramp girer, köpek balığı tehlikesi de var bir de. Kurtarayım derken de
Refah seviyemiz arttı haliyle, hiç bir ev de tek televizyon yok artık İki, üç dört, hatta daha bile fazlaya çıkıyor evlerde ki televizyonların sayısı... Her ne kadar Avrupalılar ve Amerikalılar çok seyretmeyip, okuma yoluna gitseler de, biz Türk Toplumu bir türlü vazgeçemiyoruz televizyondan. İyi de etmiyoruz kanımca... Çocuklar
pişmanlık hayatta dönüşü olmayan yanlışlar yapmamızda önemli rol oynayan olmazsa olmazımız diyebileceğimiz bir duygudur
Oyunda ana tema olarak Uyuşturucu Ölüm demektir konusu ele alınıyor. Bir defacıkla bir şey olmaz diyerek deneme ile başlayan uyuşturucunun sonunda mutlaka ölüm olduğu, ve bu nedenle de ne olursa olsun, bir defacık da olsa asla denenmemesi gerektiği anlatılıyor.
Özellikle ailelerin bu konuda çok dikkatli olmaları,
bugünün işini yarına bırakma. yarınımızı düşünerek bizlere vermiş oldukları en önemli öğütlerden bir tanesidir.
Gündelik yaşamda biraz daha farkılı bir anlamı var: Hayranlık uyandıracak kadar dikkat çekici olan şey veya kişi.
Bugün yüreğim hapır hapır ediyo sabahdan beri. Galbim, sanki güccük dilimin yanında atıyo. Nuçun diye soracak olursan, deyverim: Dün gece bir ürya gördüm hayırdır inşallah; ne sen sor, ne ben söyleyim. Hâlâ etgisindeyim. Ürya değil de kâbus, kâbus gibiydi, hatda kâbusdan beterdi.
Hasta bir annenin, her zamanki telaşlı sabah rutininden uzak, huzurlu bir güne uyanışını ve küçük kızı Derin'le yaşadığı tipik sabah mücadelelerini nostaljik bir şekilde anımsayışını anlatan samimi bir anlatı. Günlük koşuşturmacanın içinde, anne-çocuk ilişkisinin tatlı gerginliklerini yansıtıyor.
İçerisi geniş bir alana sahip. Masalar özenle yerleştirilmiş ve her şey çok temiz. Pencere kenarında birkaç çift huzur içinde yemek yiyor. Bahçesi de var. Açık ve kapalı alanlarıyla burada her türlü ziyafetler, düğünler, nişanlar, doğum günü partileri, iş ve toplantı yemekleri, yeni yıl ve özel günler için yemekler
Şunu anladım ki sevgili günlüğüm; kimsenin derdi kimsenin umurunda değil.”Benim derdim inekle dana, kadının derdi sürmeyle kına.” hesabı.
Malatya’dan bir müjde de taşerona…Yani taşerona kadro sözü Malatya mitinginden verildi!…
Başbakan Davutoğlu; “Taşeron işçilerimizin sorunlarını kesinlikle çözeceğiz” diyerek taşerona kadro vereceğini bir kez daha teyit etti…
Bilirsiniz Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ‘söz verdi mi, arş titrer!...’
HAMİŞ: Malatyalılar, Davutoğlu’dan, Davutoğlu
BİR BULMACA
Ölülerin umursanmak istediği
Kendi kötülüğünden nefret edebilecek hale getirilmesinin, mümkün olduğunu
üzerine titrenen bir güzel bebeğe, ninnilerle uyutulan, hastalandı-
ğında, sabahlara kadar nöbet tutulan, ağladığında beraber
“ Kültür ve sanatın, yerinde ve doğru amaçla kullanılırsa en büyük güç olacağını, bu gücü de hiç kimsenin kıramayacağını” belirttim. “Özellikle devletlerin yapacağı ikili ilişkilerin önemli olduğunu, birbirleriyle ne kadar çok temas kurarlarsa ilişkilerin o kadar çok artacağını” dile getirdim.