Damar...
“ Ah o damar yok mu o damar, olmaz olsun “ der, Anadolu’daki bağrı yanan her Alevi.
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında ölümü aldatmanın en kibar yoludur. Ve evet, ben de bu oyunda iyi bir hilebazım." - Virginia Woolf"
“ Ah o damar yok mu o damar, olmaz olsun “ der, Anadolu’daki bağrı yanan her Alevi.
Bu metin, toplumda iffet kavramının kadın bedeni üzerinden tanımlanmasını eleştiriyor. Erkeklerin bu ahlaki denklemin dışında bırakılmasının hem dini öğretilerle hem adalet duygusuyla çeliştiğini vurguluyor. Tarihsel süreçte ahlaki düzenin kadına yüklendiğini, kadının namusu "taşıyan", erkeğin ise "koruyan/tehdit eden" konumuna yerleştirildiğini açıklıyor. İffetin cinsiyet ayrımı gözetmeyen, özsel bir ahlaki tutum
Kuran ahlakına uygun yaşam süren bir ailede, bugün birçok ailede yaşanan sorunlar yoktur. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz olan anne babalara çok sık rastlanır. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga
Ne hayatlar yaşanmış, ne hayatlar yok olmuş…
Diyeceksiniz ki:” Televizyon izlemeye mecbur değilsin. İstemiyorsan izleme.” Keşke o kadar basit olsa. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Aile fertlerinden biriyle hiç yüzyüze gelmemeye, onunla konuşmamaya benziyor. Hem aynı evi paylaşaca
Şiddetin geleceğin en büyük toplumsal sorunu olacağını vurgulayan bu metin, şiddetin nasıl normalleştiğini ve toplumda kök saldığını analiz ediyor. Kontrol kaybı ve iletişimsizlikle beslenen şiddet kültürü, sessizliğin itaat sayıldığı ortamlarda güçleniyor. Yazar, çocuk yetiştirmeden yetişkin davranışlarına kadar uzanan bu sorunun görmezden gelindiğini ve mağduriyetlerin normalleştirildiği toplumların tehlikeli bir
Rüya değil, sanki kâbus.
Ey biçare her şeye geç kaldın şimdi sesini duyurmak için kıvranıp durursun…
Bazılarının gelecekteki sonu da böyle olabilir!
Değişimin bir yanı düş, diğer yanı gerçek..
Değişimin az gerçek yanını yaşayan insan, nasıl atlatacak, değişim rüzgarının şok etkisini?
Türkiye geneline bakıldığında, hani şöyle sakin bir kafa ile el etek çekmiş bir vaziyette düşünmek bile 'yarınlar' olarak şişirilmiş bir gelecek saplantısından başka birşey bırakmıyor insana...
Gerçek bir “tanrısal yasa” söz konusu ise, bu durumda, o yasanın evrensel, sürekli, her devirde, her ortamda, her koşulda geçerli olması gerekir. Çünkü, Tanrı sonsuz olduğundan, onun yasa ve emirlerinin de sonsuz ve sonsuza dek değişmeden durması gerekir. Bu metafiziğin birincil ilkelerinden biridir.