"Ruhumda Sızı"
Öyle derin yaralar aldık ki, kimde küçük bir yara görsek, kaynayan kazana dönüyoruz. Bu yaralar yalnızca kişisel değil, toplumsal bazda da irin akıtarak varlıklarını sürdürmekteler.
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Öyle derin yaralar aldık ki, kimde küçük bir yara görsek, kaynayan kazana dönüyoruz. Bu yaralar yalnızca kişisel değil, toplumsal bazda da irin akıtarak varlıklarını sürdürmekteler.
Konu mutsuz etme değil; mutlu edememek. Bir kelebek örümceyi nasıl mutlu eder: Ona yem olursa. Yem olmak istemiyorum kardeşim. Anlamıyor bu örümcek beyinliler. Oysa gökyüzü herkesin hem örümceklerin hem kelebeklerin. Nedir bu gökyüzü altında bana bunca düşmanlık çözmüş değilim. Ben örümcekleri hayatımdan çıkarmak da istemiyorum. Onların da güzel

1990'lı yıllarda yayınevi temsilcileri, sağlık ansiklopedilerini, bilim teknik ansiklopedilerini, edebiyat ansiklopedilerini, dünya ve Türk klasiklerini kütüphanesi olan okul ve kurumlara pazarlamak için dolaşırlardı.
Ne zaman bir yetkili, bir vatandaş memleket meseleleri ile ilgili iktidarın görüşüne karşı görüş belirtse; sayın başbakan hemen esip gürler: Sen kimsin! Haddini bil. Bu konuda konuşmak istiyorsan parti kurarsın, seçime girersin, sonra meclise gelir, orada konuşursun." Milletvekili değilsen, konuşamazsın yani.….Siyasi konularda konuşan, görüş belirten, iktidarı eleştiren herkes
Hani kopya çeken öğrenciler gruplaşarak bir araya gelir ya işte tüm gruplaşmalarda, örgütlenmelerde, toplanmalarda niyet aynıdır. Niyet: Biz geçelim de, biz ilerleyelim de, biz yükselelim de gerisi önemli değil.
Öğretmenliğe ilk başladığımda ilk 24 Kasım Öğretmenler Gününden büyük keyif almıştım. Kırsal bir kesimde bir ortaokulda Türkçe Öğretmeniydim. O gün, öğrencilerin bana olan ilgilerini, kucağımın çiçeklerle dolmasını, öğrencilerin bana sarılmak ve beni öpmek için yarışa girdiklerini hiç unutmuyorum. Belki bu nedendir ki 24 Kasım tarihini hep Öğretmenler Günü
Öğlene doğru telefon çalmaya başladı. Açmak istemedim, çünkü ya birileri kitap satmak için ya internet ve televizyon yayınlarını pazarlamak için ya da market tanıtımı için arıyor olabilirdi. Ayrıca Telefon, ücretsiz check up v.s kazandınız gibi vaatlerle dolandırıcılık yapmaya çalışan birinin aramış olabileceğini de düşündüm. Telefon çaldı çaldı, cevap
1990lı yıllarda, oğlumun okuluna, Galatasaray Lisesine gittikçe o kocaman tablonun önünde durmadan geçemezdim. Çok uzun bir liste vardı o tabloda.
Oğlum gibi genceciktiler. Ülkeye nice aydın, devlet adamı yetiştirmiş, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Sultanisi-Galatasaray Lisesi) öğrencileri, gönüllü olarak savaşa gitmişler, bir daha geri dönememişlerdi.
-Onun gibi tevazu sahibi bir insan kolay kolay şikâyette bulunmaz. Yıllardır buraya gelir giderim, ancak onun sırtındaki kambur pek dikkatimi çekmezdi. Tâ ki şu ana kadar Evet, düşünüyorum da onun sırtında kambur vardı, hem de iki tane. Ben onun kamburlarına değil, ağzından çıkan hikmet dolu sözlere bakardım.
Sanatta ve sinema da devletin parmak izleri aranmalıdır. İhmal edilen, gözden kaçan bir konudur. Belki de bilinçli olarak değinilmeyen bir konudur.
Krizin teğetçilere dokunmaya başladığını feryatlarından anlayabileceğiniz gibi, gazetelerin internetteki emlak sayfalarına bakarak da anlayabilirsiniz.
Cumhuriyetin kültür ve sanat ideolojisinin mimarlarından Ziya Gökalp' e ilişkin bir inceleme...