Atatürkün Demokrasi - Devlet ve Basın İle İlgili Sözleri
Artık bugün, demokrasi düşüncesi, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. 20. yüzyıl, birçok baskıcı hükümetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür. (1930)
"“Dünyayı yanlış okuyor, sonra da onun bizi aldattığını söylüyoruz.” — Rabindranath Tagore"
"“Dünyayı yanlış okuyor, sonra da onun bizi aldattığını söylüyoruz.” — Rabindranath Tagore"
Artık bugün, demokrasi düşüncesi, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. 20. yüzyıl, birçok baskıcı hükümetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür. (1930)
Günümüzde Gazze halkına karşı İsrail tarafından başlatılan soykırım karşısında, Yahudilerin tarih boyunca Osmanlı ile Cumhuriyet devirlerindeki faaliyetlerine ilişkin bir inceleme denemesi...
Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri başarılardan sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da başarılar kazanmaya devam edeceğiz.
"Kuzey Vietnam'da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atılmıştı. Can acısıyla tapınaktan dışarı koşturan çocuklar çığlıklar atıyordu. Elbiseleri, saçları, yüzleri, minik bedenleri yanmıştı. "
Barıştan sonraki çalışmada başarılı olabilmek milletin istiklalinin korunmuş olmasına bağlıdır.
Ulusal Yeminin hedefi, onu temindir. Ocak 1922, Vakit Başyazarı Ahmet Emine Verdiği Mülâkat.
anılar, bir kişinin herhangi bir dönemde, yaşadıklarını kaleme almasıyla oluşan eserlerde yer alır. genelikle olaylar yaşandıktan sonra kaleme alınır. bu durum bazen unutulmalara, abartılara veya yaşanılan koşulların etkisiyle taraflı anlatımlara da yol açabilir. Ancak sarıkamıştan esaretete, bu tür yaklaşımlar yok. yorumlarda hiçbir duygusallık ya da gereksiz suçlama ve
Osmanlı Devleti Arşiv belgelerinin Bulgaristan' a satılışı...
anılar, bir kişinin herhangi bir dönemde, yaşadıklarını kaleme almasıyla oluşan eserlerde yer alır. genelikle olaylar yaşandıktan sonra kaleme alınır. bu durum bazen unutulmalara, abartılara veya yaşanılan koşulların etkisiyle taraflı anlatımlara da yol açabilir. Ancak sarıkamıştan esaretete, bu tür yaklaşımlar yok. yorumlarda hiçbir duygusallık ya da gereksiz suçlama ve
aşağıya aldığım yazı milli yasın 10'ncu günü, 19 sonteşrin 1938 cumartesi günü, ulus gazetesinden alınmıştır. bu çok önemli ve tarihi yazının gazete sayfalarında kaybolmasına gönlüm razı gelmedi. ıstedim ki, bilinsin okunsun.
SHP eski Milletvekili İbrahim Aksoy, Ermeni Türkleri yazısında, Devlet Bahçeli, Mehmet Ağar, Mesut Yılmaz, Abdullah Gül, Recai Kutan, Oğuzhan Asiltürk, Murat Karayalçın, Hasan Celal Güzel gibi siyasetçilerin Ermeni olduğunu iddia ediyor. Ayrıca edebiyatçı yazar Elif Şafak'ın da Ermeni olduğunu belirtiyor.
30.11.2007 00:
"Kuzey Vietnam'da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atılmıştı. Can acısıyla tapınaktan dışarı koşturan çocuklar çığlıklar atıyordu. Elbiseleri, saçları, yüzleri, minik bedenleri yanmıştı. "
"Kuzey Vietnam'da saklandıkları tapınağa bir Amerikan uçağından dört napalm bombası atılmıştı. Can acısıyla tapınaktan dışarı koşturan çocuklar çığlıklar atıyordu. Elbiseleri, saçları, yüzleri, minik bedenleri yanmıştı. "
Ciddi bir emek ve çabaları olmadan, altın tepside Arap ve Balkan Devşirmelerine devletler sunulması, kişiliği oturmamış bu kitlelerde anormalin üstünde milliyeçi faşist bir egoizm yaratmıştır.
Gerçekleri ne zaman göreceksiniz? Sanıyorlar ki, devrim onlara istedikleri her şeyi verecek. Sıcak bir çorba, dolgun bir maaş, yatakta daha genç biri. Bir bakıyorlar, çorba yanmış, aynı yoksulluk, yataktaki de aynı. Pis kokulu ve kullanılmış. Git bunları torunlarına anlat Marat! Eğer torunların olursa
Kıbrıs Türk Halkının adına, müzakerelere oturan birinin dik durması gerekir. Verelim de anlaşalım, kurtulalım diye masaya oturanların başımıza neler getirebileceğini bilmemiz gerekir. Masaya oturan kişi, Kıbrıs Türk Halkının haklarını sonuna kadar savunması gerekir. Türkleri ikiye bölmek istiyorlar. Aramıza nifak sokmak istiyorlar. Verelim de kurtulalım dememizi bekliyorlar. Bu oyuna
Divan edebiyatımızın ölümsüz şairi Baki, şayet bugün yaşıyor olsaydı kendi itibarının kayırılmasını istemekten ziyade,"Kadrini seng-i musallada bilup ey Özal" demekten kendini alamazdı hiç şüphesiz...