Türklerle Başa Çıkılmaz
Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum. Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum. Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin.
Seni gömdüm geceye.Sevdamı cam şişeye koyup denizin en kuytu köşesine sakladım.Rüzgarını sevdim.Seni savuran yalanlarla dolu.Hecelerine birer şarkı uydurdum kendimce....
İki kanser ilacı ve bir bitki üç farklı kişi ve düşünceyi simgeler. Bu üç kişi yoluyla sağlık sisteminin sorgulanması.
Sahildeki yarısı parçalanmış bankın sağlam tarafına oturdu. Neden sonra bir iki metre ilerde yatan adamı fark etti. Kalkıp çevirdi. Yüzü yoktu. İrkilip sol elini yüzüne götürdü. Biraz ıslaktı ama derisi yerindeydi. Rahatlayıp yerine döndü. Islaklığın sebebini düşünmemeyi yeğledi
Genç kız aniden –ve belirgin bir zafer duygusuyla- gözlerini açtı. “İşte şimdi yakaladım seni.....”, sözlerini tamamlayamadı. Gözleri faltaşı gibi açılmış, fare, sinek, börtü-böcek benzeri birşey olduğunu düşündüğü davetsiz misafirine ba
Kıyamete bir adım yaklaşacak olmanın verdiği heyecanla Celaleddin Efendi’nin dudaklarında bir gülümseme belirdi. Tam o sırada uykusundan uyanan Hayyat Efendi, Fırat Nehri kenarında bir kayanın üzerinde oturduğunu duyumsadı ve ne anlama geldiğini bilemediği emet sözcüğüne bakmasına müteakiben yirmi beş yıl sürecek olan kıyamet tellallığına başladı...
Kediyi yanımıza çağırdık ama hayır manasında kafasını sağa sola salladı. Sonra biz devam ettik konuşmaya. Tam nasıl gidebiliriz diye konuşurken kedi kahkaha atmaya başladı. Biz biraz tuhaf tuhaf kediye baktık ama o hiç bişey olmamış gibi istifini bozmadı.
"Alfred; biz çürüyüp dağılmış kemikler olduktan sonra, yeniden hayata döndürülecek miyiz?"
Bir anda olmuştu herşey… Şimdi şehrin etrafında kapkaranlık ve bunaltıcı bir duman dolaşıyor ve yanmış cesetlerin kokuları tüm binaların içlerine doluyordu. Bur bir felaket olmuştu… Şehri sona erdiren bir şey…
...soruların her birini tek tek cevaplaması gerekiyordu. Bunun içinde bir şekilde o karanlığa dalıp, kaybolması şarttı.
Zaten merakıyla savaş içerisinde olan Cem, adına cami denilen bilinmezliği duyduğunda yenilgiyi kabul etmiş ve elinde kalan üç beş askerle birlikte teslim olmuştu merakına.
Zaman üçe bölünmüştür. Bugün, yarın ve dün... Bu üç zamanın arasında kaybolan bir kişi. Sonu bekliyor ya da başı... Belki de her ikisini. Bu yüzden zamanını bekliyor ve sadece dayanıyor.
\*\*\*
"Dayanmalıyım"...
Günümüzden yaklaşık 50 yıl önce bizden habersiz bir antlaşma yapılmıştı ve bu antlaşma binlerce masum insanın yok olmasına neden olmuştu.