İçimdeki Başkası
Evrenin ve Dünyanın yaradılışına şahit olan biri, belki de bir ruh, ya da bir bilinç, kendini birden bir bedenin içinde buluyor ve onun gözüyle, çok tanıdık olaylara gözlemci oluyor.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Evrenin ve Dünyanın yaradılışına şahit olan biri, belki de bir ruh, ya da bir bilinç, kendini birden bir bedenin içinde buluyor ve onun gözüyle, çok tanıdık olaylara gözlemci oluyor.
Çevremizde gördüğümüz her şey, bir ressamın kesin çizgiler konulamadan bırakılmış yaşam tasvirinin eskizi gibidir. Çünkü burada gün ışığı yoktur. Her taraf gündüz aldatmacası için lambalarla aydınlatılır ve gece aldatmacası için bir düğmeye basmak yeterlidir.
Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum. Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin. Hiç sanmıyorum.
Juneau , şehrin en çok bu yönünü seviyordu . Koca şehrin her bir santiminde bir tarih yatıyordu . Bu sokaklardan ,caddelerden her geçişinde kendini o zamanlarda yaşıyormuş gibi hissediyor ve efil efil tarih kokan bu yerlerde bir süreliğine kendini kaybediyordu...
Herkes gibi, kendi meleğinizi kendiniz yaratırsınız. Ve o, hiç de beklemediğiniz bir anda, sizi ziyaret ediverir. Sizi büyülü örtüsüyle kaplar ve öyle bir etkiler ki, gittikten sonra da ondan birşeyler mutlaka kalır. Onu özler, beklersiniz; çünkü o sizden bir parçadır aslında.
'Hayatımda öyle birşey olsun ki herşeye bakışımı değiştirsin ve beni birden olgunlaştırsın' dediğiniz oldu mu hiç...
“Her gün bana mutlu şeyler yazmayı unutma, tamam mı?” dedi, dostça gülümseyip göz kırptı ve kayboldu. Belli ki öyküye yetişmesine az bir zaman kalmıştı. Pelin ise ağzı açık, hala boşluğa bakıyordu ama bir yandan da düşünmeye çalışıyordu…
Aslında... 21. yüzyılda Mısırlılarla ilgili bir kitabı okurken bir mısırlının size karşı çıkması ne kadar normalse bu da o kadar normaldi...
Ejderha içini çekti, kendini zor durumlarda bulmaya ve komik duruma düşmeye alışkındı. Onu gören olursa en fazla bir tane daha eklenmiş olacaktı.
...Adam, her bir filmin özetini dikkatle okuyarak saatlerce bakındı. Nerede olduğunu ve yaptığının garip karşılanacağını önemsemiyor gibi, hayatının en önemli kararını verecekmişçesine tüm filmleri tarıyordu....
"Eskiden her şey ateşmiş. Tanrılar her şeyi bir kıvılcımdan yaratmış. Her şey öyle ateşmiş ki, bir zamanlar dünyanın tam göbeğiymiş adına “cehennem” dedikleri. Şimdi ise sönmekte dünyanın bütün ateşgedeleri..."
Hşşşt… Sessiz olun… Duyuyor musunuz?
Zamanın ve mekanın ötesinde, zamansızlığın ve mekansızlığın hüküm sürdüğü bir yerde kelimelere ihtiyaç olmaksızın bir sohbet sürmekte… Kulak verin.
Kakaolu bacaklar, vanilyalı yüz...Çikolatalı gözler. Buzdan
burun....kakaolu eller
işte Ellenin hikayesi........
Belki de dedeler, hikayeleri dilden dile anlatılsın diye var olan simülasyonlardan ibaretler. Belki de gerçekte dede filan yok.