Kamil - Dede
Kezban Nine, gözüne Kamil Dede’nin koltuğunun altında ilişen şeyin ne olduğunu merak etmiş etmesine ama uzun zaman önce bıraktığı gibi ne Kamil Dede’nin kolunun altındakini ne de niçin onu aldığını sormuş.
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Kezban Nine, gözüne Kamil Dede’nin koltuğunun altında ilişen şeyin ne olduğunu merak etmiş etmesine ama uzun zaman önce bıraktığı gibi ne Kamil Dede’nin kolunun altındakini ne de niçin onu aldığını sormuş.
Beklemiyordu, böyle bir şeyi hiç beklemiyodu. Şırası mıydı şimdi?Durup dururken bu atama da neyin nesiydi? Hem de şunun şurasında okulların açılmasına iki hafta kala... Atamayı mı düşünecekti, yoksa önündeki kış kıyamette Ter-ü taze karışıyla dört yaşındaki kızını mı?
O da biliyordu, vatan toprağının her karışında görev
İşsiz bir gencin küçücük odasında çaresizce beklerken, anılarını anımsar. Küçükken Fırat'ın öbür yüzünü ölümüne merak etmiştir.
Bir gün dayısıyla gider, ama cebinde de bir aynası vardır. Günah olduğu için kırıp atmak ister. Dayısı başka köyde bir inak alıp ona teslim eder.dönüşte uyur ilginç bir rüya görür.
Adam elindeki gazeteyi bırakıp giderken,gözünde Doğu Türkistanlı adamın yüzü canlandı,sanki kendisiyle konuşur gibiydi;
-Sağol gardaş,sağol...sağol...
İçinin burkulduğunu hissetti.
Kısa yoldan köşe dönmenin hayaliyle yaptığı işlerin sayısı çoktu. Yapmadıkları ne kalmıştı ki? İki kardeş her şeyi denemiş ama düşledikleri zenginliğe ulaşamamışlardı. Yaptıkları işten dürüstlük ve doğruluktan eser olmadığının farkındaydılar. Başkalarına
17aralık 04, akşam haberleri, umut dolu ve akşamın kızıllığından arta kalan bir mutluluk kara gözlerde. Artk her şey daha başka olacak dedi kendine. iki kulağ vardı, iki gözü, iki eli ve bacakları, ne kaldı geriye biraz aşk, geçinecek kadar iş ve zaman. ş
İhtiyarın nefesi yavaşladı, yüzünü yorgun bir tebessüm kaplarken, bulutsu gözlerinden birkaç damla yaş hastane nevresiminin üzerine döküldü.
Koğuşta bulunan her kes sukutun limanının da demir atmış, ihtiyarla düğün harmanlarına gitmişti.
Doktor Hayd
Her zamanki yerinde... mahalle meydanına bakan odasında, demirden korkulukları pas tutmuş, çerçevelerinin boyaları dökülmüş penceresinin önünde ahşap sandalyesinin üzerinde, üstünde gri battaniyesiyle uyuyakalmıştı....
Şan, şöhret, makam hırsı, hepsi annemde vardı.Ünüversitede başarılı profösördü.Araştırmaları, işinde başarııyla yükselmesi derken ben bir köşede sevgisiz kalakalmıştım.Annemin içindeki hırs beni kinlendiriyor her gün birazdaha canavarlaştırıyordu.hep erteliyor hep erteliyordu. Ertelediği yıllar 20 yıl olmuştu.
Oysa ben anne şefkati merhameti istiyordum. O başka yerde bulunmayan sevgi kucağuna