BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM
Bugün benim doğum günüm. Tarihe önemsiz diye düşülmeyen not gibi belirsiz. Doğduğum gün değil, doğum günüm bugün. Bir yabankazı gibi, bir kertenkele, bir ceylan yavrusu gibi günü belli olmayan doğumlardanım ben. Doğarken tarihe not düşülmeyenlerin yaşama düşebilecekleri notları da olmaz diyesim geliyor bazen. Çünkü bir ömrün üstünde kara bulut gibi dolaşan önemsizlik hissiyle başetmek kolay değil. Takvimlerin bütün yapraklarına aynı mesafe ve merakla bakmayı bilir misiniz? Hepsini de aynı derecede sevip, aynı derecede nefret eder misiniz? Belki hepsi de sizin ama belki de hiçbiri sizin olmayan yapraklar. Yalnızca sonbahar çağrışımlı olan yapraklar. Çünkü hiç birinde başlangıç işareti bulamadığınız yapraklar. İşte benim bu gün doğum günüm. Bu yapraklardan birisine tutunma günüm. Hepiniz hoşgeldiniz.
Bugün benim doğum günüm. Hayalini kurduğum yaşamın kıyısındayım. Seyretmenin dayanılmaz acı kıyılarında..ve seyretmenin doyumsuz kıyılarında..yaşam bir sabun köpüğü gibi silerken yaşadıklarımızı, geriye bakmanın hüzünlü kıyılarında. Belki de yaşamış olmanın bedeli, geriye bakmaktır. Kırk yaş geriye bakmanın vakti geldi mi diyor bilmiyorum; ama benim geride görebileceğim bir şey yok. Bu yüzden geriye de bakmayacağım bundan sonra. Çünkü geride not düşebileceğim bir yaprak bırakmadım henüz. Ve ben mutlu olmalıyım bugün. Çünkü... bugün benim doğum günüm.
Bugün doğduğumu varsaydığım günüm. Geçmişine ve geleceğine tutunduğum gün. Kirlenmiş sayfalarına, yıpranmışlığına, mutluluğuna tutunduğum gün. Sevdiğim ve sevildiğim gün bu gün. Bugün hayata bir başka rövaşata yaptığım gün. Ayaklarım hala yukarda, yere düştüğümde kimse kaldırmasın beni. Çünkü düştüğümde gol olduğunu görmek istemiyorum sonucun.