uğultulu gecelerin kıyısında gezinirken uyanamıyorum
bir yaz akşamı penceremin perdesi hafifçe aralanıyor
çocuk ruhlu güneş arkasında gizlenmiş pierre loti'nin
huysuz ihtiyar çınar ağacı gölgesinde kucak açmış torunlarıma
birden gürlüyor poyraz aslanvari
sertçe dalgalanıyor bitap düşmüş çayır
özgürlük pençesindeki yapraklar aralarında fısıldaşıyorlar
manzara berraklığını yitirip solarken
parmak uçlarımla son bir kez intibaya dokunup sessizce vedalaşıyorum
karanlıkta gözlerimi ovuştururken ne uyanık ne de uykuluyum
beyaz elbişenle karşımda oturuyorsun
cézanne sofrasını önümüze kurmuş
sıcacık ekmekler, iki kadeh kırmızı şarap ve loş ışığıyla bizlere eşlik eden kandil
göz göze geldiğimizde gülümsemen içimi ısıtıyor
duygularım allak bullak
yelkovan ters yönde dönerken akrep yerinde sayıyor
nedense konuşamıyoruz ve masadan kalkıyoruz
kapıyı vurup çıktığımda ise sen ağlıyordun
uyuyamıyorum uğultulu gecelerin kıyısında gezinirken









