Meçhule Yazılmış Mektuplar - 16
Sana yazmadan duramıyorum, ey meçhul ve muhayyel iklimlerin perisi! Selâmımın ucuna bir gül iliştirip huzurundan ayrılıyorum.
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
Sana yazmadan duramıyorum, ey meçhul ve muhayyel iklimlerin perisi! Selâmımın ucuna bir gül iliştirip huzurundan ayrılıyorum.
Baharın emareleri, kendini hissettirirken yazıyorum bu mektubu sana ey meçhul ve muhayyel peri. Ben, merhabanı özledim, o sımsıcak sesini. Bu özlemle sana gıyabında merhaba diyorum.sesinin sıcaklığı olmasa da ortamda, hayalin yetiyor içimi ısıtmaya…
Ankara hiç bu kadar kararmamıştı. / Ne kar ne buz ne ayaz,
Hani eskiler demişler ya, “önce refik sonra tarik.” Ben bu meçhul ve muhayyel yolda kalem ve kâğıdı seçtim kendime refik olarak. Bu mektuplar boyunca gizli ve aşikâr cümle hâllerime bu ikili şehadet edecektir.
Bir nisan yağmuru sonrası dinginliği, / Yuvalanmış gözlerine. / Eleğimsağmalar
Şair boşuna,”yârin dudağından getirilmiş/ bir katre alevdir bu karanfil.”dememiş. Mutlaka bir bildiği olmalı. Zaten, söz konusu olan yârse neler söylenmez… Karanfil bile, yâre borçlu bu dizlere göre.
Zamanı, zambak kokulu avuçlarına ipek bir mendil gibi düren muhayyel periye…
Ellerin hep beyaz zambakları hatırlatır bana. Gülüşün seherde yeni açmış gülü…
Sözlerimin başlangıcında selâm sana muhayyel peri,
Dün yine ellerini düşündüm , o bembeyaz zambakları andıran dürüldüğünde gonca, açıldığında gül olan ellerini.Biraz hüzne büründüm biraz sevince gark oldum.
Hep yürekler üstünde açar. / Naçar ruhlara, / Yağmur serinliği
Sevmek, suda yanıp ateşte buymaktır. / Sevmek, bin bir hayalden; /
Ne güzel sesin var sesin bir masal. / Adında gül açar sen güle
Akşamın alacasında sevdim seni aşikar. / Zaman dardı. / Güneşin
Ayrıca bu cevabı sizlerle paylaşacak kadar güçlü ve cesur da değilim. Bu durumu ister ketumluk, ister korkaklık, isterseniz de ifşa kabul edin…
Erguvanî akşam saatlerinde, / Nefes nefese, tırmanırdık dik yokuşları. /
Ey gözleri sinemde yaralar açan hüma!
Susma konuş benimle ihtiyacım var,su gibi akan dilinin ilacına…
İşte aşk, bu renk ve usare harmanından derlenen, muhtevasında ateş, su, hava ve toprağı cem etmiş füsunlu bir iksirmiş… Ruhlara üflenen can iksirinin özü aşkmış meğer. Onu bilenler bilirmiş…
Selâmın ardınca,
Bugün Ankara’ya yağmur yağıyor ve bende bir burukluk var... Derunumda bir yerlerde erguvanî hüzün çiçekleri açıyor.
Kuğular da bu güzellerin ve güzelliklerin bir parçası. Beyaz renge ayrı bir anlam katan, zarafet ehli. Hilkatin beyaz incileri…
Bakışların gözümde yanan kandil daima. / Bazen çayımdaki dem her dem gönlüme hüma.
YouTube kanalı ismi
Mısraların Sesi @mısralarınses.i
"Bu kanal, rahmetli babam İbrahim KİLİK'in geride bıraktığı şiirleri yaşatmak ve daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla kurulmuştur. Kaleminden dökülen dizelerin müzikle buluştuğu bu eserleri sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Onu sevenlerin hatıralarını tazelemek, tanımayanlara ise şiirlerini ulaştırabilmek en büyük dileğimdir. Ruhu şad olsun. Beğeni ve destekleriniz için teşekkür ederim. 🙏🕊️"
Tanıtım
Demlik Güzeli (Namı Diğer Çay)
Dilberin gamzeleri.
Demliğin dem demleri.
Bardakta keklik kanı.
Tebessüm huzmeleri.
Dostun dosta ikramı.
Alır yürekten gamı.
Fincanda türkü söyler.
İnce bellide mani.
Zamanın gül kurusu
Gülde gülşen dokusu.
Rehavetten kurtarır.
Pek de şirin doğrusu.
Bardaktır mihmandarı.
Herkesin çeker canı.
Yalnız bu kadar değil.
Sohbetlerin mimarı.
İnce bir gülüş gibi.
İçe süzülüş gibi.
Ülfete kapı açar.
Kaldırır hep uzleti.
Ankara,03.09.2007
İbrahim KİLİK