"Hayat çok kısa, sanat uzun. Sanatın ömrünü uzatmak için yeterince şarap içtim, sıra sizde." - Oscar Wilde"

Ömer Faruk Hüsmüllü

Çapulcu Manyak - 26

Günahtan kaçıyorsunuz, günahtan korkuyorsunuz ama günah işlemekten de kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Günahları attınız ve kaçtınız; kurtuldunuz mu? Bence kaçmayı bırakın, alın karşınıza günahlarınızı ve konuşun; mutlaka bir uzlaşı yolu bulacaksınız.

Bir Arkadaşımı Kaybettim

Aslancık'tan geriye ne kaldı? Çektiğim birkaç fotoğraf ve Köpeğin Adı Badi adlı romanımda onunla ilgili birkaç satır. Güle güle sevgili arkadaşım Aslancık.O masum, temiz bakışlarını hiç unutmayacağım.

Çapulcu Manyak - 24

Bir gün, gene kırlarda dolaşıyoruz. Biraz yüksekçe bir yerden ben önde o arkada iniyoruz. Ben düzlüğe çıkınca arkama dönüp baktım, o daha tümseğin yarısındaydı ve adeta çakılı kalmış gibi duruyordu.

Çapulcu Manyak - 23

Büyücünün elindeki teleği çekip aldım, önce sol gözüne sonra sağdakine sapladım. Bağırmadı. İteleyip sedirin üzerine düşürdüm. En sonunda da boğazını bütün gücümle sıktım

Çapulcu Manyak - 22

Bir yazar Zaman geçer derler, fakat heyhat... zaman durur, geçen biziz. demiş. Bu görüşe katılıyorum. Zamanın geçtiği izlenimimiz bir yanılsamadan ibaret. Zaman var mı yok mu bilemiyorum. Çünkü içine girmek istesem giremiyorum, dışına çıkmak istesem çıkamıyorum. Öyleyse zaman, ne var ne de yok! Bazıları zamanı durdurmak istiyormuş. Zaten

Çapulcu Manyak - 21

Bu üç gençten Bekir uyuşturucu müptelası, Haydar tinerci ve Sami de şarapçıymış. Gençler birbiriyle konuşmaz, hatta birbirlerini tanımazlarmış. Hava kararınca herkes odaya gelir, bir köşedeki yatağının içine girer uyur, sabahleyin de kalkar gidermiş.

Çapulcu Manyak - 20

Mukavva kutular, tenekeler, pamuk, kusmuk, solmuş çiçekler, kedi leşi, yırtılmış kitap ve gazete sayfaları, boş poşetler, bulaşık süngerleri, fırçalar, kakalı çocuk bezleri, disket, kemikler, et, sucuk, peynir, çivi, iğne, küpe, 25 kuruş, kumaş parçaları, ayakkabı, şapka, çekomastik tüpleri, keser, sakız, parfüm şişeleri

Çapulcu Manyak - 19

Önümdeki duvarın içinden ses geliyor. Biri bağırıyor. Şimdi yumruklamaya başladı duvarı. Ve duvarlar eski yerlerini alırken tavan da yükseldi. Meğerse odam ne kadar genişmiş.

Çapulcu Manyak - 18

Koğuşta bir gün kadınların hepsi hüngür hüngür ağladı. Ben şaşırmış bakıyordum etrafa. Annem de ağlayanlara katılınca iyice merak etmiştim. Meğerse o gün koğuşta benim yaşlarda Hasan adında bir çocuk ölmüş.

KİTAP İZLERİ

Ayaşlı ile Kiracıları

Memduh Şevket Esendal

Ankara'da Bir Apartman Dairesi: Cumhuriyet'in Mikrokozmosu Memduh Şevket Esendal'ın ilk olarak 1934'te yayımlanan ve adeta bir edebi zaman kapsülü niteliği taşıyan romanı Ayaşlı ile Kiracıları,
İncelemeyi Oku
Başa Dön