"Yarının bugünü, dünün yarınıdır. Yani pek de yeni bir şey yok." — Douglas Adams"

Ayaküstü

İçimizden gelen ses bütünleşmeyi arzuluyor. Heyhat nerede o günler, asker yerine, avcıların atışlarına karışan köpek sesleri, barut kokusu yerine, vurlan bıldırcın, keklik kokusu. Pınarlar yol gözlemekten, akan göz yaşı oldu. Saygılar

yazı resim

Ayaküstü
-doğru yerdeyim-

Bütünleşmek yerine yaşlı aslan sanrısı
Çerçevede portreler, çatı ortasında yas
Belli bir sıkıntı var bir gebelik ağrısı,
Gidenleri bekliyor pınar başındaki tas.

Her yer yatır, evliya kayıt dışında garaz
Hegemonya kul kişi tedirgin tüm cemaat
Cemreler çabuk düştü ister oku, ister yaz
Milli marş okunurken, okunuyor şecaat.

Dolmuşa bin ayakta, dolduruşa gel yolcu
On kapıda yanlışın, on kalem de işkence
Tutulmuş köprülerde iş tutuyor çapulcu,
Geçmiş geriye gelmez, on ikiyi on geçe.

"Yer demir, gök bakır" ufuk kızıla çaldı
Saatler, yol taşları, aş ekmeğin peşinde
Mutluluğu beklerken düğünler yarı kaldı,
Sağırların artarken, körlerin kaç yaşında.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön