Mutluluk ve umut havuzumun çeşmesini açık bırakmış gibiyim. Sabah kalktığımda, parıldayan son damlayı, bir alkolik misali ağzıma atabilmeyi umut ettiğimde, ayağım kaydı ve boylu boyunca yere serpildim. Artık bitmiş miydi? Ne hiç duymadığım bir müzik, ne de hiç seyretmediğim bir film doldurmaya yetmiyordu. Boşa gidiyordu, bulut beyazları, gökkuşağı zerresine bulanmış yağmur damlaları. Sevgilimin aşk dolu öpüşmeleri kare kare dağılıyordu, sağdan soldan kollarımı açmışım boşluğa, bir araya getirmeye çabalıyorum delice, kan ter içinde. Toplayamıyorum bir türlü sığmıyor avuçlarıma, kum taneleri gibi kayıyorlar arsızca. Bebeklerin haykırışları kesiliyor, sessizlik çok sinir bozucu, bir sis çöküyor birden. Soğuk, iliklerimi bıçaklıyor. Sessizlik dayanılmaz, çıldırıyorum. Görmüyorum, hiçbir şey elimi kolumu sallamaya devam ediyorum. Dövüştüğüm şeyin kokusu, rengi, sesi yok. 22.07.2015
YZKİTAP İZLERİ
Gözyaşı Konağı
Şebnem İşigüzel
Osmanlı Sürgününde Modern Bir Kadının Sesi Şebnem İşigüzel, Gözyaşı Konağı’nda, 19. yüzyıl Osmanlısının boğucu atmosferini, ataerkil bir ailenin baskısıyla Büyükada'ya sürgün edilen genç bir kadının
İncelemeyi Oku










