..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlığın hangi filizi köreltilmek istenmişse, tersine o filiz daha gür büyümüştür. -Freud
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Günlük Olaylar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Şehrim Kadınları
Übeyda Nur Karadağ
Şiir > Toplumcu

Gün doğdu yine Yine o içimdeki karmaşıklık Koşuşturan insanlar Ölüm, doğum, kalabalık Karışık her karışım karışık Yine uyandım Uyuyamamıştım da aslında Çünkü İstanbul’um ben Uyuyamam ki Hiçbir zaman sönmez benim ışıklarım Ve çok fazla kalabalığım bir o kadar yalnız Büyüğüm epey O kadar da küçük Güçlüyüm ben Ama fazla savunmasız İstanbul’sun sen diyorlar Ne peki İstanbul Ben söylüyorum İstanbulluların her şeyi, Fakat hiçbir

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar
321 
 Kalkan ve Savaş Davulu  (Göktu Kara)

Bir kelebek esintisinin uzak doğuda fırtına çıkarması beklenir bir durum. Ekonomik darboğazın boğmaya başladığı bugünlerde fillerin çarpıştığı bir ortamda kedilerin hırlaşması doğal. Güney Kore’nin arkasındaki filler ile Kuzey Kore’nin arkasındaki filler füze kalkanı projesi yüzünden karşı karşıya geldi.
322 
 Duyarsız Basını Kınıyorum / Eleştiri  (Kâmuran Esen)

Edirne Valisi Fahri Yücel'i kaybettik.........
323 
 R. T. Erdoğan Türkiyeliliği Keşfetti.  (Mehmet Sinan Gür)

Belki de gerçekten iyi niyetlidir.
324 
 Kıbrısa Tarih Tekerrür Etmemelidir  (Özcan Nevres)

Girit'te Osmanlının topladığı askerler yüzünden genç nüfus kalmamış. Buna rağmen geride kalan yaşlılar Rum'larla dişe diş mücadelelerini sürdürüyorlar. Rumlar topraklarını ve kimliklerini kahramanca
325 
 Simav Şiir Şöleni  (Ahmet Sargın)

Simav Şiir Şölenin de buluştuk
326 
 Cömertlik Mertlikle Olur Bilmekteyim  (osman demircan)

Bir sofradayım sanki sofra bezi var sadece. Yenilir yutulur bir durum değil açıkçası. Cimriliğin daniskası somfamda. Akıllar kıt, yürekler boş, beyinler fukara... Nereden tutsan sofra bezi aynı. Tat alınacak hiçbir şey yok. Kıtlık elde... Elimden ne gelebilir? Dudaklar boş sürahi... İçmeye varlar. Ağızlar kazan, yemeye varlar. Bir duvarın iki tarafı karambol. Tüm kaçmalarım karanpolde.
327 
 Neler Oluyor?  (Hüseyin Cem)

Bu ülkenin insanları kandırılıyor. Ama benim umudum bitmedi...
328 
 Züğürt Tesellisi  (Kâmuran Esen)

Nato toplantısı, Türkiye'nin çok yararına olmuş - muş...
329 
 Yüreğimeden Güvercinler Uçurdum / Fatma Çetin Kabadayı  (Ahmet Sargın)

Yüregimden Güvercinler uçurdum Fatma Çetin Kabadayı
330 
 Adayları İzledim  (Hakan Yozcu)

1984 yılında genç bir üniversite öğrencisiyken derslerin birinde Hocamız “Sunum yapan bir konuşmacı, eğer konuya tam hâkim değilse; veya konuyu tam olarak bilmiyorsa, durmadan “eeeee” diyerek bir çıkış, kurtuluş yolu arar. Bu, onun kendine güveni olmadığından ileri gelir. Bu davranış, kendisi için bir düşünme payıdır. O anda, hazırlıksız olduğu için anı kurtarmaya çalışır” demişti.
331 
 Vatan Elden Giderken  (Özcan Nevres)

Sabah gazetesinin Sabah diyor ki köşesinde Erdal Şafak’ın yazısından aynen alıyorum. “Son zamanlarda sık sık ağlamayı alışkanlık haline getiren KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın dün Genel Kurmay
332 
 Bazı Doğrular Vardır ki...  (Emine Pişiren)

En bilinen ve en gerçek yalan "doğruları" söylemektir.Daha etkileyici ve inandırıcıdır.
333 
 Sudenaz'ı Kurtarmak  (NUH KENİŞ)

Sudenazlar ölmemeli. O tür ölümler artık filmlerde kalmalı. Bir de… Sudenaz için bütün kalpler duaya kalkmalı. Rabbim Sudenaz’ı annesine,babasına bağışla.
334 
 Böyle Özgürlük Olmaz Olsun  (Ayhan Kanat)

Bilimsel bir eleştiridir
335 
 'Çalışmak' Fiilinin Şimdiki Zaman Çekimi  (NUH KENİŞ)

Ben çalışıyorum Sen çalışıyorsun O çalışıyor .......
336 
 Yalnızlıkta Güzeldir...  (Emine Pişiren)

Yalnız olmayı özlediğimiz anlarımız olmaz mı?
337 
 Saptamalar  (Aycan Özkan)

NOT: Bu yazı; referandum öncesi Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır. Bugün yaşananlara baktığımızda, öngörülerin gerçekleştiğini görebiliriz. Bu nedenle, tekrar yayınlama gereği duyulmuştur. REFERANDUM Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Sosyalist solda referanduma bakış üç ana başl ıkta toplanmıştır. a) “Yetmez ama evet” diyenler b) Boykotçular ve c) Hayırcılar. Sosyalist solda "evet"çilerin temel gerekçeleri, mücadelenin gerileme dönemlerinde, burjuva partilerinin küçük de olsa yapmak istediği reformları desteklemek. Sosyalist solda boykotçuların gerekçeleri, burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak. Sosyalist solda hayırcıların değişik gerekçeleri olmakla birlikte evetçilerin tersi açıları var. Evetçiler, yukarıda değindiğim gibi yapılacak reformlara destek temelinde “evet” diyorlar. Hazırlanan anayasa taslağında var olduğu söylenen reformlara bakalım. Evetçilerin iki dayanağı var: a) 12 Eylül anayasasının değiştirilmesi, darbecilerin yargılanması gibi, özellikle bizim kuşağın (78) tam destek vermesi gereken bir tasarı. b) Anayasa tasarısındaki kısmen de olsa demokratileşmenin getirilmesi,´dayanışma grevi, iki sendikaya üye olabilme vs... Acaba öyle mi, bunun gerçekle ne kadar örtüştüğüne bakmalıyız. Darbecilerin yargılanmasının mümkün olmadığını, tam da referandumun yapılacağı gün olayın zaman aşımına uğrayacağını bilmemiz gerekiyor. Ayrıca bu iktidarın darbecileri yargılama gibi bir kaygısı olsa ne Kenan Evren’i köşkte ağırlarlardı, ne de kendilerine muhtıra veren genarele şeref madalyası verip, altına trilyonluk araba çekerlerdi. Buna şöyle bir itiraz olabilir. En azından 12 Eylül tartışılmaya açılmıştır, bu da bir şeydir. Ya da sınıf mücadelesi yükseldiğinde yargılamayı işçi sınıfı yapacaktır. Sınıf mücadelesi yükseldiğinde biz onlara “Reformunuzu da alın gidin!” diyeceğiz. Dolayısıyla bu ve benzeri verilerin ciddiye alınacak yanı yoktur. 12 Eylüllere ihtiyacı kalmayan burjuvazinin ve uluslararası emperyalizmin 12 Eylülü tartıştırıp kendi politikalarını fütursuzca uygulayacak AKP iktidarını pekiştirmek için, moda deyimle, yeni vaseyetçi siyaseti uyguluyorlar. Daha açıkçası 12 Eylül’den bu güne oluşturulan yeni vesayet (cemaatlerin vesayeti) rejimine yasal bir zemin hazırlarken, bu durumu olabildiğince yapay gündemlerle gizleme çalışıyorlar. "Ergenekon" gibi ne idiğü belirsiz bir canavar yaratıp, bu canavarın ağzına iktidara muhalif olan harkesin atılması bu süreci hızlandırdığı gibi, Türkiye'ye, emperyalizm tarafından biçilen rolü (Bölge jandarmalığı, Alt emperyalizm, Mızrak başı) uygulamak için ortam hazırlanmıştır. Korku imparatorluğu yaratmak amaçlanmaktadır. Anayasa tasarısında olduğu söylenen kısmi demokratik reformlara gelelim: 8 yıllık iktidarı döneminde hangi demokratik reformları yaptığı bir yana, üretimi tamamen taşeronlaştıran, sendikaları etkisizleştiren, en ufak hak arama mücadelesinde en ağır saldırıları yaptıran (Tekel direnişi), sadaka ekonomisi oluştururken ülkeyi talan eden ve ekonomik iyileşmeyi borsanın iniş çıkışlarına bağlayan, 8 yıldır İMF. DB. DTÖ'nün politikalarını uygulamaktan başka bir şey yapmayan bu iktidarın, ne gibi demokratik reform kaygısı olabilir ki?... Dayanışma grevinin yasal anlamda hangi alt yapısı oluşturuldu? Ayrıca dayanışma grevinin yasalaşması için parlementoda yeterli çoğunluğa sahip oldukları gibi muhalefet partilerinden destek alıp yasal düzenlemeyi yapabilirlerdi. Geriye sadece yargının, yürütmenin güdümüne girmesi kalıyor ki, şimdi, onun üzerinde duralım. En temel burjuva demokratik ilkelerinden biridir; Yürütme, Yasama ve Yargının ayrılığı. Burjuva demokrasisi olan ülkelerde, türlü aşamalardan geçildikten sonra, özellikle Hitler faşizminden sonra bu saç ayağı oturtulmuştur. 12 Eylülcüler bile böyle yapmak durumunda kalmıştır.(En azından anayasada var) Yürütme zaten parti liderlerinin iki dudağı arasında oluşur, geriye yargının çarpık da olsa bağımsızlığı kalır ki artık ayak bağı olduğu için kaldırılma zamanı gelmiştir. Buradan hareketle, yargının görece bağımsızlığının kaldırılmasıyla birlikte faşist devlet yapılandımasının önü açılacaktır. Evetçileri tarihe havale ediyorum. Boykotçular: Burjuvazinin kendi arasındaki kavgada taraf olmamak gibi görüntüde asil, duru olan bu kavram, içi boş, süslü bir cümleden öteye gitmez. Sosyalistler yaşamdan kopuk hareket edemezler, boykot, maddi temelleri oluşmadıkça (Sınıfın içinde örgütlü olmak,halkın içinde olmak ve en önemlisi devrimci durumun olması) yapılması ya da dillendirilmesi bile siyasi körlükle eş anlamlıdır. Sosyalistler siyasete müdahele ederler, bu şartlardaki boykot düşüncesiyle, kitlelerle buluşulamayacağından siyasetten kaçılmaktadır. Hayırcılar: Değişik gerekçeleri olmakla birlikte ortak noktaları, bu anayasa taslağının demokrasi soslu faşist içerik taşıdığıdır. AKP'nin dayandığı kitleler itibariyle üretimden kopuk, lümpenleşmiş, alt tabaka ve bunların üzerinde yükselen talancı zihniyete sahip yeni burjuvazinin olması ve kendileri gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirmeleri de bu düşünceyi haklı kılıyor. Şurası açıktır ki 12 Eylül Anayasası, zaten aradan geçen zaman sürecinde yamalı bohçaya dönmüştür. Yasalarına, normlarına uygun olması için bir çok yasa değiştirildi. 12 eylülün getirdiği hiç bir hükmü kaldırmayan, örneğin %10 barajı, azınlıkların hakkı, anadilde eğitim, özel yaşama saygı vs. (Bütün bu saydıklarım, burjuva demokratik uygulamalardır) bu ve benzeri yükümlülükler dururken AKP Hükümeti kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasının derdindedir. Bu da en hafif değerlendirmeyle, hesap vermezliği yasallaştıracaktır. Emperyalizmin Türkiye’ye biçtiği rolü yerine getirebilmek için içeride yükselebilecek sesleri kesmenin yasal kılıfını yaşama geçirme planıdır. Son söz: Mevcut kurumun yerine daha gerici bir kurum getirilecekse, mevcut kurumu savunup, ama aynı zamanda daha ileri çözümleri savunmak devrimci bir tavırdır. Aycan Özkan Güncülleme: 25.09.2012 Mersin
338 
 Hissettiklerimin İfadesi İçinse İnanın Kelimeler Kifayetsiz Kalacak.  (NUH KENİŞ)

Bir kırılma mı yaşıyoruz? Nerde hatalıyız? Nasıl düzeltebiliriz? Bu haber,bana bunları düşündürdü. Hissettiklerimin ifadesi içinse inanın kelimeler kifayetsiz kalacak.
339 
 İnsan Olmaktan İstifa Edelim mi Hep Beraber!  (NUMAN MAS)

"Kafamdaki Kova Bana Yakışmış mı Aşkım?"
340 
 Sargınca Şebinkale Şiir Şenlikleri  (Ahmet Sargın)

Şebinkale Şir Şenlikleri Sargınca

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Neslıcan
murat temüroglu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Lütfen Rahatsız Etmeyin Kimseyi!
Yûşa Irmak
Eleştiri > Günlük Olaylar
3. Dünya Savaşı mı?
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Paramız Kadar mı Konuşsak
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Lüks Kefen Takımları
Ahmet Zeytinci
Eleştiri > Günlük Olaylar
Yozgat'ta Şiir Rüzgarı Esti
Ahmet Sargın
Eleştiri > Günlük Olaylar
Ertaç Hazer İle Kültür Sanat
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Böyle Yarışma mı Olur?
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Memleketin Çivisi Çıkmış
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar
Şerefine İnsanoğlu
Hakan Yozcu
Eleştiri > Günlük Olaylar

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.