Üzgün İbli̇s
Cinayet masası baş komiseri Lokman Mansuroğlu ve ekibi, şifrelerle dolu seri cinayetleri çözer.
"Sözcükler, elbette, insanlığın kullandığı en güçlü ilaçtır. — Rudyard Kipling"
"Sözcükler, elbette, insanlığın kullandığı en güçlü ilaçtır. — Rudyard Kipling"
Cinayet masası baş komiseri Lokman Mansuroğlu ve ekibi, şifrelerle dolu seri cinayetleri çözer.
İnsan karmaşıktır, bazen kendi dehlizlerinde saklambaç oynar. Orada gördüğüne sığınmak ister, kim olduğunu ne olduğunu bilmeden. Bazen bir çocuk saflığında uzanır ona, bazen de umarsızca saldırır bilinmezliğine. Aslında bulduğu kendisidir, araması çırpınması ise var oluşunun sessiz çığlıkları.''
Ağzından bir anda çıktı o cümle.
Zigo, ben lezbiyen olmak istiyorum!...
Önce boş gözlerle baktı Zigo.
Sonrasında ağzında olan bütün birayı üzerine boşalttı.
Kahkaha ile karışık cümle kurmaya çalıştı Zigo.
Karanlık gerçeklerin peşindeki bir dedektifin, katil olup olmadığından şüphelendiği Kamil'i gözlemlemesi. Cinayetin beklenmedik anlarda, en sıradan insanlar tarafından işlenebileceğine dair düşünceler. Boş sokaklarda, şafak vakti bir şehirde geçen bu gerilimli anlatı, herkesin potansiyel bir katil olabileceği fikriyle okuyucuyu sarsıyor.
Şule duvardaki saate baktı. 13.30’u gösteriyordu. Usulca annesinin yanına gelerek;
—Anneciğim benden istediğin bir şey var mı? Biliyorsun bugün günlerden cuma ve az sonra arkadaşlarla evin bahçesindeki çardakta buluşacağız.” Dedi.
O sırada mutfakta olan Nermin Hanım, öğle yemeği için gerekli hazırlıkları yapmakla meşguldü. Kızının
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Alparslan Murat 20'li yaşlarında suça bulaşmış eski bir rock yıldızıdır. Hem suç hem de müzik kariyerini birlikte yürütemeyip ikisinde de çuvallar. Hapishaneler onun evi gibidir. Acıma duygusu onu zayıflatır, gücünü ise kendiyle aynı ismi taşıyan küçük oğlu Alp ve arkadaşlarından alır...
Hasret dolu bakışlarla özlediği yolları, binaları süzerken, özlemden yanıp tutuşan yüreğine yudum yudum sıla sevgisini serpeliyordu.
Alparslan Murat 20'li yaşlarında suça bulaşmış eski bir rock yıldızıdır. Hem suç hem de müzik kariyerini birlikte yürütemeyip ikisinde de çuvallar. Hapishaneler onun evi gibidir. Acıma duygusu onu zayıflatır, gücünü ise kendiyle aynı ismi taşıyan küçük oğlu Alp ve arkadaşlarından alır...
Yıllarca Asala, Hizbullah ve PKK gibi terör örgütlerinin hedefi olan ülkemiz, hepsinden farklı yepyeni bir terörle tanışmıştı; Hiçbir ideolojik ve siyasi amacı olmayan bu terör sadece belli bir bölgeyi veya toplumun belli kesimini değil, bütün ülkeyi ve ülkede yaşayan herkesi tehdit ediyordu. Üstelik bu terörün militan sayısı diğerlerini
Adamın adım sesleri kulaklarında yankılanırken içi ürpermişti. Neden diye geçirdi aklından, Sadece küçük bir günah işledim Allahım. Bu dünyada sen böyle bir ceza verir miydin?
Odanın sessizliği ürpertiyordu. Fazla büyük olmayan, bir pencereyle caddenin günlük akıntısına açılan sıradan bir oda idi burası...
Macera, insana aşk, vatana ihaneti de içine alan, anadolu insanlarının yaşantılarından esinlenerek yazılmış, merakla okunacak bir yazı. Bağlanılan değerlere sahip olmaya çalışırken, varolanların kuralları mı, bağlanılanın büyüsü mü dengeleri altüst eder.
Sizce kusursuz cinayet var mıdır yoksa biz mi öyle görmek isteriz? unutmamak gerekir ki katil de bizden biri. yoksa değil mi...