"Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir. — Cicero"

Deneme

yazı resim

Nisanın Kaçı

Benim yaşgünü tebriğim de bu işte….
O yılı, o günü; yaş gününü ilk kutladığımız yılı anımsayınca oldu bitti; başlarken yazmaya yoktu aklımda, böylesi…
Sadece aylar sonra yazabildiğim kısa bir nefesle kutlayacaktım, yaşgünü…
Sevgili bir dosta ithaf edilmiştir.

Susma

Birden düştü yüreğine ılık ılık bahar taneleri.
Kuşların cıvıltısı içini kıpırdattı, bahar gelmişti yüreğine
Filizlenmiş hayalleri karşısındaydı artık, göz göze bakarken ne olduğunu
Anlamadan hayatın en büyük günahını işliyordu.
Artık dünya yoktu, evren yoktu, benlik yok…

Mavi Mezar

Büyük, saydam, korunaklı ve huzurlu bir yerdi. Ellerinin aradığı, sesinin yankılandığı, büyüleyici bir anıydı. Resimler hatırların temsili, acılar mutlulukların gölgesiydi.
Nedeni zorunlu bir temayı gösteriyor. Zorunlu ve akıcı. Yenileyici ve kalıcı. Rüzgar sonsuz bir ritm, anlatılanlar kuruntusuz bir ilim. İşte seçimlerin getirdiği yer ! İstekler değil,

Yoksulsan Aşkta Yeniksin Savaşta

Kaybetme korkusu mu acaba hep bu hazin sonları hazırlayan? Kaybetme düşüncesi mi çağırıyor bu kederli ayrılıkları? Hani diyorum ki acaba inansaydık ikimiz de bu aşkın gücüne, bitmeyeceğine dair inandırabilseydik kendimizi, acaba farklı mı olurdu? Çarpışan iki kocaman yalnızlıktan bir bütünlük doğar mıydı ki? İkimiz de korkaktık düşüncelerimizin gücü

Başa Dön