""inan""dıklarının Peşindeki Mustafa
Bir ülkede bozulmadan aç susuz kalmak pahasına ille de bilim demek
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
"Herkes ölümsüzlük ister, ama kimse sabah 02:00'de uyanıp çalışmak istemez." - Douglas Adams"
Bir ülkede bozulmadan aç susuz kalmak pahasına ille de bilim demek
Yazmak en basit anlamda insanın ak kağıtlara içini dökmesi midir? Ya da kendi kendiyle yeptığı iç-konuşmalar mıdır? Belki de bir tür ‘iç-temizliği’dir yazmak. “Yazmasam çıldıracaktım,” demiş modern öykücülüğümüzün öncülerinden Sait Faik. Yazdı ve çok sevdiği denizi, martıları, adaları bırakarak genç yaşta çekip gitti aramızdan!
Şairler vardır kendi ülkelerinde, anadillerinde unutturulmak istenirken, ünleri ülkelerinin sınırlarını aşan, şiirleri, kitapları başka dillere çevrilerek, dilden dile, elden ele dolaşan; dünya insanlarına aydınlık, sevgi, barış ve umut taşıyan. Bizim de onur duyarak, göğsümüzü gere gere bizim şairimiz diyebileceğimiz böyle büyük bir dünya şairimiz var: Nâzım Hikmet Ran.
Merhum Mehmet Akif,dünü,bugünü ve yarını engin ufkuyla kuşatan mümtaz bir inanç abidesiydi.Bir ahlâk,ülkü ve aksiyon adamıydı.
Mayıs ayı bizim içimizdeki coşkuyu katmerleştiren ayların en önemlilerindendir. Bizce gerekçesi şudur ki;
Yüzyılın şairi, fikir ve dava adamı, Necip Fazıl Kısakürek’i Vefatının 27. yıl dönümünde rahmetle anıyorum. Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye’nin en sancılı dönemlerini yaşarken seyirci kalmayıp, kurtuluşun ancak, manevi değerlere sımsıkı sarılmış bir millî şahlanışla gerçekleşebileceğini göstermiştir. Bu yolda Büyük Doğu Hareketini bir model olarak ortaya koymuş ve fikirlerini
Aksiyon insanı olmak düşünmek, tefekkür etmek demek, bazen vefâlı bir vatan evlâdı olmak demek, hareket eden; plânlayan demek hareketten düşünceye, düşünceden harekete irade ve mantık mekiğini rahat kullanmasını bilen ve kendi ruh ve mânâ alemini kavrayan insan demek..
O yazıcı üç çeşit yazı yazdı;
Birini o okudu başkaları değil,
Birini o da okudu başkaları da,
Birini o da okumadı başkaları da...
Şems-i Tebrizî
Şiir aslında tarihsel, toplumsal, kültürel, estetiksel ve dilsel bir dizge(sistem)dir. Bu bağlamda şiir onu yaratan toplumun aynı zamanda hem aynası hem de insanlık kültürüne olan katkısıdır.
Bu nedenle özellikle göçmenlik koşullarında çok önem verilmesi gereken bir sanat dalıdır. Kültürel, etnik alanda silinip gitmemenin ya da asimile
bu yazımda kitap okuma oranlarımız,gerçeklerimiz,sorunlarımız,yazara düşen görevleri kendimce yazdım ve bir çözüm yolu sundun umarım beğenilir
İki fert arasındaki meclübiyet, ruhanî beraberlikden doğuyor ise, hiç bir engel önünde sarsılmaz. Tatmin olmakla tükenmez.Nefsanî sebeplerden doğan meclûbiyet ise, en basit engellemelere mukavemet edemeyip yıkıldığı gibi, her tatminkarlıkta bir parça daha tükenir.
kıyılar, kıyıya çekilmiş sandallar yavaş yavaş karla örtülecek." ilk masaldan bir cümle. ‘ardından el sallayan’ ı okurken, yazar, mevsimin değişimini anlatmaktan öte anlamları irdeliyor; kış ve yalnızlık. kim bir orfinoz kadar suyu yutacak ve denizin milyonlarca yıldır saklamaya çalıştığı gizleri fısıldayacaktır balıkçının kulağına?
Aşk kimine göre ucuzlaşmak anlamını ifade eden bir kavram ya da ucuzlaşmak kimine gire ise yücelmenin yegane başlangıcı
Kocatepe Kitap Fuarına bizim de yolumuz düştü.
Notlarımızın arasına da "bunlar" düştü...