Bir Büyük Yazar Doğuyor Güneşle Birlikte
Ortalık büyük yazar kaynıyor,elini uzatsan büyük yazara çarpacak.
Bir medya kaptanı büyük dedi diye büyük yazar mı olunuveriyor birkaç günde,
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Yazarlar, çayı soğutacak kadar çok düşünürler. Okuyucular ise onu içene kadar..." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Ortalık büyük yazar kaynıyor,elini uzatsan büyük yazara çarpacak.
Bir medya kaptanı büyük dedi diye büyük yazar mı olunuveriyor birkaç günde,
Ahmet Hakan; “Bana biraz müsaade” diyerek çareyi kaçmada buldu….
Müsaade verdim, gitti…
Arkana bakmadan git Ahmet Hakan!…
Ne olur ne olmaz havalar zaten sisli, puslu… Bel bağladığın dağlara da şimdi kar yağdı. Senin avukatlığını yaptığın omuzu fırfırlı insanlar zaten içeri alındı. Birileri
Görev yerine gelsin anlayışıyla ya da şu iş bir an önce bitsin düşüncesiyle yapılan,kotarılan,alelacele hazırlanmış programlardan ne bekliyordunuz ki...
Tiyatronun T'sinden habersiz insanları,ciddi bir sanat türü olan tiyatronun içine sokarsanız ne beklersiniz ki,
şahaser bir drama mı?
Günden güne yozlaşan dilimize, bir de teknolojinin çelmesi eklenince ki telefon ve internette yapılan kısaltmalarla dilimiz enikonu kan kaybetmeye başladı.
yazımın bugünkü konusunu ağırlıklı olarak trafik kazalarındaki aşırı ölümlere ayırdım. Bir aile bireyini trafikte kaybetmiş biri olarak.
Ölüm bin bir çeşidi var, değişik, parça parça, hafif ve korkutucu...
Kimisi evinde ölürken, kimisi savaşta ölüyor; kimisi trafik kazasında ölürken, kimi ameliyat masasında;
kimi eğlenirken , kimi ise alın teri daha kurumamışken...
Karanlık mizahla süslenmiş bu kısa not, hastane odasında yalnız başına nefes almak için mücadele eden birinin yaşam savaşını anlatıyor. Yazar, uzun bir aradan sonra nihayet kendi başına nefes alabildiğini müjdelerken, mesajını beklenmedik bir şekilde "Boşuna sevinme! Henüz ölmedim..." diyerek bitiriyor. Hayata tutunmanın hem acı hem de mizahi yönünü
Ey hırsızım,
Sen bizim 200 YTL' mizi çalmadın,
Inca marka dijitalimizi de çalmadın,
Arabamızın camını kırıp lastiğini de patlatmadın sadece…
Sen var ya sen….
Önce şu habere bakalım:
Bir vali yardımcısı … Muğla’da görev yapıyor. Düzenlenen bir seminerde espri adı altında öğretmenlere hakaret ediyor. Zaten günümüzde kim konuşmaya başlıyorsa öğretmenler diye başlıyor, sonra zehirli kelimelerini döküyorlar.
Uzun uzun anlatmaya gerek yok. Olanları, olacakları toplarsanız herşey kısa ve öz.
Ayakkabı kutusu yerine uğraşacağımız bir başka kutu var: SADAKA KUTUSU Üstelik bu kutuların hepsinin içinde gerçekten para var. Ve bu kutular öyle ayakkabı kutusu gibi bir yerde saklanmış da değil; herkesin gözü önünde Belki sizler de her gün görüyorsunuz ama farkında değilsiniz.
Başkalarını kullanmanın bir yetenek olduğunu kabul ediyorum. Maşa varken elini yakmamakta bir marifettir. Fakat bu kullanılabilecek, satın alınabilecek insancıkları nasıl tespit edebiliyorlar, bunu anlayamıyorum. Bravo… Esas yetenek bu olmalı. Birilerini maşa olarak kullanabilme işi
İnsan aklı düşüne düşüne buluyor doğruları. Dün gece düşünerek şu doğruya ulaştım. Seçim gelince parti liderleri, önce vatandaşına yapacakları işlerden söz eder, vaadlerini sıralardı. Ne başbakanımız, ne de onun İstanbul ve Ankara Belediye Başkan adayları böyle bir gerçek yerine kuru gürültü ve laf ebeliği ile olayları unutturmaya mı
Vatandaş ne yapıyor?a) Televizyondaki artık günde iki-üç tane çekilen ne idüğü belirsiz dizileri, seyredeni kendine bağlayan ama hiçbir şey kazandırmayan yarışma programlarını izliyor.b) Cep telefonu ile günde 7-8 saat konuşuyor daha doğrusu geyik muhabbeti yapıyor. c) Bilgisayarının başında gece geç saatlere kadar çeşitli porno siteleri dahil olmak üzere
Pişmiş müstehcen tavukla bir restoranda bir âdem yalnız kaldığında ne yapar acaba? Gizli kamera çekim lazım. Üstüne bir de Hanımgöbeği tatlısı gelirse masaya yiyen ne yapsın.
Gündemimizi meşgul eden balyoz darbe planı üzerine düşündüklerimi yazdım...
Ben o yazıda, Mehmet Şevket Eygi gibi birinin; “Mehdi gelecek İsa inecek” diyerek, Hıristiyanların ve Yahudilerin inancını İslama mal ederek/Müslümanların inancı imiş gibi bir yanlışa sapmasını eleştiriyorum…
Sen nasıl anlamışsın! (nerenden anladıysan…)
“Kıyas kabil değil ama senin yazında sağlam bir tek Türkçe cümle aradım,