Yaşamak Bilinci
Hayatımızı yaşarken, akıl, bilgi, tercübe ve idrakin oluşumunda yaşanan zorluklar ve bu zorlukları çözmek adına katlandığımız çileler.
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
"Yazdığım her şeyin bir gün çalıntı çıkmasından korkuyorum. Neyse ki, kimse okumadığı için problem yok." - Hakan Günday"
Hayatımızı yaşarken, akıl, bilgi, tercübe ve idrakin oluşumunda yaşanan zorluklar ve bu zorlukları çözmek adına katlandığımız çileler.
Kapitalizm, Afrikanın doğal kaynaklarını nasıl ele geçirdi?
Bu sorunun cevabını Kenya bağımsızlık mücadelesi önderi ve Kenya'nın ilk Cumhurbaşkanı olan Jomo Kenyattadan (1894-1978) dinleyelim: "Batılılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi,
Bir Şubat günü kasabada korkunç bir fırtına patlamış, çılgın gibi esen rüzgâr minareleri yıkmış, ağaçları kökünden sökmüş, çatıları uçurmuştu. Ama bu işin en anlaşılmaz tarafı fırtınanın Ermenileri de gökyüzüne uçurmasıydı.
Yaşar Kemal
yazımın bugünkü konusunu ağırlıklı olarak trafik kazalarındaki aşırı ölümlere ayırdım. Bir aile bireyini trafikte kaybetmiş biri olarak.
Herkes tutturmuş, “Türkiye nasıl kurtulur?” diye soruyor. Yahu bu konuda doğru soru nedir, önce ona bakalım.
Evet, düpedüz entelektüel bir bilgi birikimine sahipti işte. Geniş vizyonu dağarcığındakileri, herkesi kendisine hayran edecek bir anlatımla aktarmasına yetip artıyordu. Konuşması son ana kadar büyük bir dikkatle dinlenir, beğeni işareti olarak anlaşılabilecek kıpırdanmalar başlardı salonda. Gittiği her yerde kalabalıklar kendisini izler, yolunu bulabilenler yanına kadar sokularak teveccühlerini sunmaya
Türklüğün beş şartına bi halel gelir mi bilmem.
Ama bildiğim bişey var.
Türk Dini Peygamberleri bu saatten sonra kimseyi inandıramaz artık.
Bize yazmayı öğreten değerli öğretmenlerimiz mi yanlış öğretti bilmem ama zaman zaman internet sitelerinde karşılaştığım “Mutlaka Okuyun…” başlıklı yazılar beni o yazıdan resmen uzaklaştırıyor. Adeta yalvarırcasına bir ifade içeren bu başlıklardan uzak dururum.
Sövün sövebildiğiniz kadar..
İçiniz açılsın efendim…
Yeter ki siz rahatlayın..
Bu Su’yun sesi soluğu çıkar belki amma.!
Eli kalkmaz asla..
Yerel seçimler, var olan bir ekonomik krizin eşliğinde gündemimize oturmuştur. Aday adayları ortaya çıkmaya başlıyor. Gündeme damgasını vuran sadece emrivaki gelen bu ekonomik kriz midir? Hayır.
Ancak şimdi burada bir yanıltmaç (paradoks) söz konusu. Modern sözcüğü çağdaş, ilerici, devrimci, reformcu, yenlikçi, muasır sözcüklerine eşanlamlı veya yakındır. O halde postmodernizm bunları da aşan bir düzleme mi işaret ediyor? Yoksa bunları yadsıyor mu?
Doğru yerde durabilmek...
Doğan Cüceloğlu