İnsan Olma Fırsatı
Dünyada yaşananlara bakıyorum da, her yerde, her canlıya uygulanan bir zulüm var.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Dünyada yaşananlara bakıyorum da, her yerde, her canlıya uygulanan bir zulüm var.
Türk milleti yılan gibi her deliğe girmeye çalışıyor. Sokuluyor ısırmak için. Yanaşıyor dişlerini geçirmek için. Birey kavramını yok sayıyor. İnsanın özelini hiçe sayıyor. Hiçbir sınır tanımıyor. Terbiyesizliğin tüm sınırlarını zorluyor. Birisiyle oturup konuşmaya çalıştığında mutlaka üçüncü kişiler araya giriyor. Sözüne bulaşıyor, lafını kesiyor, düşüncelerine müdahale ediyor. Türkiye gitgide
PKK’lıların kahraman gibi karşılanmaları, bu şova izin verilmiş olması , bebek katili Öcalan’ ın posterleri, PKK bayrakları karşısında küçüldüm küçüldüm ve sanki bir kibrit kutusunun içine sığmaya çalıştım.
Böyle rüya, düşman başına.
-Sende olanları neden başkalarına veriyorsun?Bilgilerin sende kalsa daha iyi olmaz mı?
\- Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.
Kimse gönül koymasın; içimizi acıtan bu ihmal ve sorumsuzluklar, yeter artık, dedirtecek noktaya gelmiştir. Herkes, dönüp, benim de ihmalim var mı, diye kendisine baksın. Bu, özel ricamızdır.
Sen kendini ulaşılmaz sandıkça, başın göğe ermeye devam edecektir. İster dağ ol, ister bayır. Benimse istediğim yer, geniş düzlüklerdir. Bana geniş bir dünya vadedmeyen, ululuğuyla kendi büyüklensin. Yükseklik güzel olabilir, asıl güzellik ya denizde ufuk ya da bir ovada alabildiğine verimli toprak olabilmektir.
Dostları olmalı insanın ağladığında değil
Güldüğünde de yanında olduğu
Seni kendi gibi görüp ışığıyla aydınlatan
Kan bağı gerekmez ki akraba olmak için
Sevmek için yürek olması gerektiği gibi
Mine'yi Sinan ile Timur sevmektedir. Bu olay tam kurtlar vadisine dönüşmektedir. Polat Alemdar Mine'yi ikisine bırakmamakta kararlıdır. Hemen Memati'yi çağırır. Memati Mine'yi kaçırır. Polat Alemdar'ın yanına getirirken Mine'ye aşık olur. Polat Alemdar'ı öldürür. Olay büyümüştür. Kanuni bunu bir devlet ve millet meselesi sayar. Hürrem'e Mine'ye aşık olduğunu söyler.
Demek kan görünce dayanamıyorum sence. O kadar güçsüz sanıyorsun beni. Ah, senin kanını, beynini bir satır tahtası üstünde görmeyi ne kadar isterdim! Ne çok isterdim bütün o cinselliğin bir kan denizinde yüzsün. Tutup kafatasından içerdim, sonra ayaklarımı göğsünün içinde yıkar, yüreğini olduğu gibi kızartıp yerdim. Demek güçsüzmüşüm ben.
Allahlık allahçı ahmaklar zıpladı önce.
Allahsız allah akıllılar hopladı sonra.
-N'oluyo lan .?
-Mal batıya kayıyo valla.!
-Aman bir fesad.!
Hecenin beş şâirinden biri olan Yusuf Ziya Ortaç, ömrü boyunca ortaya koyduğu eserlerle ve saygın kişiliğiyle Türk edebiyatına damgasını vurmuştur. Millî veznimiz olan heceyi ustalıkla kullanmıştır. Fakat şiirlerinde derinlik yoktur. Halit Fahri Ozansoy’un yayınladığı “Kehkeşan” adlı derginin düzenlediği yarışmada, şiirinin birinci olması Yusuf Ziya’yı edebiyat sahasına yöneltir. Halit