"Dünya vardı ki kitaplarda yaşadım. — Orhan Pamuk"

Eleştiri

Trabzon Lisesi"nde Rusya Halk Dansları Şöleni

Kin ve nefret politikalarına inat; sevgi ve hoşgörü kültürünün barış ve dostluğun çok önemli bir aracı olabileceği tüm çıplaklığıyla bir kez daha görüldü. Barış sermayesini hoyratça harcayanların yanlış bir yolda olduğu bir defa daha ortaya çıktı. Bu karşılıklı sevgi ve hoşgörü gösterileri, halkların yüreklerinde besleyip büyüttükleri sevgilerinin bütün

İnce Bir Tülüm

Bir ince tülüm pencerelerde. Hoyrat rüzgarlar esmesin bana. Fır fır essin her daim yel üzerime. Dayanamam savrulmalara, dağılmalara. Ruhum tüm dokunuşlarda hafifçe yerinden oynasın. Sevdiklerim artık beni hırpalamasın. Sevmeler Allah'ın lütfu olsun. Rahmet pencerelerimden eksik olmasın. Bekleyişlerim fırtınaya, kasırgaya dönüşmesin. Pencerelerde güvercinler bile dövüşmesin. Güvercinlerin özgür uçuşlarındaki esinti,

100 Yaşında Ama Daha Ergen

Sinemamızın aileye karşı merhameti yok. Vicdan kapılarını kapatmış. İş intikama dönüşmüş. Ergen kararsız ve sistemsiz davranışlar sergilerken, sinemamız aileye karşı kararlı ve sistemli bir davranış içindedir. Daha planlı hareket eden sinema, aşamalı ama sürekli aynı konularla insanların zihinlerini ve duygularını köreltmektedir. Seyircisini düşüncesini kendi değerlerine yabancılaştırma politikasını başarılı

Tecavüz Meşru! - Mudur?

İzedebiyata yeni üye oldum. Amacım, engellerle karşılaşıp yazılı basında ses duyuramayan sanat ve düşünce insanlarını tanımak, okumaktı. Gerekirse yorumlar yazarak yalnızlıklarını paylaşabilir, sevgiyi, saygıyı en çok hak etmiş böyle bir emeğe desteğimi sunarım belki, diyordum. Çünkü politik ve ekonomik ortamın egemenleri, kendi “Hık deyicileri”nden başka seslere artık hiç

Cahil, Kara Cahil, Zırcahil

Biz millet olarak lüks otomobillerle dolaşmaya, tesettürlü haşemalı ucubeliklerle plajlara çöreklenmeye, kentlerin çirkin gökdelenlerine tıkışıp kapı önlerine kokmuş pabuçlarını yığmaya, oraları güya «modernize» ederek yaşanmaz hale getirmeye bayılırız. Zengini ve fakirimizle çapulcu güruhundan farkımız yoktur, kentlisiyle köylüsüyle halkımız zır cahildir...

Cezaevine Gündoğdu

Onlar kader mahkumları. Onlar bir şekilde ceazevine giren ve tutuklulukları boyunca toplumdan soyutlanmış; dışarıya hasret, güne hasret, dosta, arkadaşa, yarenliğe hasret, bir merhabaya hasret, ötekileştirilmiş mahkumlar.

Cezaevinde Tiyatro

Gerçekten de hayatlarını dört duvar arasında geçiren kader mahkûmları için çok anlamlı bir isim Gündoğdu. Çünkü onlar hep dört duvar arasındalar ve gün bu dört duvar arasına hiç geçmiyor neredeyse. Hep karanlık, hep acı, hep hüzün…
Onları bu acıdan, bu karanlıktan, bu hüzünden bir nebze de

Başa Dön