ve Zaman Durdu. Konuştu Yürek Pervasızca
Geli̇n Okuyalim Zamanin Durağanliğin Da Yüreği̇mi̇zi̇n Pervasizliğini......
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Geli̇n Okuyalim Zamanin Durağanliğin Da Yüreği̇mi̇zi̇n Pervasizliğini......
"Bir varmış bir yokmuş. Memleketin birinde çok zengin olduğu kadar da cimri bir karı koca varmış. Saray kadar geniş bir evde, kendileri gibi cimri bir uşaklarından başka kimseleri yokmuş."
Hani diyorlar ya... Ben lafa değil icraata bakarım diye... Ben de bu kafadayımdır mesela.
Faruk Duman
Kale gölgesindeki Katil romanı yazarken, gerçek doğa ve tarih katiline dikkat çekmek istemiştim. Ama yetersiz olduğunu görüyorum.
Demokrasinin en sağlıklı ölçme aracı, Seçimler ve Halk Oylamalarıdır.
Mevlana'nın dünyaya bakışı ve düşünceleri sürekli evrim geçirmiş, yaşamının ikinci evresinde -İslam ve şeriatı kat be kat aşmış- dinler üstü bir inanca ve bireşime ulaşmış, yepyeni bir din, inanç ve yol ortaya koymuştur.
Biz nasıl bir araya gedik? Çünkü Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinin her yıl düzenli olarak yapıldığı yere, yapıldığı saatte gittik. Bunu sezgisel olarak yüreğimize ve beynimize yerleştirdiğimiz için binlerce insan oradaydık. BİZ BUNU İÇİMİZDE HİSSETTİK !
Ne demek herkesin esit olmasi? Ben suyum, ben buyum, o ise su. Kaldi ki bunlarin sectikleri o koltukta oturdular da ne yaptilar?
Talip Akarsu ile oturup geçmişi, KKTC’yi ve Amerika’yı konuştuk. Aradaki farkları anlattı bana. Görüşlerini sizlerle paylaşmak istedim.
Bir Süreç in karanlık tüneline sokulmuşuz; ne rotası belli, ne de getirisi! Atılan her bir demokratik adım, bir iki adımlık ırkçı tuzak eşliğinde yürüyor sanki. Niyetlerde şüpheler sırıtıyor. Halkın önüne ufaktan kırıntılar atılıp, bir hayale çevrilen çözüm süreci, muğlaklaştırılarak, süresi belirsiz bir zamana yayılmaya çalışılıyor.
İzedebiyata yeni üye oldum. Amacım, engellerle karşılaşıp yazılı basında ses duyuramayan sanat ve düşünce insanlarını tanımak, okumaktı. Gerekirse yorumlar yazarak yalnızlıklarını paylaşabilir, sevgiyi, saygıyı en çok hak etmiş böyle bir emeğe desteğimi sunarım belki, diyordum. Çünkü politik ve ekonomik ortamın egemenleri, kendi “Hık deyicileri”nden başka seslere artık hiç
Gezi Parkı eylemi, ilk önce ağaçlar kesilmesin, şehir çehresi çirkinleştirilmesin, diye çevreci ve haklı bir mantık ile başladı. Ancak polisin orantısız güç kullanması ve olayı abartması işi çığırından çıkarttı. Sözüm ona, çevrecilere destek çıkanlar, olayı rotasından çıkartıp, değişik alanlara öyle bir çektiler ki, eylemi başlatanları bile şaşırtmışlardır.
Fakir Baykurt