İyi Düşünün!
Saydığım vergilerin sayısını, niceliğini, niteliğini bilenler beri gelsin. Bilip de parmağını kaldırmayan Milletvekillerine ithaf olunur.
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
"Yazmak, bir hayaletle satranç oynamak gibidir. Bazen kazanırsın, ama asla gerçekten yenemezsin." - Stephen King"
Saydığım vergilerin sayısını, niceliğini, niteliğini bilenler beri gelsin. Bilip de parmağını kaldırmayan Milletvekillerine ithaf olunur.
Heyamola Yayınları “Trabzon’dur Yolumuz” adı altında Trabzon’la ilgili bir şehir kitaplığı oluşturma gayreti içerisine girdi. İyi de yaptılar. Aslında bu geç kalmış bir çalışmaydı. Bu yayınevinin sahibi olan Ömer Asan, Trabzonludur. Bu şehrin havasını teneffüs etmiştir, suyunu içmiştir. O, doğduğu şehre böylece vefa borcunu ödemektedir. Başta Ömer Asan
İzedebiyat, gerçekten, demokratik işleyişin egemen olduğu, kariyer ve erk hastalığının bulunmadığı nadir örneklerden biri, benim ulaşabildiğim şu sanal dünyada. Ayrıca, editörlerin kılıç kullanmasına gerek kalmadan, insanların huzur içinde yazdığı ortamların yaratılabileceğinin, bunun korkulacak bir şey olmadığının da bir örneğidir İzedebiyat.
Der Spiegelin kapağında parçalanmış bir Avro resmi ve bu resmin hemen üzerinde Ya Şimdi? anlamındaki Und Jetzt? ibaresi. Yoksa Avrupa Birliği çöküyor muydu?
Gerçekten de hayatlarını dört duvar arasında geçiren kader mahkûmları için çok anlamlı bir isim Gündoğdu. Çünkü onlar hep dört duvar arasındalar ve gün bu dört duvar arasına hiç geçmiyor neredeyse. Hep karanlık, hep acı, hep hüzün…
Onları bu acıdan, bu karanlıktan, bu hüzünden bir nebze de
Daha şafak sökmeden, “Gül parmaklı uyku” okşarken bizi, korku salan sirenler, homurtulu motor sesleri, evlerin önüne yığılan polis arabaları ve askeri araçlar, postal sesleri... Üstüne tiril tiril, kaliteli kumaştan yapılmış pantolon parçalarının, ince güzel derili mokasen ayakkabılara döküldüğü sorgucu ayaklarının, halıları çiğneyişi, göğüslere dayanan silahlar...
Üzülmemek için kendimi, elimi ve kalemimi bir türlü durduramıyorum. Benim şu fani dünyadaki kanım, canım ve ırkım bu olanları yaşamamalıydı
Uykuda bile rahat yok.
İnsan bilmediği bir tehlike karşısında ne yapacağını, nasıl düşüneceğini anlık kavrayamaz, hele ki bu en değerli sağlığımız olunca, panik atak krizleri yaşarız. Öyle ya, bu DOMUZ GRİBİ yeni bir hastalık değil ki. Neden daha önce önlem alınmadı? Bu virüslerin hazan aylarında daha çok yayıldığını beşikteki bebek dahi bilir
A gibi severim seni. Dam ise martılarla dolar. Martılar ise özgür yanımdır benim tıpkı gelgitli denizler gibi. Martılar derin hayallere dalarken mısra kıyılarından, kelimelerle uçarım hiç güneşim olmadığın göklere ve şiir denizine. Bu yüzden adam gibi ne martı olurum ne de deniz. Oysa sen limansın suyu olmayan mavi
Sinema tarihi, dinin ve cinselliğinin sömürmesiyle doludur. Sinemacıların en çok kullanıldığı temaların başında gelen din ve cinsellik, toplumun yapısına aykırılığıyla işlenmiştir. Özellikle batının etkisi ve medenileşme çabası önünde dinin görülmesi nedeniyle din konusu ve dinin temsilcileri alaya alınmıştır.
Söz konusu yasa İslami çevreleri rahatsız etmiştir. Çünkü yasa TECAVÜZCÜLERİ HADIM ETMEYİ ÖNGÖRMEKTEDİR. İşte bu nedenle Prof. O. Çeker sorunun odağında aslında “kadın” olduğuna vurgu yaparak "Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikayet etmen