"Roman, elde taşınan bir aynadır. — Stendhal"

Eleştiri

Dumana Boğulan "Romeo ve Juliet"

Oyunda en çok zevk aldığım sahneler, birinci bölümde Mercutio (Gürol Tonbul), Romeo (Tamer Yılmaz) ve Benvolio'nun (Mehmet Demiralp) bir arada olduğu sahne. Dumanın olmadığı, gök gürültüsü efektinin duyulmadığı, müziğin sesinin açılmadığı “sessiz sakin bir beş dakika”. Bu üç sanatçı “sadece oyunculuklarıyla”, beni alıp Romeo ve Juliet oyununa götürdüler.

yazı resim

Kültürel Mirasımızı Kim Yönetiyor?

1878den 1915e oradan 1960 yılına kadar yaklaşık 200 milyon sterlin İngilizlerin bize borcu var. Bu, anapara. Faizsiz borç. Rahmetli Denktaşın 500 milyon sterlin aldığını ve bunun karşılığında da Saray Otelin yapıldığını biliyoruz.

Şair Osman, Öküzü Kadıköyde Sanat Yapar, Köylü Murat İse Öküzü Bağdat Caddesinden Aşağı Salar

Köylü Murat 'öküz' der suç olur, şair Osman 'öküz' der sanat olur. Peki neden? Çünkü şair Osman, öküzü Kadıköy'de sanat yapar, köylü Murat ise öküzü Bağdat Caddesi'nden aşağı salar. Aradaki fark budur. Bu bir ayrıcalık değil aslında. Ayrıcalıklardan oldum olası nefret ederim. Farklar, renklilik içindir, ayrıcalık için değil.

Şinasi Özdenoğlu'nun Türkiye Sevdası

Son dönem Türk şiirinin köşe taşlarından birisidir Şinasi Özdenoğlu!.... Gümüşhanelidir köken olarak!... Şairliğinin yanında yazardır da… Güçlü bir kalemi vardır. Siyasal Bilgiler ve Ankara Hukuk Fakültesi mezunudur. Ben oldum olası hukukçuların şiire ve edebiyata olan tutku derecesindeki bağlılıklarına hayret ederim. Bir o kadar da takdir ederim bu ince

Kemalist "Solculuk" veya "Anti - Emperyalist" Yüzsüzlük

Kısaca, şu taktiklere karşı uyanık ve duyarlı olmak elzemdir: Solcuların, proletaryanın vatanı yoktur; sosyalizme geçildikten sonra Kürt sorunu dahil tüm halkların sorunları çözülecektir, söylemi ile İslamcıların dinde milliyetçilik yoktur, biz ümmetçiyiz; dolayısıyla şeriat geldikten sonra Kürtlerin de sorunu kendiliğinde çözülecektir, söylemi birbirine benzeyen sahtekârlık ve ikiyüzlü birer aymazlık

Uykuların Gizemi ve Agoraphobia (2ci Bölüm)

İnsanların büyük kötülüklere yol açan iyilik anlayışlarından, kendini çocukların varlığında yenileyen yaşamın acımasızlığından, bu acımasızlığın üstünü örten masumiyetin derinliğinden, canlı olmanın aczinden, insanların içinde uğuldayıp duran o çok ağızlı kuyuların karanlığından, hatta uykulardan korktuğunu anlatıyor yazar.

Tatmin Olamıyorum Ey Okur!.. (Gelişme)

Dilim, hiç kullanmadığım sözcüklerle doldu. Küfür edebiyatı aldı başını gitti, yine de TATMİN OLAMIYORUM.
Gazeteleri okurken, haberleri izlerken, birdenbire “yuhhh, çüşşş, vay eşşoğlu eşek” gibi nice sözcüğün yakınlarımda uçuştuğunu duyuyorum. Aaaa...Bir de bakmışım bunlar, benim ağzımdan yayılıyor havaya...Dönüp dolaşıp kulağıma geliyor. Tatminsizlikten işte.

Başa Dön