Öyle Bir Müttefik ki Dostlardan Maada!
Ne yapardı ki gaspı yer, zülüm etmekten başka, çalıp çırpmak ne ala, tecavüzler hak telakki edilirken, zülüm tavan yapmışken mazlum kimin neyine öyle değil mi?
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Ne yapardı ki gaspı yer, zülüm etmekten başka, çalıp çırpmak ne ala, tecavüzler hak telakki edilirken, zülüm tavan yapmışken mazlum kimin neyine öyle değil mi?
Ne olursa olsun ben klasik soykırım müzeleri gibi teslimiyetçi, kendisine acındıran, soykırım suçlularının zil takıp göbek atmalarını sağlayacak şekilde duvarlarına melankoli sinmiş, durgun bir ruhla hazırlanmış, yobaz devlet adamlarının ve belediye başkanlarının ayak bastığı, konuşmalar yaptığı, hatta bu konuşmalardan siyasi rant elde ettiği, bir eliyle üreme organını kaşıyan
1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan tanıyana. Bir bildikleri vardır diyesi geliyor insanın ama hiçbir şey bilmedikleri aşikâr. Bir ön yargı bir kendi kirli geçmişlerini kamufle etme çabası içindeler. Hatta panik ve telaş durumları da gözlerden kaçmıyor. ..
\#Turova #Troya #Çanakkale #Kürşat #Fatih #Atatürk #19Mayıs #Malazgirt #BüyükTaarruz #Mondros #Agamemnon
Futbol günümüzün en çok rağbet gören spor dalıdır. Millet olarak futbolla yatıp kalkıyoruz. Küçüğümüz büyüğümüz futbolu seviyor. Belki bu bize bir dayatma olarak sunuldu. Gençlik stadyumlarda efkâr dağıtmaya, dertlerinden kurtulmaya, hayatına renk katmaya başladı. Televizyonlar, radyolar, gazeteler futbola gereğinden çok yer ayırdı. Bütün bu etkenler futbolu hayatımızın bir
O gün Ankara daha da bir soğuktu. Elif, elif yağan kar şehri tir, tir titretiyordu. Bir haber “Uğur Mumcu öldürüldü”. Daha da bir titredi yürekler. Buz kesti damarda akan kan...
Ermeni ve bu adın çağrıştırdığı sözler bana değişik değişik, ama birbirleriyle ilişkili şeyler söyler Bu başlıkları değişik bağlamlarda ayrı ayrı ele aldığım ya da birkaçına birlikte değindiğim yazılar yazmışımdır. Yazıda, genişçe bir çerçevede bu başlıkları birlikte ele aldım.
Geride bırakılan son yüzyılın siyasal tarihinin özetini, solun üstlendiği rolde arayanlar zaman tüneline daha girmemiş olsa da, Sol Paradigmanın çöküşü bize geçmişin ayak izlerine basmamamızı daha öğrenmediğimiz halde öğütledi.
Niecszthe Babasını öldürdü diye. Biz de anamızı mı öldürmeliydik.?
Habil Kabil kavgasına karışmıycam ben.! Kaçacağım.. O lacivert geceye…
Bu yıl 13"ncüsü yapılacak olan “Öldürülen Gazeteciler Günü” 6 Nisan 2009 Pazartesi günü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından geleneksel hale getirilen etkinliklerle hayat bulacak...
1920'li yıllarda Türk topraklarına girerek atalarımızı soykırıma tabi tutmaya çalışan Yunanlıları, Bandırmalı Türkler olarak protesto ediyoruz.
II. Mahmut, III. Selim’den bir adım daha ileri giderek yenileşmenin ilerisinde bugünkü anlamda görsellikte tam bir Batılılaşma hareketi başlatmıştı. O gün için Atatürk’ün şapka uygulamasından çok daha zor olan Hıristiyan Avrupalılar gibi tüm devlet memurlarına fes, pantolon ve ceket giyme zorunluluğu getirmişti. Aynı zamanda dini kaynaklı bırakılan sakal
Büyük patlama teorisi, evrim teorisi ,atom fiziği,Higgs Bozonu, Pi sayısı , kutsal kitaplar, Adem ile Havva, yasak elma ve yılanlar , neresinden başlarsanız başlayın her yaradılış senaryosunun , her vakanın , her zaman çizelgesinin bir dönüm noktası vardır. Her kıtanın, her depremin, troposferden mezosfere tüm hava katmanlarının ve
Antik Mezopotamya'nın inanç yapısında "El" kavramının dönüşümünü anlatan bu metin, kolektif alandan özel mülkiyete geçiş sürecini tanrısal düzlemde inceliyor. Sümer ve Akad kültürlerindeki tufan hikayeleri üzerinden, monoteizme doğru evrilen inanç sistemlerinin toplumsal yansımalarını ve köleci sistemin dinsel meşrulaştırılmasını eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor. Kolektif bilinç ve mülkiyet
“Yılllar sonra akarsuların özelleştirileceğini söyleselerdi o yılllarda terelmiş pantolonlarımızın örttüğü oturma organlarımızla gülerdik sav sahiplerine.”
El yıkayacağım bu hayattan
Yarın kırıncaya kadar aslanlar gibi
hayatın zincirlerini milletin/Ali Şeriati
Öldürülmekten değil, döndürülmekten dönmekten korkan bir gençliktik.
Zaman zaman yönetime müdahaleler, tahtan indirilenler çıkarılanlar oldu. Ama ne olursa olsun Osmanlı devlet yönetiminin asıl amacı ‘devlet-i ebed müddet’ti. Türk milleti kendilerinden bir aileye mensup Osmanlı adındaki bu devleti sonsuza kadar devam ettirme büyük idealindeydi.