"Kitaplar, zamanın zincirlerini kırar. — Carl Sagan"

Eleştiri > Toplum ve Birey

dramatik

İçimizdeki "Boş Şehir"ler...

Anneler babalar ve kahırdan ölmeler faslını geçtikten sonra sıra geliyor "beni ne kadar kırdın biliyor musun?" durumuna. Aslında ben bu iki kardeşi ironik biçimde çok şanslı görüyorum. Çünkü dünyanın bir çok yerinde kardeşler hayatları boyunca bu kırgınlıklarını dile getiremiyorlar bile. Bu kırgınlıklar ve içe atmalarla gidiyorlar mezara. Ölüme

nötr

Eleştirinin Eleştirisi - 6

-Yaşlanmak isteriz.ama yaşlılıktan korkarız; bu hayatı ne kadar sevip, ölümden nasıl kaçmak istediğimizi gösterir.
-Belaların en korkuncu sayılan ölüm,bizim için bir hiçtir:Biz var oldukça o yoktur,o varken de artık biz yoğuz,bunun sonucu olarak da o ne dirileri,ne ölüleri ilgilendirir.Çünkü birincilerin olduğu yerde o yoktur,ikincilerin de artık

olumsuz

Her Gelen Adaletsizliğiyle Gelir

Bir zindana atılmakla bir camiye, bir kiliseye veya bir ideolojinin içine zorla sokulmak arasında hiçbir fark yoktur. Özür dilemek zorunda bırakılmak, sözle, gözle, tacize uğrayıp bütün bunları sineye çekmek zorunda bırakılmak hapse atılmaktan farklı değildir. Yetkiler ve güçler putlaştırılır ve bunlara boyun eğme mecburiyeti önüne dilekçelerle, yönetmeliklerle, kanunlarla

olumsuz

Utandım İnsan Oluşumdan

Gerçi tavuk yemeyi de hormonlu oluşundan dolayı Çin hükümetinin tavuk satan, yedirenler için aldığı idam kararı sonucunda- bıraktım ya Neyse ne canım, en iyisi ben asıl konumuza döneyim:

iyimser

Hayata Nasıl Bakıyorsunuz?

Bir gün ansızın duvarların çizili olduğunu görüyorsunuz. Küçücük çocuğunu almış pastel boyaları eline ressamlığa soyunmuş. Bütün duvarları neredeyse boydan boya çizmiş rengarenk kalem boyalarla
Ne yapacaksınız? Kıyamet mi koparacaksınız? Çocuğa mı kızacaksınız? Hayır. Sadece bakıp gülümseyeceksiniz. Çünkü bunu yapan sizin canınız. Olsun diyeceksiniz. Hoşgörüyle bakacaksınız. Hem

olumlu

Var Mıyız Yok Muyuz

Tabi ki biz yokuz içinde emek olmayan paraları almaya. Öyle ise biz nelere varız. Bir de onun tespitlerini yapalım. Bizler bu ülkeyi çalışarak, emek harcayarak ileriye muasır medeniyete eriştirmeye varız, hem de sonuna kadar. Biz bu vatanı alçaklara, kalleşlere böldürmemeye, dostlarımızı sevindirmeye, düşmanlarımızı elemlere gark etmeye sonuna kadar

olumlu

Franca Rame ve Dario Fo"dan "Kadın Oyunları" ve Zeynep Nutku

“Uyanış”, fabrikada çalışan işçi bir kadının sabahın erken bir saatinde kalkması ve uyku sersemi bebeğini kreşe götürmek için hazırlanmasıyla başlar. Ama evden bir türlü çıkamaz. Çünkü evin anahtarını bulamaz. O evin anahtarını nereye koyduğunu hatırlamaya çalışırken anlattığı kısa anlık öykülerle bize hayatı hakkında ipuçları verir. Nasıl deli gibi

olumsuz

Kahramanlar ve Figüranlar

Kahraman olun demiyorum, figüran kalın yine ama kahramanları yok etmeyin. Çünkü ne kadar eleştirirsen de eleştir, kahramanların tarafı gün sonunda hak, hukuk ve adalettir.

olumsuz

Lüzumsuz Korna Şalterleri Attırır

Biri gelip de dibimde hem de hiç gerek yokken zart zart kornaya bastı mı ben şahsen gıcık oluyorum. Benim gibi bir sürü insanda biliyorum ki hiç hoşlanmıyor ve gıcık kapıyor bu duruma... Bildiğim kadar bir çok Avrupa Ülkesinde öyle gelişigüzel her yerde kornaya basamazsınız... Okul gibi, hastane gibi,

üzgün

İçimden Çıkan Küheylan...

Onlar, o altı kocaman açılmış, soran altı çift gözün ona dik dik baktığını ve bunun Alan’ı nasıl mahvettiğini, nasıl kahrettiğini, nasıl utandırdığını ve bu utancın ne kadar dayanılmaz olduğunu nasıl anlayacaklar? Alan mecburdu. Alan çaresizdi. Kendi gözlerini oymak gibi bir şeydi. Ama onlar gördü. Onlar Jill’le ne yaptıklarını

üzgün

İfakat Belgeseli

Toprak kokar Karadeniz kadınının elleri… Kınalı parmakları aş ve iş’te yara bere olmuştur hayatla mücadele eden bu yiğit savaşçıların. Odun kesip taşımak, çay toplamak, tarla kazıp biçmek, inek sağmak, fındık toplamak, evin işlerini görmek…. Bunlar Karadeniz’de kadının bitmek tükenmek bilmeyen işleridir. O eli öpülesi kadınların bu işlerden emekli

olumsuz

Kaçırdığımız Keçileri Yakalayabilecek miyiz Bakalım

Çok mu sizin keçiler? Duyamadım bin beş yüz iki bin kadar mı dediniz? Hani meşhur Silifke Türküsünde var ya ''Aaaslı yok yaylasında bin beş yüz koyunum var benim.'' diye de devam eder gider. ''Ama o türkü de geçenler koyun mu diyorsunuz?'' Olsun ne fark eder ha koyun he

olumsuz

Yoksa Öldüm de Cehennem de mi Yaşıyorum Ben Anne?

Onur ve can ancak Allah'a son nefeste verilirmiş. O
yavruların ne suçu vardı?
Bilinen 34 dernek çocukları kirleten vakfı korumak adına
girişimlerde bulunmuşlar bile. Ya Çağdaş Yaşama Dernekleri
hallaç pamuğu gibi tarumar edilip, 35 bin çocuğun bursları

olumsuz

Andımıza Dair

Reşit Galipi rahmetle anarak ve o günkü şartlar içinde çok iyi bir şey yaptığını düşünerek bu andı yazdığı için bugün ve bundan sonrası için de teşekkür ediyorum. Ve bugün Reşit Galipi eleştiren ve kendisine Müslüman diyen birçok kimseden de daha fazla Müslüman olduğuna inanıyorum.

olumlu

Neyimizi Kaybettik

Kimi kendi ideolojimizden görmüyorsak, onu düşman kabul ediyoruz. İyiliklerin, güzelliklerin, vatan ve millet severliklerin tekelimizde olduğuna inanıyor, bizden saymadığımız herkesin de bunlara düşmanlığından zerre kadar şüphe duymuyoruz.

olumsuz

Milli Eğitimde Sistem ve Sistem Sorunları

Ben, 1972de okula başladığım zaman da eğitim sistemiyle ilgili sorunlar gündem tutuyordu ve hâlâ aynı sorunlar her yıl olduğu gibi gündem tutmakta. Bunun iki önemli nedeni var; biri toplumsal kutuplaşma, diğeri de bu kutuplaşmada, gelen iktidarların kendi yandaşlarını yetiştirme, mevcut yandaşları ise memnun edebilme yönündeki politik düşüncelerini gerçekleştirme

olumsuz

Burası Dağbaşı mı?

Peki, yaşadığımız bu dönemde, herhangi bir kişi, hiç tanımadığı kişilerin masasına nasıl gider? Nasıl onların masasına oturur ve nasıl onlarla tartışmaya girer? Tartışmayı da bıraktık... Sohbet etmeye dahi nasıl gider? O cesareti, o yüreği nerede bulur? İnsan hiç tanımadığı, bilmediği, yakından görmediği kişilerin yanına gidebilir mi? Bu kişiler,

Başa Dön