12 Eylül Fermanı
Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, ihtilalden 46 gün sonra bir kanun çıkardı. Bu kanunun metinleri aslında birer ferman olsa da isimleri kanun olacaktı.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, ihtilalden 46 gün sonra bir kanun çıkardı. Bu kanunun metinleri aslında birer ferman olsa da isimleri kanun olacaktı.
Sayın pek muhterem Sam Amcanın çocukları Baydın Dayının canından çok sevdiği yavruları... Yavruları derken tabi ki genel anlamda böyle bir cümle kuruyorum, yoksa bir çoklarınız ellili, altmışlı, yetmişli yaşlardasınız... Biliyorum ki sinema sanatının en yoğun olarak icra edildiği bir numaralı ülkesiniz... Holywood denen sinema üretim merkeziniz hiç durmadan
Terör; dünyanın her yerinde devletlerin insanları hayvanca eğitip yetiştirmesi ve yönetmesi sonucunda ortaya çıkan bir şiddet olduğunu insanların artık bilmesi gerekir.
Sam Amca ile Çin vergilendirme yüzünden birbirine girdi. Dünya piyasalarını da hakeza borsalarını da tepetaklak etmeye yetti yaşananlar... Çin hepinizin bildiği gibi yeni dünyanın, bir öngörüye göre, Amerika beş on sene içinde yıkıldıktan sonra ki liderliğine en büyük aday. Haliyle bu da Sam Amcayı ve yeğeni Danıld biraderi
Türkiye Başkanlık seçiminin ilk turu Cumhur İttifakının zaferiyle bitti. İkinci turda belli ki halk tercihini yine Erdoğandan yana yapacak. Ayın 28inde gerçekleşecek ikinci tur seçimlerine az bir zaman kala %5,4 oy alan Sinan Oğanda Cumhur İttifakına destek vereceğini açıkladı. On altılı masa da yanına Ümit Özdağı aldı. Bu
Prof Erhan Arıklı, gerek siyasette, gerekse de çalıştığı alanda çok deneyimli biri. Araştıran, üreten bir ilim adamı.
Erhan Arıklının düşüncelerini, yaptıklarını ve yapmak istediklerini anlayabilmek için her şeyden önce onu iyi tanımak gerekir diye düşünüyorum:
Kitap okumadan kültürlü olmak, sosyalizm, marksizm ve diyalektik materyalist felsefeyi doğru, gerçekçi şekilde kavramadan sol/sosyalist olmak, derin cahillik değilse sola en büyük kötülüktür. Arkadaşına, dostuna, komşusuna bir bardak çayın hesabını yapıp, sol görünüp orta sınıf burjuva özentisiyle yaşamak kimliksiz, kültürsüz, sınıfsız, dejenere bir toplum ve kitle demektir. Bunun
Türkiye ve Türk ulusunun Anayasa ile bir sorunu yoktur. Ancak, siyasal partilerin ve bir çok siyasetçinin bu bağlamda çok ciddi sorunları vardır. İşte sorunsal aslında o partilerin ve o kişilerin kendilerini kurtarma ve aklama çabalarıdır.
Seçim meydanlarında çoğu zaman dikkatimi çekmiştir, adamın karşısında beşyüz, bilemedin bin kişilik bir topluluk var, atıyor işkembeyi kübra'dan.''Biz iktidara gelirsek neler yapacağız neleeeer,'' Otoyollar mı istersin, fabrikalar mı, her ile Üniversiteler mi, bir de uzatırlar cümleleri vatandaaaaaş, sanki işporta da mal satıyor. Seçimi kazanıp meclise hasbelkader girenleride, tavana
O günün koşullarına göre her yönüyle tamamen yozlaşmış Osmanlı enkazından, Batılıların askeri, maddi ve düşünceleri doğrultusunda ancak yeni Osmanlı anlayışı oluşturabildiler. Bunun çimentosu ise yine İslamcılık, devşirme Türk Milliyetçiliği, sahte laiklik ve sahte sosyal demokratlık olmuştur.
Türk Milliyetçisi Dündar Taşer' in biyografik incelemesi...
Köprübaşı’nın yetiştirmiş olduğu mümtaz şahsiyetlerden biri de 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde büyük oğlu ve eşiyle birlikte enkaz altında kalarak aramızdan ayrılan Kocaeli Milletvekili Alaattin Kurt’tur. O, küçük ilçemizin değerlerinin başında gelmektedir.
Bir toplumun örf adetlerini hiç bir şey zenginlik kadar yükseltemez ve hiç bir şey de yoksulluk kadar alçaltamaz....
Yakında şimdi al, öldükten sonra öde! kampanyası başlatırlarsa şaşırmayın. Bu kadarı da olmaz mı diyorsunuz? Olur, olur bal gibi olur. Siz dedelerinizin borcunu ödemediniz, ama bu sistem sizin borcunuzu torunlarınıza ödettirecekdir.Borç yiğidin kamçısıdır yutturmacası toplumdaki itibarlı kişilere söylettirilerek yeni yeni tuzaklar hazırlanıyor. Halbuki borç kapitalizmin kölelerine vurduğu bir
Dünya için en büyük tehdit G-7 ülkelerinden gelmektedir. Çünkü bu ülkeler silah ve uyuşturucu ticaretini yanı sıra, çevre felaketlerine neden oldukları gibi, bunların her çeşit dinsel yapılanmaya ve etnik teröre destek verdikleri, mazlum ülke halklarının uyanışını engellemek için o ülkelerdeki en gerici unsurlara arka çıktıkları, bilinmektedir.
Komplo teorisyenleri, Bilderberg Grubunun finansal krizleri bilerek çıkartmak, insanları sürekli olarak gelecek korkusu ve baskısı altında tutmak, güncel sorunlarla meşgul etmek, dünya nüfusunun, daha doğrusu sıradan insanların yüzde 80'ini laboratuvarlarda üretilen hastalıklar, uzaktan ışınlanma, bölgesel savaşlar gibi çeşitli yöntemlerle yok etmek gibi planları olduğunu iddia ediyor.
1 Haziran 2010 tarihli kararında BM Güvenlik Konseyi doğrudan doğruya ve açıkça İsrail'i kınamamış, sadece askeri operasyon sırasında meydana gelen eylemleri kınayan bir karar almıştır.