Kemal Tahir'i Kırk Beş Sene Önce Kaybettik
Kemal Tahir'in adı Türk Sosyologları listesine yazılmalıdır.
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
Kemal Tahir'in adı Türk Sosyologları listesine yazılmalıdır.
Fiziki yangınlarda bir şeyler kül olsa da, bir şeylerde kurtarılıyor demek ki ya yürek yangınlarını ne yapacağız? Sevmişsiniz, karşılık bulmamış sevginiz, ama vazgeçemiyorsunuz da, içten içe yanıyor yürek, beyin de devre dışı kalmış... O zaman da en çok nereniz yanıyorsa ilk önce onu kurtarmak gerekmez mi? Hemen yüreği

Halil Cibran hakkında çok şey okudum. Sizler de çok şeyler duymuş olabilirsiniz. Cibran; gerek eğitim hayatı, gerek eğitim hayatı için Siyonist aileler tarafından finanse edilmesi yüzünden kendi döneminde bu coğrafyada çok fazla değer görmemiş sürgün yazarlar arasında yer alıyor.
Cahit Zarifoğlu’nun şiiri, Türkçenin alışılmış sınırlarını aşan mistik ve sarsıcı bir yolculuktur. Kelimeler onun dünyasında yalnızca anlam taşımaz; varoluşun gizli şifrelerine, iç uçurumların yankısına dönüşür. Ağaç kaderi, kuş özgürlüğü, çocuk ise kirlenmemiş hakikati çağırır. Bu şiir, okuru dilin ardındaki sessiz depreme davet eder.
Osmanlı dönemi geleneksel mûsıkîmizin başta TANBURÎ MUTAFA ÇAVUŞ olmak üzere diğer bestekarlarının incelendiği bir yazı...
Kaburga, göğüs kemiği ve omurlarla birleşerek göğüs kafesini yapan, sağ ve solda 12 tane olmak üzere toplam 24 tane olan yassı kemiklerin her biri. Göğsü çevreleyen göğüs kafesinin paralel kemiklerini oluștururlar.
Şükriye Hanım, sarı saçlı, uzun boylu, güler yüzlü biriydi. Bizi de sempatik bir hal ve güler yüzüyle karşıladı. Oturup biraz sohbet ettik. Derdimizi, düşüncelerimizi anlattık.
Kendisi Kıbrısta okuduğunu, Kıbrısı ve Kıbrıslı Türkleri çok sevdiğini söyledi. Yakın Doğu Üniversitesinde Beslenme ve Diyetetik okumuş. Yani bizim tabirimizle diyetisyen.
Arthur Miller Cadı Kazanını yazdığında Amerika McCarthy dönemini yaşıyor ve komünistler girdikleri inlerde bir bir avlanıyordu. Daha bir yüz yıl bile geçmeden yeni bir cadı avı başladı ve hepimiz bu avın Müslümanlara yapıldığını yakinen biliyoruz!
Bu Ülke'nin hakkı teslim edilmemiş ve tam anlamıyla anlaşılamamış aydınlarındandır Cemil Meriç O, yaygın olarak Cemil Meriç olarak bilinse de isminin önünde bir de "Hüseyin" vardır. Meriç kuru sloganların değil, hakikatin adamıdır. Sağın ve solun zaaflarını ve sığlıklarını ortaya çıkararak, arkasına bakmadan eleştiren bu kıymetli fikir adamı, yaşadığı
güzelliğini göstermekti. Sadece iyi vakit geçirtmek değildi niyetimiz. Çünkü biliyoruz ki; tiyatro sadece eğlendirmez. Seyircimizi güldürüp eğlendirirken çağının gerçekleri ve insan doğasının acımasız olabilecek yönüyle de yüzleştirmekti, amacımız. Var olan gerçekleri kimi zaman komediyle, kimi zaman trajediyle sunduk seyircimize. İçtenlik, temel ilkemiz oldu.
Tiyatroya gönül veren
ir kişi, siyasi oluşum, toplum ve düşüncenin, emperyalizmin her türüne karşı olabilmesi için, önce kendisini tüm ırkçı düşünce, tutum ve davranışlardan arındırması gerekir. Irk ve sömürücü düşüncelerden arınmamış her yapı, emperyalist heves peşinde koşandır. Bu ister büyük isterse de küçük çaplı olsun düşüncede yaşaması, emperyalizmin uşağı anlamına gelir.