Yeter ki Çocuklarımız Mutlu Olsun
Başkent Hastanesinin bahçesine bir sigara molası vermek üzere oturuyorum. Hava çok sıcak. Bunalıyorum.
"“Bazı insanlar asla delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
"“Bazı insanlar asla delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
Başkent Hastanesinin bahçesine bir sigara molası vermek üzere oturuyorum. Hava çok sıcak. Bunalıyorum.
\- Abi saat kaç?
\- Eski saate göre oniki buçuğu beş geçiyor.
Sepeti içeri aldım. Çikolatalara saldırdık hemen. Annem izliyordu bizi. Yeme sırası yumurtalara gelmişti. Engelledi bizi. Yumurtanın üzerindeki resimlere bir bakın hele dedi. Sanat budur işte! Azıcık sanata saygı gösterin
İnsanın yaradılışıyla başladı sözcüklerin gücü.Herkes dünyanın var oluşundan beri birçok şey söyledi ama herkes güzel cümleler kullanamadı bir kadına.Her kadın anlayamadı sözlerin gücünü.Bazıları çok sevdi.Hak etmediği mutluluklar yaşadı bazıları,sevda üstüne.Büyük bir çoğunluğuysa hep sevdi ama sevilmedi.
Babamı götürüyorlar, onu kaybediyorum. Askeri kamyonlara bindirilen insanlar son sürat götürülüyor. Korku içinde, telaşla bir sokağa giriyorum. Bir haykırış daha: "Dur kımıldama, eller yukarı" Akşam karanlığında bu sokakta başka askerler, başka bir grup insanı duvara dizmiş bekliyor.
Dünyanın bu ilk insanı, nereden ve nasıl dünyaya geldiğini bilmeden Cennet Bahçesinde geziniyor. Pınarların billur gibi sularından içiyor. İstediği meyve ve sebzeyi yiyor. En çok da, olgunlaşmış ve dalında kurumuş incirleri yiyor. İncir ağacının altında oturuyor ve uyuyor.
Bütün büyük aşklarda ( Bütün aşklar büyüktür aslında; ve herkesin aşkı da kendisince büyüktür!... Gerçi, Abdülrezzak’ ın içine düştüğü ateş yığınına aşk da denmez ya!... Neyse!..) olduğu gibi bu da karşılıksız bir aşktır aslında… Ve bu aşk yorgun, bitkin, ağır ve can çekişen bir aşktır!... Bütün ağırlığıyla da
Tatlı bir kaşıntıyla kenarda durdu ve etrafından geçen insanlara aldırmadan zevkle kaşınmaya başladı. Kaşınmak onun için artık çok sıradan bir iş olmuştu. Köpeği Karabaş geldi aklına. Karabaş da durmadan kaşınırdı. Bir deri bir kemik olmasına rağmen vücudunu taşımakta zorlanır, titreyen bacaklarıyla ayyaşlar gibi köyün tozlu yollarında, hem kaşınır,
Vadeli kahve işlemleri yapan bir girişimci düşünün: Sanal mevcudiyetlerinden birini dünyanın önemli kahve plantasyonlarının durum ve gelişimini takibe bağlamış. Bir başka sanal mevcudiyeti istediği zaman dilimlerinde fiyatın istediği gibi hareket etmesi için spekülatif olaylar oluşturmakla meşgul. Başka birkaç sanal mevcudiyeti ise, piyasayı etkileme potansiyeline sahip diğer oyuncuları takip
Çok bilinen bir fıkranın uyarlama denemesi