Ring Seferi
Yalanın kibar ifadesi bahaneydi ve onun bahanesi şu an yanında samimi samimi gülümsüyordu. Masada otururlarken çantası iki kere daha titredi ve son nefesini verdi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yalanın kibar ifadesi bahaneydi ve onun bahanesi şu an yanında samimi samimi gülümsüyordu. Masada otururlarken çantası iki kere daha titredi ve son nefesini verdi.
Dişçilik Fakültesinden mezun olmuş ve Anadolu nun kuş uçmaz, kervan geçmez bir ilçesinin sözde hastanesine tayinim çıkmıştı. Okula başladığım gün olduğu gibi heyecanlıydım. Onca yılın sonunda hayalime kavuşmanın sevinciyle yola çıktım. Hiç görmediğim bir coğrafyaya doğru ilerliyordum. İstanbul da doğup, büyümüş biri olarak gideceğim yerde yaşayacağım sıkıntıları göz
YZ
Tinhu, bu ortak sevincin bile bir parçası gibi duyumsayamıyordu kendini. Bu sevinçten garip bir burukluk çıkarımsayabiliyordu sadece ve gördüğü şey, sadece içini kemiren bir duyguya dönüşüyordu. O, bütün bu sahnede yalnızca vakur ama hüzünlü, yorgun yine de giydirilmiş bir iskelet görüyor bu yüzden de acı çekiyordu.
Şule Gürbüz
Filozof koyunlar aralarında çelişkiye düşmüşler. Bunlar meranın istiklal diye bir semtinde dolaşır, biralarını içer, entelektüel konuşmalar yaparmış. Ama son zamanlarda gerçeklerden o kadar kopmuşlar ki. Meraya yabancılaşmışlar.
♥ÖNEMLİ ♥
Bir serinin son yazısıdır bu.
Eğer ilk defa okuyorsanız lütfen öncelikle serinin diğer yazılarıyla başlayın okumaya
14 Şubat Öyküsü - 1 için [lütfen buraya tıklayın](http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=3450)
14 Şubat Öyküsü -2 için [lütfen buraya tıklayın](http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=3451)
Seyfi bir gün istanbuldaki bir arkadaşının düğününe gitmek için yola çıkar ve 4-5 saat sonra hapse girmenin eşiğinden kurtulduğu ve bir daha asla geri dönmek istemedi o büyük şehre varmıştı. Aklına yaptığı hataların yanında nasıl eğlendiğide geldi çünkü Seyfi eğlenceyi çok severdi ve eğlenirken para harcamasınıda. Her türlü
O mel’un günün üzerinden tamı tamına iki yıl geçti. İki yıl önce bugün; balta ile kolumu kesip, Kasap Mehmet’in yüzüne fırlatmıştım...
Maraş Katliamının olduğu gün ne yapıyordun?
Sustun, gözlerini kaçırıyordun, dinledin, ben devam ettim:
Okuldan gelmiştim, Annem ağlıyordu anlıyor musun? Ben, ölümle o zaman tanıştım Birkaç yıl önce ölen dayımın cesedini göstermemişlerdi çünkü
Akşam dükkânı kapatmıştık, herhangi bir mağazaya giderek Mehmet’e takım elbise alacaktık, birkaç yere baktık, sonunda bir yerden, beyaza yakın olan bir renk beğenerek, pantolonun hazır hale gelmesini bekledik ve nihayet aldık.
Günlerden Salı, normal bir gün, her zamanki gibi sabah kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra doğru okula. İlk dersleri hiç sevmezdim zaten ve her zaman uyumakla uyumamak arasında sıranın üstüne kollarımı koyup başımıda kollarımın üstüne tabiki, öğretmen sanki masal anlatırdı bende dinlerdim. Genelde benim bu ilgisiz tavrıma bozulurdu öğretmenler.
Gece var nârda Nur' u görmez gözün hiç sesi!
Gece var gündüzlerin kundakçısı geceler!
Gece var altı şarta tecavüzün iç sesi!
Gece var beş vakitin varakçısı geceler!
Sabahattin Ali