"Korkma, hayat sandığın kadar uzun değil. Asıl korkman gereken, yeterince gülmemiş olman." – Neil Gaiman"

Öykü

Hayattan Kaçış

Karar verirken ne kadar özgürüz? Ya sonrası? Peki ya sonrasının sonrası? Kaçmak, yakalanmak, kargaşa... Ah Üstad! Her şey unutuldu, oralarla bağım bir sen kaldın. Yanında olmak orada senle beraber ağaca durmak isterdim köküm sen olan meyvelerimse ben. Yani bir yanım hep sen...

Korkak

Dikilen heykeller, anıtlar, marşlar, falan filan her neyse kahramanlık propagandaları da beni ikna edemez.Ben O masallara inanacak kadar eşek de değilim.. Neyse efendim öykünün girişinde hava durumu, manzara, doğa gibi şeylerden bahsetmedim. Sanki bunlar insanların çok umurunda. Bu yüzden konuya direk girmeyi tercih ettim. Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya

İlk Aşk: Bölüm 1

Aşk güneşin kızıllığına soyunan deniz gibi
Usul usul sokulur gamzeleri gönlümün en güzel yerine
Kalp atışlarımın kıyısına sarılır güzelliğinle dolu dalgalar
Köprü olur zarafetin sıcacık gülümsemelerime oturtulmuş derinliklerinde

Havlu

Bir gün içime bir korku düştü. Bu adam bir gün ayaklarını da yıkamaya kalkar mı, yoktan bir kavga çıkarıp, elini ayağını tekme tokat üstümde siler mi? Siler.

Başa Dön