"Yarın ne okuyacağını bilmeyen bir yazar, bugün ne yazacağını bilmeyen bir tanrıdır." - Umberto Eco (kurgusal)"

düşge su

Üzgünüm

Bir elbise gibi vitrinde asılı kalacağım.
İndirime girmiş bir tezgahın karmaşası gibi karmakarışık kalacağım.
Ve bunu anlatmaya çalışmayacağım

Yanık Mektup

Genelde yaptığımız,
anlatıp içimizdekileri çaresiz beklemek üstüne
birkaç imalı bakış, birkaç imalı kelime...
ve sonra gurur timsali bilişlerimizle
cevap yazılmamış mektuplar misali yalnız kalışlarımız...

Delirmiş Deliler

Oysa sen,
Sözcüklerimi kalıplara koymamı beklemeden
Seslerimi anlamaya çalışmadan
Dudaklarımdaki küfrü severek ilerlemelisin!
Tutunamam ben hiçbir şeye

Ankara Çıkmazı

Bitmek bir bilmeyen bir düşmanlıkla bakıyorlardı birbirlerine, uzun zaman olmuştu görüşmeyeli… İçlerinde birikmiş sözcüklerin en keskin olanlarını seçmeleri bundan. Şaşırtmasın sakın bu sizi. Bir geçmişi olan her ilişki de olabilecek şeyler bunlar.

Yanılgı

\- için rahat olsun bacım bunun seninle bir ilgisi yok!
\- içim rahat boğulabilirim öyleyse...

Elim

yağmur bulutları sarıyor gökyüzünü
güz yüzünü gösteriyor yeniden
üşüyorum kendiliğimden

KİTAP İZLERİ

Nohut Oda

Melisa Kesmez

Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’sı: Eşyaların Hafızası ve Kalanların Kırılgan Yuvası Melisa Kesmez, üçüncü öykü kitabı "Nohut Oda"nın başında, Gaston Bachelard'dan çarpıcı bir alıntıya yer veriyor:
İncelemeyi Oku
Başa Dön