Herkesin Mutlu Olabileceği Bir Türkiye Mümkün
En mühimi Türk insanlarına yeni düşünce ve fikirler öğretilmesi gerek, özgürce düşünebilmelerinin önü sağlanması gerek.
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
"Yazmak, aslında ölmekten başka bir şey değildir; ama neyse ki, okumak da dirilmektir." – Umberto Eco (kurgusal)"
En mühimi Türk insanlarına yeni düşünce ve fikirler öğretilmesi gerek, özgürce düşünebilmelerinin önü sağlanması gerek.
Tırpancı Yusuf'un köyde ekin biçme hikâyesi, zor iş koşulları ve Zarife ile gelişen ilişkisini anlatıyor. Hapisten çıkan arkadaşı Hakkı ile köy kahvesinde iş bekleyip, köylülerin tarlalarında çalışan Yusuf'un hayatı, geçen yıl tanıştığı Zarife'nin getirdiği yemekler ve derinleşen sohbetlerle değişmeye başlıyor.
Bu metin, Türkiye'de yabancı göçmenlerin artışı ve toplumsal endişeler üzerine kurgusal bir senaryoyu anlatıyor. Uyarıların dikkate alınmadığı, halkın şikayetlerinin sonuçsuz kaldığı ve zamanla Suriyeli göçmenlerin ülkede güç kazanarak darbe yaptığı distopik bir gelecek tasvir ediliyor. Anlatıcı, bu olayları dedesinden dinlediği bir hatıra olarak aktarırken, göçmenlerin devlet kurumlarına sızması
Karlı bir şehirde, on yıllık hapis cezasını tamamlayan Hakkı'nın dramatik özgürlük günü. Dostunun evinde içki içerken, alacak-verecek meselesi yüzünden çıkan kavga ölümcül bir noktaya evrilir. Hakkı, arkadaşı Kadir'i öfkeli bir adamdan korumaya çalışırken, kendini tehlikeli bir bıçak saldırısının hedefinde bulur. Geçmişin karanlığından çıkan bir adam için yeni bir
Ateş başındaki iki kişi sohbet ediyordu:
Yavuz: Ya Fikri, bu iş bana hiç doğru görünmüyor.
Fikri: Cesaretini topla be oğlum, yakalanmayacağız, ceza meza da almayacağız. Sen bana şu iki şehirli kız konusunda yardım et, ben sana Zarife konusunda yardım edeceğim. Tak bakalım maskeni.
Dün üç kız eve geldiklerinde bahçede(yeni yeni hava kararmaya başlamış) oturan Nezaket'in yanına doluşmuşlar, onu sarmalayıp
Kaburga, göğüs kemiği ve omurlarla birleşerek göğüs kafesini yapan, sağ ve solda 12 tane olmak üzere toplam 24 tane olan yassı kemiklerin her biri. Göğsü çevreleyen göğüs kafesinin paralel kemiklerini oluștururlar.
Üç genç kızın dağ atmosferinde geçen bu hikâyede, çiftlik evinde mutfak işleriyle uğraşan Zarife, şehirli misafirler Ayla ve Nur'la kısa bir kaçamak yapar. Ancak bu gezinti göründüğü gibi masum değildir. Şehirli kızların Zarife'ye karşı beslediği duygular, dağın serin havasında filizlenen bir aşk hikâyesinin başlangıcına işaret eder. Kırsal yaşamın
Yalnızlık duygusuna kapılan Zarife, odasına çekilip hüzünlenmek üzereyken, neşeli arkadaşları Ayla ve Nur'un beklenmedik daveti ruhunu aydınlatır. İçsel çatışmalarıyla boğuşan genç kız, arkadaşlığın sıcak kucağında teselli bulma fırsatıyla karşı karşıyadır. Kader, yalnızlığa mahkûm ettiğini düşündüğü hayatına umulmadık bir kapı aralar.
büyüklerin, çevrenin baskısı yoktu oralarda. Kafalarına eseni yapıyorlardı. Onlardan sıradan şeylerin hesabını soran yoktu, yok efendim, onunla ne konuştun, ona neden selam verdin, neden geç kaldın, onu yapma, şöyle hareket et, kadınlar konuşurken lap diye lafa girme, sessiz otur. Hayal kurma, düşündüklerin gerçek olmaz, hayaller başkadır, gerçekler başka,
Üniversitede ziraat mühendisliği okuyan Coşkun, yaz tatilinde aile çiftliğinde huzur buluyor. İşçilerle birlikte tarlada çalışmaktan keyif alan genç, hiçbir ayrıcalık beklemeden onlardan biri gibi davranıyor. Geçmişi düşünürken, doğayla iç içe yaşamanın ve emeğin tadını çıkarıyor. Bu samimi anlar, geleceğini şekillendiren değerli deneyimler sunuyor.
Güneş ışığı altında okulun futbol sahasında yalnız oturan 11 yaşındaki Sudenaz'ın iç dünyasına tanık oluyoruz. Dertli kız, dizlerini karnına çekmiş, etrafını izlerken bulduğu taş ve kiremit parçalarıyla betona şekiller çizmeye başlar. Çizdiği daireler, spiraller ve yıldızlarla bir an sıkıntısını unutsa da, içindeki huzursuzluk tekrar alevlenir ve onu hareket
KAPI AÇAN, CEBRAİL / ay ışığının arka sokaklarıyım / güneşin
Aşkın ve gençliğin saf heyecanını anlatan bu hikâye, 14 yaşındaki bir gencin ilk aşkı Nurgül'e olan duygularını samimiyetle aktarıyor. Yeşil gözlü, küt saçlı Nurgül'ü her teneffüs izleyen, onunla ilgili bilgi toplayan bir ergenin masumane takibi... Hayatın sonraki yıllarında yaşanan zorluklar ve acılar karşısında ilk aşkların nasıl unutulabildiğini sorgulayan,
Bu kısa metin, toplumda var olan farklı kadın kimliklerini karşılaştırıyor. Bir yanda özgür ruhlu, sınır tanımayan "üçgen kızlar", diğer yanda ise kurallara sıkı sıkıya bağlı, mükemmel görünmeye çalışan kadınlar. Yazar, bu iki uç arasındaki çelişkiyi ve gerçekte "özgür ruhlu kızların" nadirliğini sorgulayarak toplumsal beklentiler ve bireysel kimlik arasındaki
Ücra bir dağ köyünde, kışın kar altında izole yaşayan Azize ve ailesi, zorluklar içinde hayata tutunur. Felçli anneleri ve yaşlı babalarına bakan iki kardeş, dış dünyadan kopuk günlerinde gökyüzündeki kuş sürülerini izleyerek özgürlük hayalleri kurarlar. Yıpranmış kıyafetleri ve zorlu yaşamlarına rağmen, göçmen kuşların kanatlarında kendi hikâyelerini görür, hayal
Kurgu Boku Yok.
Yaşadiği Aci Gerçekler.
Aci Gerçekleri̇mi̇z Var İşi̇n İçi̇nde.
Şimdi Yak Bir Sigara / o şeye, artık o şey neyse
Hayranı Olduğum Tek Şey / hayranı olduğum tek şey: mücadele, /
2005 yılında şair bir arkadaşımla ortak bir kitap çıkardık, halen satıştadır, arama motorunda ararsanız çıkar: “İsa Kantarcı, Karma”, yazmaya şiirle başladım, birçok edebiyat dergisinde, gazetede şiir ve öykülerim yayınlandı. E Edebiyat Dergisi’nde 4 öyküm yayınlandı mesela. Senaristim. Sonra e kitap çıkarayım dedim, Çok okundu. Sitedeki okunma istatistiıklerimden bazıları: “İKİ KIZ BİR ERKEK" Burdaki oranı: 1202 okunma. "Şeftali Bahçesinde": 1876. "Köylü Kız Kezban": 8301. "Murat, Mevlüt, Muzaffer ve İsa:" 7546. "Saplantılı Aşk ve Yapayalnız Günler:" 5259. "Kurtlar ve İnsanlar:"13371 " : EN ÇOK OKUNAN ROMANIM. Basılma onayı alan kitabımı bitirmeye çalışıyorum. Ha, bu arada benim ilk yazdığım öykülerden biri: “İki Yalnız,” onu bu siteye yükledim, en çok okunan öykü oldu olmuştu. Siz o zaman yoktunuz! Kendimi aşarsam başarabilirim. Muazzam bir bioenerjim vardır. O sürekli kapasite patlaması halindedir. O yazdıklarıma geçer. Çemberin merkezinde, uzay, ülke, dünya, ruhlar alemi. Pes etmemeye dayalı yaşam tarzı.
samsun.
SEVİLMEMESİ GEREKENLERİ SEVER.
Uzay
Süssüz yalın dil.
jack london
charles bukowski