"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş zarif bir intiharıdır. Mürekkep, aslında gözyaşıdır." - Franz Kafka"

İsa Kantarcı

Yıl 3050 Türkiye

Bu metin, Türkiye'de yabancı göçmenlerin artışı ve toplumsal endişeler üzerine kurgusal bir senaryoyu anlatıyor. Uyarıların dikkate alınmadığı, halkın şikayetlerinin sonuçsuz kaldığı ve zamanla Suriyeli göçmenlerin ülkede güç kazanarak darbe yaptığı distopik bir gelecek tasvir ediliyor. Anlatıcı, bu olayları dedesinden dinlediği bir hatıra olarak aktarırken, göçmenlerin devlet kurumlarına sızması

Yıldız Adam Hatırası

Karlı bir şehirde, on yıllık hapis cezasını tamamlayan Hakkı'nın dramatik özgürlük günü. Dostunun evinde içki içerken, alacak-verecek meselesi yüzünden çıkan kavga ölümcül bir noktaya evrilir. Hakkı, arkadaşı Kadir'i öfkeli bir adamdan korumaya çalışırken, kendini tehlikeli bir bıçak saldırısının hedefinde bulur. Geçmişin karanlığından çıkan bir adam için yeni bir

İstanbul Sözleşmesi

Ateş başındaki iki kişi sohbet ediyordu:
Yavuz: Ya Fikri, bu iş bana hiç doğru görünmüyor.
Fikri: Cesaretini topla be oğlum, yakalanmayacağız, ceza meza da almayacağız. Sen bana şu iki şehirli kız konusunda yardım et, ben sana Zarife konusunda yardım edeceğim. Tak bakalım maskeni.

Dağın Atmosferine Kapılan Kızlar

Üç genç kızın dağ atmosferinde geçen bu hikâyede, çiftlik evinde mutfak işleriyle uğraşan Zarife, şehirli misafirler Ayla ve Nur'la kısa bir kaçamak yapar. Ancak bu gezinti göründüğü gibi masum değildir. Şehirli kızların Zarife'ye karşı beslediği duygular, dağın serin havasında filizlenen bir aşk hikâyesinin başlangıcına işaret eder. Kırsal yaşamın

Zengin Kız ve Tesisatçı Çırağı

Yalnızlık duygusuna kapılan Zarife, odasına çekilip hüzünlenmek üzereyken, neşeli arkadaşları Ayla ve Nur'un beklenmedik daveti ruhunu aydınlatır. İçsel çatışmalarıyla boğuşan genç kız, arkadaşlığın sıcak kucağında teselli bulma fırsatıyla karşı karşıyadır. Kader, yalnızlığa mahkûm ettiğini düşündüğü hayatına umulmadık bir kapı aralar.

Üç Kızın Yalnızlığı Yaz Gecesinde

büyüklerin, çevrenin baskısı yoktu oralarda. Kafalarına eseni yapıyorlardı. Onlardan sıradan şeylerin hesabını soran yoktu, yok efendim, onunla ne konuştun, ona neden selam verdin, neden geç kaldın, onu yapma, şöyle hareket et, kadınlar konuşurken lap diye lafa girme, sessiz otur. Hayal kurma, düşündüklerin gerçek olmaz, hayaller başkadır, gerçekler başka,

Şeftali Bahçesinde

Üniversitede ziraat mühendisliği okuyan Coşkun, yaz tatilinde aile çiftliğinde huzur buluyor. İşçilerle birlikte tarlada çalışmaktan keyif alan genç, hiçbir ayrıcalık beklemeden onlardan biri gibi davranıyor. Geçmişi düşünürken, doğayla iç içe yaşamanın ve emeğin tadını çıkarıyor. Bu samimi anlar, geleceğini şekillendiren değerli deneyimler sunuyor.

Şampiyon ve Aldatan Koca

Güneş ışığı altında okulun futbol sahasında yalnız oturan 11 yaşındaki Sudenaz'ın iç dünyasına tanık oluyoruz. Dertli kız, dizlerini karnına çekmiş, etrafını izlerken bulduğu taş ve kiremit parçalarıyla betona şekiller çizmeye başlar. Çizdiği daireler, spiraller ve yıldızlarla bir an sıkıntısını unutsa da, içindeki huzursuzluk tekrar alevlenir ve onu hareket

İlk Aşk

Aşkın ve gençliğin saf heyecanını anlatan bu hikâye, 14 yaşındaki bir gencin ilk aşkı Nurgül'e olan duygularını samimiyetle aktarıyor. Yeşil gözlü, küt saçlı Nurgül'ü her teneffüs izleyen, onunla ilgili bilgi toplayan bir ergenin masumane takibi... Hayatın sonraki yıllarında yaşanan zorluklar ve acılar karşısında ilk aşkların nasıl unutulabildiğini sorgulayan,

Hani Nerde O Başına Çiçeklerden Taç Yapmış Kızlar

Bu kısa metin, toplumda var olan farklı kadın kimliklerini karşılaştırıyor. Bir yanda özgür ruhlu, sınır tanımayan "üçgen kızlar", diğer yanda ise kurallara sıkı sıkıya bağlı, mükemmel görünmeye çalışan kadınlar. Yazar, bu iki uç arasındaki çelişkiyi ve gerçekte "özgür ruhlu kızların" nadirliğini sorgulayarak toplumsal beklentiler ve bireysel kimlik arasındaki

Dağ Köyünde Kız Kardeşler (Burma Kadayıf)

Ücra bir dağ köyünde, kışın kar altında izole yaşayan Azize ve ailesi, zorluklar içinde hayata tutunur. Felçli anneleri ve yaşlı babalarına bakan iki kardeş, dış dünyadan kopuk günlerinde gökyüzündeki kuş sürülerini izleyerek özgürlük hayalleri kurarlar. Yıpranmış kıyafetleri ve zorlu yaşamlarına rağmen, göçmen kuşların kanatlarında kendi hikâyelerini görür, hayal

Başa Dön