Reza Aşkı Sarraf Sevgisi
Bu bir sevgi ve aşksa nedenini anlayamadım gitti. Yok mu bana açıklayacak ileri görüşlü bir yetkili?
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
"Kurgu, hakikatin içindeki gerçeği anlatır. — Albert Camus"
Bu bir sevgi ve aşksa nedenini anlayamadım gitti. Yok mu bana açıklayacak ileri görüşlü bir yetkili?
Ve bugün; 2 Kasım…
Bugün güneş tahmin ettiğimden daha iki mızrak yüksekte doğdu.
Ülkem bugün bir başka aydınlık bir günle uyandı…
Evet; kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden, İslam’ın aydınlık mesajını kıskanan, onun ışığını söndürmek isteyen her tür güruhun şerrinden, hassaten bu süreçte kin
Kim bilir belki de bir rüya bu
Belki de bir ütopya
Herkes sorar bu soruyu Var mı böyle bir Dünya?
İnsan, ne zaman ki içindeki benlikten kurtulur, kötülüğü, çirkinliği yok eder, kendinden çok karşısındakini düşünür ve Tanrının istediği doğru ve dürüst bir
Maskelerden arınmış gerçek varlığımız bilinçdışımızda yatar, uyur gibi yapar. Bilincimiz, bilinçdışımızdaki en dizginlenmez duygu ve düşüncelerimizi gün yüzüne çıkartmamak, gizlemek için çabalar durur. Ancak oradaki baskın duygu ve düşünceler, bazen bilincin denetimden kaçar, dil sürçmeleri, espriler halinde dile yansır.
Bu gün 28 Şubat…
Ve bir zamanlar mahkemelik olup, şimdi beraat eden “Bir İdamlık Kent” adlı kitabımın ikinci baskısını yapmak üzere kitabı hararetle isteyip, sonra da “bu kitapta sen Müslümanları fişlemişsin” diye ‘kof’ mazeretler sunan Müslüman yayıncılara/arkadaşlara ne oluyor?
“Fişleme” dedikleri; söz konusu kitapta,
yanlışlarımızın farkına varmadan doğruları bulabilmenin mümkünatı var mıdır?
Birine kızmak, zehir içip başkasının ölmesini beklemek gibi birşeydir. BUDDHA
Ya Malatya’yı sana gereği gibi tanıtmadılar ya da sen Malatya’yı yanlış anlamışsın Fatma hanım. Hem yemeklerden çok Malatya’nın anlatılacak başka yönleri varken sen ne diye Viyana usulü şnitzel’le gündeme geldin ki?
İnan bu senin şansızlığın, bu saatten sonra kaç yazı yazarsan yaz seni hep Viyana usulü
Çay/ Şeker/ Kaşık/ Bardak/ Ses/ Tanrı/ El/ Beyin...
Şekerin karıştırılma sesinden kim sorumludur? Bu sesten kim rahatsız olur? Bu sesi nasıl azaltabilir veya yok edebiliriz? Bu saçma yazıyı kim okur? Tanrı var mıdır?
1 Mayıs’a örgütlü bir biçimde katıldıklarına ilk kez tanık olduğum, kocaman pankartlarının ardında, futboldaki sömürüyü algılamış, isyan eden taraftar grupları… Kolejliler ve Vosvosçular… Evet bu örgütlenmeleri, Taksim kutlamalarında, ben ilk kez görüyordum.
Oyuncuların, sinemacıların ve aklınıza gelen her meslek grubunun kortejleri de her zamankinden kalabalıktı…
Kulaklarım çınlamakta, başım dönmekte... İşitme kaybı yaşamaktayım. İnsanlar mırıldanmakta sanki yanımda. Duymak istemekteyim seslerin enerjisini. Cümle varlığımla katılmak istemekteyim hayat kitabına.
Bizim askerimizin adı Mehmetçiktir... Mehmetçiğin bir anlamı da Küçük Muhammed demektir. Her biri aslan kesilir cephe de her biri adeta Muhammed... Bir çok kanı bozuk askerden kaçmak için doktorlara para yedirip çürük raporu almaya kalkarken, kalp hastası olduğu halde, beni askere almıyorlar diye ağlayan şu Mehmetçik de ki
bizler neden karanlıkların aydınlatılması için çareler aramıyoruz?
... Yandaş iş adamları içinden bazılarının tezek ithalatına yöneleceklerini varsayabiliriz Yalnız, Yılmaz Özdil e göreyse tezekte KDV % 18 miş! İşte bu olmadı! Yine Yılmaz Özdil in yazısından anlıyoruz ki, pırlantada % 0 olan KDV, tezekte % 18. Vay anasını! Merkez Bankası döviz rezervi de yeterli değil sanırım.
Küçük kızımın 15 Aralık gecesi, bana anlattığı masalı, Pakistan’da ölen masum çocuklara adıyorum.
İpin ucunu bir kaçırırsak bir daha toparlamak çok zor olur. Eskilerin adabı muaşeret denilen görgü kuralları,
birbirimize yaklaşıp tanışırken takınılan tavır, hoşgörü,
tolerans her kapıyı açan sihirli anahtarlar gibidir. Hani
nerede kaldı bunlar. Saygılar.
Yine başarılamaz, sistemin ve küresel güçlerin seçeneklerinden medet umulursa yeni başkanın kısa sürede alaşağı edileceğini ve yeni diktatörlerin yaratılacağını bilelim. Kapitalizmin işleyişi böyle.
Eğitimde yıllardan beri işler tersine gitmektedir. Sıkça değiştirilen sistemler, her sistemle öğretmenin yetki ve otoritesi alınması,sözde öğrenci merkezli eğitim yöntemleriyle şımartılan öğrenciler, maaşıyla değer biçen bilinçsiz veliler ile arakablosu kullanarak bypas yollarla koltuğunu kadastro eden idareciler elinde öğretmen ne yapacağını bilemez haldedir.