Zeus'un Kızı; Sonsuzlukta Çocuk Kalmak
Küçük kızımın 15 Aralık gecesi, bana anlattığı masalı, Pakistan’da ölen masum çocuklara adıyorum.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Küçük kızımın 15 Aralık gecesi, bana anlattığı masalı, Pakistan’da ölen masum çocuklara adıyorum.
TV’nin karşısına oturduğum zaman yüzlerce kanalı zapingliyorum ve hiç bir şey seyredemedikten sonra basıyorum kırmızı düğmeye.
Maskelerden arınmış gerçek varlığımız bilinçdışımızda yatar, uyur gibi yapar. Bilincimiz, bilinçdışımızdaki en dizginlenmez duygu ve düşüncelerimizi gün yüzüne çıkartmamak, gizlemek için çabalar durur. Ancak oradaki baskın duygu ve düşünceler, bazen bilincin denetimden kaçar, dil sürçmeleri, espriler halinde dile yansır.
Allah cc. boşuna biz insanları ikaz etmiyor israf konusunda İsraf edenler şeytanların kardeşleri olmuştur. diye... Ne iftarda ne sahur da bir şey yiyemeden oruç tutan kardeşlerim, hakkınızı helal edin. Sizin o bir gün, iki gün, hatta daha da fazla günlerce sahursuz ve iftarsız tuttuğunuz oruçlara, Rabbımız bir güne
Öldükten sonra yakılan ağıtları duymaz ölüm.
Malatya Taşımalı Eğitimi Milli Eğitim Bakanına şikâyet ediyorum.
Şikâyet belki aciz kişi işi ama olsun, çünkü Malatya Taşımalı Eğitimi beni bu konuda aciz bıraktı.
Dolayısıyla; Milli Eğitim Bakanına da ‘açık mektup’ olarak sunuyorum bu yazıyı…
Gereğinin yapılması; -bir öğrenci velisi kimliğimle- arz
Unutamadığım şey ise, gecenin bir yarısında bir heyula gibi ben uyurken yanıma gelip, “Arkanı dön, iğne yapacağım ve kolundan kan alacağım” diyen esmer, azgın bakışlı, hiç gülmeyen, o sert sesli hemşire idi. Onu asla unutmayacağım.
Farkına varmak şu günlerde inanın en çok ihtiyaç duyduğumuz bir gereksinim. Deyim olarak gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek anlamak, ama gelin görün ki birkaç gündür kayıp olan, Eylül kızımızın vahşi ve hunharca bir cinayetle hatta söylenilmesi utanç verici taciz olayıyla hayatının son bulması bizi kahır etti
Sevgiyi somut bir hale dönüştürmek için, bedeni kullanmak yerine, maddeyi kullanmak, en ufak bir aksaklık veya hata ile yüz yüze geldiğimizde, sorgulamadan, bencilce, onu çöpe atabileceğimiz anlamına geliyor ki, bu bir ironi. Çünkü sahip olması bu kadar zor, ne kadar az şey var hayatta.
Onlar üniversitede "ilim" değil "bilim" görmek istiyor, süslü püslü pahalı takım elbiseler giymiş sonradan görme siyasetçiler, küçümseyen bakışlar, ya da, düzenin zengin ettiği sermaye adamlarını görmek istemiyorlar, "bilim adamı" görmek istiyorlar. Çok bilmiş söylemler duymak istemiyorlar.
Birkaç, konumuna göre birçok konuda olduğu gibi, sağlık
konusunda da, yönetimle, doktorlar arasında tam gün
tartışması yaşanmıştır. Afrikalılar ülkemden doktor geldi diye
sevinirken, ülkem yurt dışından doktor ithal etmektedir.
Operatör Doktorluk dalında Özel - Tüzel farkı ne yazık ki
Biz Malatyalılar olarak Vali Doç. Dr. Ulvi Saran’ı; ismi gibi biliriz…
Vali Ulvi Saran; ismi gibi benzersiz özellikler taşıyan bir validir…
O, hem Ulvi’dir hem yaralarımızı Saran’dır….
özgürlüğümüzün farkında olduğumuz sürece özgürüz ama kendi sınırlarımızı da aşmadan.
Deli Hasan rolünseki Özmert Kıran’ı izlerken yıllar öncesine gittim. 1980’li yıllardaNKL’de oynadığım yıllar bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Edebiyat Öğretmenimiz Kemal Çobanoğlu’nun büyük bir özveri ile yönettiği “Cumhuriyet Çocukları”, “Cimri” ve “Hastalık Hastası” oyunları geldi. Çok zevkli ve eğlenceli anlar yaşamıştık. Kemal Hoca sayesinde tiyatro sevdasına
... Yandaş iş adamları içinden bazılarının tezek ithalatına yöneleceklerini varsayabiliriz Yalnız, Yılmaz Özdil e göreyse tezekte KDV % 18 miş! İşte bu olmadı! Yine Yılmaz Özdil in yazısından anlıyoruz ki, pırlantada % 0 olan KDV, tezekte % 18. Vay anasını! Merkez Bankası döviz rezervi de yeterli değil sanırım.
Ne hikmetse Malatya’da, birkaç yılda bir, bir fitne davulu çalınır…
1978’de Fendoğlu olaylarıyla Malatya yağmalandı…
1999’da başörtüsü meselesiyle sallandı…
2007’de baş kesmelerle anıldı…
Aradan çok zaman geçmemiş ki bu kez Sürgü’deki davulcunun tokmağıyla uyandı…